TFF 1. Lig'de liderliğini sürdüren Amedspor'un başkanı Nahit Eren, dün Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nu ziyaret etmişti. Görüşmenin içeriği hakkında bir açıklama yapılmadı.
Amedspor'un bu ziyareti TFF 1. Lig'de play off potasında olan rakiplerinden Çorum FK'yı karıştırdı.
VANSPOR MAÇINDAN SONRA TEPKİ GÖSTERMİŞLERDİ
Çorum FK, ligdeki son maçında Vanspor FK'ya deplasmanda 3-1 yenilmişti.
Bu maçın ardından Çorum FK'da maçın hakemlerine büyük tepki gelmişti.
Maçın hakemi Atilla Karaoğlan'ın yanlı ve skandal kararlarıyla maçın önüne geçtiği ileri sürülmüştü.
Çorum FK Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu da şunları söylemişti:
"Aslında her şey bizim lehimize iyi gidiyordu. 1-0'ı bulduk ve ikinci golü de attık ama normalde VAR sisteminin net faul olmayan pozisyonlarda karışmaması gerekiyor, maalesef karıştı. Maç 2-0 olacakken bir anda 2-1'e döndü. Bütün fauller aleyhimize çalındı. Hakemi konuşmak istemiyorum ama maçın önüne geçtiğini düşünüyorum. 2-1'den sonra bulabileceğimiz gol pozisyonu vardı değerlendiremedik, kaybettik, üzgünüz. Maçın bizden alınıp bu tarafa verildiğini düşünüyorum. Bizi hedef gösterdiler, haftalardır işte kollanıyorlar, birileri düğmeye basmış, üzücü bir durum. Buradan daha güçlü ayağa kalkmak zorundayız. Bundan sonrası için de Vanspor'a başarılar dilerim."
"ÇORUM FK NEYİ BEKLİYOR?
Bu gelişmelerin ardından Amedspor Kulübü Başkanı Nahit Eren'in TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nu ziyaret etmesi Çorum'da okların kulüp yönetimine çevrilmesine yol açtı.
Çorum Haber gazetesi de konuyla ilgili yaptığı haberinde asıl mücadelenin sahada kazanılan emeğin korunabildiği noktada başladığı vurgulandı.
"Çorum FK neyi bekliyor" başlıklı haberde kullanılan ifadeler şöyle:
"Türkiye’de, özellikle TFF 1. Lig ve alt liglerde rekabet ne yazık ki sadece sahada yaşanmıyor. Asıl mücadele, sahada kazanılan emeğin korunabildiği noktada başlıyor. Kulüp başkanlarının TFF’yi ziyaret etmesi; baskı kurmak için, gerektiğinde destek görmek, sürecin içinde olmak için olabilir. Çorum FK da TFF’yi ziyaret etmelidir ve son derece doğaldır. Bu adım bir ayrıcalık talebi değil, eşit mesafe ve adil yönetim beklentisini açıkça ortaya koymak için adalet çağrısıdır.
Sessiz kalan, kendini doğru şekilde temsil edemeyen kulüpler zamanla görünmez olur; görünmez olanın emeği ise kolayca heba edilir. Sahada kazanılan hiçbir başarı masa başında tartışmaya açılmamalıdır. Bu nedenle kulüplerin kurumsal duruş sergilemesi, hakkını doğru zeminde ve doğru dille savunması öncelikli görevidir. Güçlü kulüp olmak; gürültü çıkarmakla değil, hakkını bilmek ve kararlılıkla sahip çıkmakla mümkündür."