Cengiz Karagöz - Halktv.com.tr - Özel Haber
Gaziantep’te, iktidara yakınlığıyla bilinen iş insanı Hanifi Şireci’ye ait Sırma Halı fabrikasında ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle eyleme geçen işçilere destek verdiği basın açıklaması nedeniyle 16 Mart'ta tutuklanan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen hakkında iddianame hazırlandı.
Savcılık, Türkmen’in yaptığı konuşma nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işlediğini öne sürdü. Türk Ceza Kanunu’nun 53/1 maddesi kapsamında siyasi yasak talebinde de bulunulan iddianamede, Türkmen hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması halinde cezanın yarı oranında artırılabileceği de belirtildi.
İddianamede, Türkmen’in işçilerle yaptığı konuşmanın görüntülerine de yer verildi. Mehmet Türkmen'in tutuklanmasına neden olan konuşmasında şu ifadeler yer aldı: "Siz bugüne kadar bu Başpınar’da sizin patronunuz başta olmak üzere, Şireci başta olmak üzere işçinin hakkını yemeyen bir tane patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, hepsi işçinin rızkına çöküyor, hepsi işçinin hakkını yiyor, hakkını çalıyor. Öyle değil mi? Siz bugüne kadar bu Şireci’de daha iki ay önce işçinin iki tane kolu koptu ya, işçi öldü burada ya. Bugüne kadar bir tanesi için bunları hesap soran oldu mu? Olmadı. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değildir. İşçi hak arayınca sendikacısını tutuklar, copuyla karşısına dikilir, yasak kararı getirir, öyle değil mi?...”
"PATRONLARIN HİÇBİRİ HAKKINDA BİR CEZAİ YAPTIRIM UYGULANMADI"
Söz konusu konuşmanın kendisine sorulması üzerine Türkmen söz konusu konuşmayı yaptığını kabul etti. Söz konusu fabrikada yaşanan bir iş kazasında iki kolunu kaybeden işçinin 'şikayetçi olmaması iddianamede 'delil' olarak sunuldu. Türkmen ise iş davası sürelerinin uzun olduğunu ve yoksulluk nedeniyle tedavi olamamaktan korktukları için işçilerin iş kazalarında şikayetçi olmaktan çekindiklerini hatırlattı.
İşçilere yönelik çok sayıda hak ihlali olmasına karşın işverenlerin cezalandırılmadığını öne süren Türkmen'in savunmasında şu ifadeler yer aldı:
"Bu konuşmayı ben yaptım. Konuşmanın başında yasalar işçileri korumuyor ve patronların işçilere karşı işlediği bütün suçlar yasaları açık açık çiğnemelerine karşın devletin kurumları hiçbir şekilde hiçbir patrondan hesap sormuyor. Gaziantep'te Başpınar OSB bölgesinde sadece son bir yıl içerisinde çok sayıda fabrikada işçilerin sakat kalması veya ölümü ile sonuçlanan pek çok iş kazası yaşandı. Bunların hepsinde de patronların açıkça sorumlulukları olmasına rağmen bu patronların hiçbiri hakkında bir cezai yaptırım uygulanmadı. Aynı şekilde yine son bir yıl içerisinde OSB bölgesinde binlerce işçi yasal hakları gasp edilerek hukuksuzca işten atıldılar. İçerideki hak edilmiş ücretleri ve tazminatlarına patronlar tarafından el konuldu ve işçilere verilmedi.
Bu da suç olmasına rağmen hiçbir şekilde bu patronlara ilgili kurumlar tarafından hiçbir yaptırım yapılmadı. Bunun gibi çok fazla örnek sayabilirim ancak gerek yok. Patronların işçilere karşı işlediği suçlar karşısında devletin ilgili kurumlarının tutumu bu iken işçiler hak aradığında en meşru demokratik anayasal haklarını kullandıklarında dahi ne yazık ki kolluk kuvvetlerini ve valiliğin hukuksuz yasak kararlarını karşısında bulmaktadırlar. Bu konuşmada tam da bu hukuksuzluğa ve eşitsizliğe ve adaletsizliğe BİRTEK-SEN başkanı olarak vurgu yapmak istedim.
KOLLARI KOPAN İŞÇİ "ŞİKAYETÇİ OLMADI" DİYE "KANIT" SUNULMUŞ!
Ben sendika genel başkanı olduğum için işçilerin uğradığı haksızlıkları ve taleplerini dile getirmek gibi bir sorumluluğum var ve bu sözlerde tamda işçilerin uğradığı gerçek ve somut haksızlıkları dile getirmek üzere söylediğim sözlerdir. Benim amacım halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek veya aşağılamak değildi. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Halkın ve işçilerin açıkça uğradığı haksızlığı ve hukuksuzluğu dile getirmek halkı kin ve nefrete teşvik etmek değildir tam aksine bu haksızlığa ve bu hukuksuzluklara göz yuman yetkililer ve yöneticilerdir.
Bana gösterdiğiniz ifadelerde iş kazası mağduru olan iki kolunu kaybeden M. D. isimli işçinin patronundan şikayetçi olmadığına dair beyanını ve iş yerindeki bir sorumlunun iş kazasına dair gerekli bütün sorumluklarını yerine getirdiklerine dair beyanını bu konuda gerekli incelemelerin, soruşturmaların yapıldığının belgesi ve kanıtı olarak sundunuz. Oysa ülkemizde her yıl ortalama iki bin işçinin iş cinayetlerine kurban gittiği ve on binlercesinin de iş kazalarında sakat kaldığını ve bunların büyük bir çoğunluğunda iş kazası geçiren işçilerin veya iş kazasında hayatını kaybeden işçi yakınlarının iş veren tarafından eğer şikayetçi olursanız hem tedavi ücreti hem hiçbir hakkının verilmeyeceği ve yıllarca mahkemelerde sürünmek zorunda kalacağı yönünde tehdit edildiklerini, bu tür iş kazası davalarının yani mağdur şikayetçi olduğunda ortalama 5-8 yıl arası sürdüğünü ve çoğunlukla da sakat kalan yani artık ailesini geçindirmek için ekonomik imkanını kaybeden ve patronunun vereceği üç kuruşa muhtaç olan iş kazası zedelerinin çaresizce şikayetlerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını, bu ülkede yaşayan her vatandaşın bildiği gibi bu soruşturmaları yürüten emniyet ve yargı çalışanlarının da bilmesi gerektiğini bekliyor insan.
Keşke benim bu ülkede haksızlığa uğrayan işçiler için hukuk ve adalet olmadığına dair sözlerime karşılık karşıma koyduğunuz M. D. isimli şahsın belgeleri yerine şimdi burada tek tek sayamayacağım ama istenirse tek tek ayrıntılı bir şekilde bilgisini paylaşabileceğim işçilerin ölümünden sorumlu olup da yakınları şikayetçi olduğu halde işçilerin sakat kaldıktan sonra şikayetçi oldukları halde hiçbir cezai yaptırıma uğramayan örnekleri de sorup getirseydiniz. Bu konuşmayı ben yaptım. Amacım bunları söylemekti. Benim amacım halkı yanıltıcı bilgi vermek değildi. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum."