KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'dan Halk TV'ye çarpıcı açıklamalar

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Halk TV'ye özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gazeteci Uğur Dündar'a konuşan Erhürman; Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole olmuş şekilde yaşamayı hak etmediğini belirterek, "Bizim hakkımız dünyayla buluşma hakkıdır ve biz buna hazırız," dedi. Erhürman, eşit şartlar sağlanmadan çözüm masasına oturmayacaklarını vurguladı.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'ni yüzde 64 ile kazanan Tufan Erhürman, Halk TV'ye özel açıklamalarda bulundu.

Halktv.com.tr yazarı duayen gazeteci Uğur Dündar'a röportaj veren Erhürman, Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole olmuş şekilde yaşamayı haketmediğini belirterek, "Bizim hakkımız dünyayla buluşma hakkıdır ve biz buna hazırız" dedi.

Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin de konuşan Erhürman, eşit şartlar sağlanmadan masaya oturmaya sıcak bakmadığını vurguladı.

ERHÜRMAN'DAN HALK TV'YE ÇARPICI AÇIKLAMALAR

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Halk TV'de gazeteci Uğur Dündar'ın sorularını yanıtladı.

19 Ekim 2025'te yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nde aldığı yüzde 63'lük oy oranına ilişkin Erhürman şunları söyledi:

  • "Bir kere yüzde 63 tabii çok geniş toplum kesimlerini kapsayan bir rakam. Katılım da yüksekti bizim buradaki seçimlerin genel katılım oranlarına bakıldığında. Ve o yüksek katılım için, yüksek sayılabilecek katılım için de bir yüzde 63'ten bahsediyoruz. Bu da toplumun tüm kesimlerinden oy alındığını gösteriyor."
  • "Bir kere dışarıya ne mesaj verdiğinden ziyade birinci mesajı kendime alıyorum açıkçası. Ve büyük bir sorumluluk olarak tanımlıyorum bunu. Toplumun sadece bir kesimini değil, çok geniş kesimlerini temsil etme sorumluluğu, yükümlülüğü bana yükleyen bir oran bu. Dolayısıyla göreve gelince de bunun bilinciyle hareket etmeye çalışıyorum. Yani kapsayıcı bir oran. Toplumun tamamını kucaklama sorumluluğu yükleyen bir oran. Ben bunun bilinciyle hareket ediyorum."

Kıbrıslı Türklerin seçime yoğun katılım sağlaması ile Kıbrıs sorununun çözümü için iradesi gösterdiğini vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk Halkı bir çözüm iradesi ortaya koyuyor. Tabii ki bu çözüm iradesinin modellemesiyle ilgili bu %63'ün içinde farklı kesimler var. Ama Kıbrıs Türk Halkı diyor ki ben Kıbrıs sorununun çözümlenmesini istiyorum. Ortadaki belirsizliğin, öngörülemezliğinin kalkmasını istiyorum. Bu talebi bütün dünyaya aslında ilan ediyor" dedi.

Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunun altını çizen KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir. Kıbrıs Rum halkı ne kadar egemense o kadar egemendir" diyerek şöyle konuştu:

  • "Ne Kıbrıs Rum halkının egemenliği üzerinde gözü vardır ama ne de kendi egemenlik haklarından vazgeçecek olan bir halktır. Ve Kıbrıs Türk halkı eşitlik, egemenlik ve güvenlik haklarından vazgeçmeksizin bir Kıbrıs sorunu çözümü tahayyül etmektedir."

"BİZİM HAKKIMIZ DÜNYAYLA BULUŞMA HAKKIDIR VE BİZ BUNA HAZIRIZ"

"Kıbrıs Türk halkı dünyaya şunu da söylemektedir" ifadesini kullanan Erhürman, "Biz dünyadan yalıtılmış bir şekilde, izole olmuş bir şekilde yaşamayı hak etmiyoruz. Bizim hakkımız dünyayla buluşma hakkıdır ve biz buna hazırız" şeklinde konuştu.

Kıbrıslı Türklerin modern bir kurumsal yapıyı istediği için seçimlerde kendisini tercih ettiğini ifade eden Erhürman şu değerlendirmeyi yaptı:

  • "Kıbrıs Türk Halkı diyor ki ben burada modern bir kurumsal yapıyı arzu ediyorum. Çünkü aday olarak ben bütün seçim boyunca aslında bu taahhütle bulunmuştum. Son olarak bir de en çok vurguladığım, takip edenler bilir, çocuklar üzerinden bir gelecek tahayyülü idi. Kıbrıs Türk Halkı'nın aslında hepsinin ortaklaştığı, yani yüzde yüzünün ortaklaştığı şey Kıbrıs Türk Halkı çocuklar dendi mi, akan suların zihninde durduğu bir halktır. Dolayısıyla çocuklarımızın geleceği açısından da dünyayla buluşmuş, dünya diliyle konuşan, dünyada hak ettiği yeri alan, İnsanlarımız olsun, gençlerimiz olsun, çocuklarımız olsun mesajıdır bu. Bunun için de güçlü, modernleşmiş bir kurumsal yapı mesajıdır."

"TÜRKİYE İLE İYİ İLİŞKİLER İÇİNDE OLMAMIZ GEREKİYOR"

Seçim döneminde kendisine yönelik 'Türkiye ile ilişkileri askıya alacak' şeklindeki iddialar ile ilgili de konuşan Erhürman, "Seçim kampanyasında bir negatif propaganda yöntemi kullanıldı. Ve sürekli olarak benim Türkiye ile çatışma içerisinde olan ve seçilirse de öyle olacak olan biri gibi tasvir edilmem çabası orada görüldü. Aslında bunun böyle olmayacağını beni tanıyan herkes bilirdi" diyerek şunları söyledi:

  • "Türkiye Cumhuriyeti ile doğru zeminde iyi ilişkiler içerisinde olmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti bizim kardeş ülkemiz. Oradaki halk bizim kardeşimiz. Başbakanlık yaptım bu ülkede. Başbakanlığım süresi boyunca da hep aynı şeyi söyledim. Türkiye Cumhuriyeti ile doğru zeminde iyi ilişkiler içinde olmak gerekiyor. Ama nedense seçim döneminde Türkiye'den çok duyulmadı bu. Seçim bitti, sonuçlar ilan edildi. O gece yaptığım konuşmayla ilk defa sanki duyuluyor gibi oldu.
  • "Sanki yeni bir şey söylüyormuşum gibi. Oysa benim bütün siyasi hayatım boyunca söylediğim bir şeydir bu. Evet, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs, Türk Cumhuriyeti ilişkileri doğru zeminde en iyi ilişkiler olmak durumunda, zorunda. Bu zaten bizim tarihsel sosyolojik kültürel bağlarımızın da bir gereği."

Türkiye Cumhuriyeti'nin adada garantör ülke olduğunu hatırlatan Erhürman, "Dolayısıyla Kıbrıs torununun çözümü üzerinde çalışacaksanız tabii ki Türkiye Cumhuriyeti ile istişare içerisinde olmanız gerekir" dedi.

"SEÇİM DÖNEMİNDEKİ TARTIŞMALAR GERİDE KALDI"

Seçimleri Ersin Tatar'a karşı kazanmasının ardından Türkiye'de çıkan tartışmalara da değinen Tufan Erhürman, "Evet, seçim döneminde bir takım tartışmalar yaşandı ama seçimin bitişiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere Tebriklerini de ilettiler, takdirlerini de ilettiler" dedi.

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yaptığı ziyarete ilişkin ise Erhürman, "Görüşmelerimiz de son derece olumlu havada gerçekleşti" diyerek şunları söyledi:

  • "Dolayısıyla seçim dönemindeki o negatif propagandanın aslında bir zemini olmadığı noktasında herhalde artık hepimiz hemfikiriz. Dolayısıyla önümüze bakıyoruz."

Birleşmiş Milletler ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Kıbrıs sorununa ilişkin kurulan çözüm masasına dair Uğur Dündar'ın "Kıbrıs sorununun çözümünde şu anda görüşme masasındasınız, uygun ilerlerse daha sonra müzakereye geçeceksiniz. Ama bu süreçte olmazsa olmazımız siyasi eşitliktir dediniz. Bunu açar mısınız?" şeklindeki sorusuna Erhürman şöyle yanıt verdi:

  • "55 yıllık hayatımın muhtemelen aşağı yukarı 40 yılını Kıbrıs sorunuyla bir biçimde ilgilenmek zorunda kalarak geçirdim. Yani zorunda kalaraktan kastım. Bir Kıbrıs'ı Türk'seniz, özellikle de hukukçuysanız, akademisyen de olduysanız bir biçimde bu sorunla didişmek durumundasınız tabiri caizse. Dolayısıyla bu geçmiş bana ve benim halkıma bir şey öğretiyor. Yani hani hep kullanırım, meşhur dizedir, çok da severim, yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var dizesini. Bizim de yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz şeyler var Kıbrıs sorununa ilişkin."

"RUM TARAFI KAYNAKLARI PAYLAŞMAK İSTEMİYOR"

Geçmişteki çözüm müzakerelerden çıkarımlar elde ettiğini ifade eden Erhürman, adadaki problemin kaynak paylaşımından oluştuğunu belirtti.

"Benim en temel çıkarımım bütün bu müzakere süreçlerinden Rahmetli Denktaş'tan
başlayarak bugüne kadarki müzakere süreçlerinden en temel çıkarımım şu ki Türkiye
Cumhuriyeti yetkilileri de bunu aslında söylüyorlar"
diyen Erhürman şöyle konuştu:

  • "Kıbrıs Rum liderliklerinin bugüne kadar Kıbrıs'ta iktidarı, erki ve Kıbrıs'ın doğal zenginliklerini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor oluşudur. En temel problem. Ve yaşadığımız müzakere süreçlerinde özellikle biliyorsunuz pik yaptığı yani zirveye ulaştığı iki dönem var. Biri 2004 Annan Planı referandumları, bir de 2017 Cran-Montana süreci. İkisinde de aslında hayırın, yani Kıbrıs Rum liderliğinden yükselen hayırın, aslında siyasi eşitliği kabul edememe, kendi toplumuna anlatamama endişesi gibi şeyler olduğunu hep gördük."

"ÇÖZÜM OLSUN DİYE MÜZAKERE ETMEK İSTİYORUZ"

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Cran-Montana sürecinin ardından farklı çözüm yolları olması gerektiğini belirtmesinin olumlu bir yaklaşım olduğunu ifade eden Erhürman, "Bugüne kadarki süreçlerden farklı bir süreç arıyor Sayın Guterres. Biz de o zaman bir model geliştirdik ki bunu seçim sürecinde de değil, seçim sürecinin çok öncesinden itibaren geliştirip bütün uluslararası toplumdaki muhataplarımızla paylaştık. Dedik ki bir kez daha müzakere olacaksa biz müzakere olsun diye müzakere etmek istemiyoruz. Çözüm olsun diye müzakere etmek istiyoruz. O zaman bugüne kadar ki pratikten, deneyimlerden ders çıkarmak gerekiyor" diyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

  • "Madem ki ilk çıkardığımız ders siyasi eşitliğin Kıbrıs Rum liderliklerince bugüne kadar kabul edilmemiş olmasıdır. Masaya oturmadan önce bunun kabul görmesi gerekir ki oturduğumuz masa gerçekten Sayın Guterres'in tarif ettiği gibi result oriented yani sonuç odaklı bir masa olsun. Biz böyle genel yıllarca masalarda dirsek çürüteceğimiz Ama statü konunun da aynı kalacağı, dolayısıyla Kıbrıs Rum Liderliğinin tırnak içinde kullanıyorum, 'Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında bütün dünyada tanınmış BM üyesi, AB üyesi, bir sürü ülkeyle anlaşmalar imzalayan bir ülke olacağı, bizim de tanınmamış bir devlet olarak burada dünyadan izole bir şekilde var olacağımız bir yapıyla masada devam etsin, statükoda devam etsin' yaklaşımında yokuz. O yüzden siyasi eşitlik yoksa daha görüşme masasında boşuna müzakere masasına oturmayalım."

ERHÜRMAN'DAN ÇÖZÜM İÇİN EŞİTLİK VURGUSU

"Siyasi eşitlik kabul edilirse anlayacağız ki Kıbrıs'ın liderliği bu defa farklı olarak bizimle gerçekten bu adada bir şeyleri paylaşmaya hazır hale gelmiş. O zaman değer denemeye" diyen Erhürman sözlerini şöyle sürdürdü:

  • "Ama buna hazır değillerse bilecekler ki Kıbrıs Türk halkı siyasi eşitliğin olmadığı hiçbir anlaşmaya evet demez, hiçbir müzakere masasında yer almaz, hiçbir noktada buluşmak mümkün olmaz. O yüzden bu bizim çok temel bir tezimiz. Bütün seçim boyunca da bunu halkımızla paylaştık, onun öncesinde de paylaştık. Seçimden sonraki tavrımız da bu oldu."
  • "Şimdi Kıbrıs Rum liderliği zaman zaman bunu bir pazarlık konusu haline getirmeye çalışıyor. Tamam biz siyasi eşitliği kabul edelim ama siz de bize karşısında şunu verin, bunu verin diyor. Bizim tavrımız çok net. Bu pazarlık konusu değil. Bu, bu işin özü. Burada bir şeyi paylaşmaya hazır değilseniz zaten çözüme hazır değilsiniz demektir. Dolayısıyla bu bir al-ver konusu, bir pazarlık konusu değil."

"RUM HALKI NE KADAR EGEMENSE BİZ DE O KADAR EGEMENİZ"

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman sorunun çözümüne ilişkin ise şunları söyledi:

  • "Biz şu anda hani başta tanımladık dedik ya biz bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biriyiz. Rum halkının egemenliğinde gözümüz yok ama Rum halkı ne kadar egemense biz de o kadar egemeniz. Bu adanın her neresinde ne çıkıyorsa biz bunun ortağıyız, eşit ortağıyız. Bu ilkelerden hareketle biz diyoruz ki bugün Kıbrıs-Rum kesimi belli konularda dünyanın çeşitli ülkeleriyle anlaşma imzalıyor. Ve adanın tamamı adına bunları imzalıyor."
  • "Biz de diyoruz ki bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Çünkü biz iki eşit kurucu ortaktan biriyiz, hukuk bunu söylüyor. Ama fiili durumda siz sanki biz bu adada yokmuşuz gibi davranıyorsunuz. Biz sürekli bir yok sayılan, görmezden gelinen bir halk olarak aslında bir şey yaşamak zorunda bırakılıyoruz sizler tarafından. Biz bunu kabul etmiyoruz. Paylaşmaya hazırsanız paylaşmaya hazırız. Çünkü biz sizin egemenlik haklarınızda gözümüz yok. Ama kendi egemenlik haklarımızdan da vazgeçmeyiz. Bunu paylaşmanın yolu da siyasi eşitliktir."

"Gelin bu konuda anlaşıyorsak, müzakere masasına oturmaya değer. Değer ama bir şartımız daha var biliyorsunuz. Müzakere masasında da bir zaman sınırlaması olacak" diyen Erhürman, Rum tarafına şöyle seslendi:

  • "Yani böyle 10 sene sürecek, 15 sene sürecek bir şeyden bahsetmiyoruz. Çünkü bu kaçıncı Yani bizim halkımızın yeni bir hayal kırıklığına tahammülü yok. Bunu bileceksiniz. Oturursanız otururuz, oturmazsanız var olan durumda biz kendi yapımızı kurumsallaştırmaya devam ederiz."

GKRY'NİN YAPTIĞI ANLAŞMALARA YANIT

"Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki garantörlük yetkisi, uluslararası anlaşmalarla teyit edilmiş bir garantörlük. Fakat Güney Kıbrıs Rum yönetimi buna karşı çıkarken bir yandan da kendisi bazı emperyalist ülkelere üstler tahsis ediyor. Böylece tüm adanın güvenliğini tehlikeye atıyor. Ayrıca bu coğrafyanın Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs'a birlikte sunduğu doğal enerji kaynaklarını Katar'la, İsrail'le, Mısır'la, Amerika Birleşik Devletleri'ne ait şirketlerle paylaşma yoluna gidiyor. Oysa burada Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının da bir payı var. Bu konuda mücadeleyi nasıl sürdürmeyi planlıyorsunuz?" sorusunu yönelten Uğur Dündar'a KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman şu yanıtı verdi:

  • "Bizim haklarımızı sürekli ve her platformda hatırlatma, gündeme getirme yükümlülüğümüz var. Zaman zaman şöyle düşündüğümüz oluyor; hani buralarda halk arasında söylenen, ‘Kıbrıslı Türkler kendilerini dünyanın merkezi zanneder,’ gibi bir laf vardır. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki uluslararası ilişkiler boyutu içerisinde hiç kimse, bir diğerinin haklarını kendiliğinden öğrenmek için uğraşmıyor. Öğrendiği zaman da bunları mutlaka koruyacağı ya da bunlara saygı duyacağı beklentisine girmek, günümüz dünyasında çok gerçekçi değil. O yüzden sizin bıkmadan, usanmadan her platformda kendi haklarınızı bir şekilde gündeme getirmeniz ve muhataplarınızın bilgisine sunmanız gerekiyor. Bir süredir bu çabayı yeterince veremediğimizi düşünüyorum; bunu çok daha yoğun yapmamız lazım."
  • "Bugün aslında burada bir paradoks var, değil mi? Bir taraftan Kıbrıs Rum liderliği bildik ezberle; ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü vardır ve bu, Avrupa Birliği üyesi olmuş bir ülke açısından bir anomalidir,’ gibi tanımlar getirmeye çalışacak; diğer taraftan ise İsrail, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve hatta Hindistan ile birtakım anlaşmalar içerisine girecek. Bunlar enerjiyle, deniz yetki alanlarıyla ve güvenlikle ilgili olacak. Üstelik şunu da bilecekler: Kendisinin yürürlükte olduğunu iddia ettiği 1960 Anayasası’na göre bile Kıbrıslı Türklerin bu konuların bazılarında veto hakkı vardır; örneğin güvenlik konusunda veto hakkı mevcuttur."
  • "Dahası, bu alınan kararlar güvenlik açısından birtakım riskler üretiyorsa —ki üretiyor— o riskler sadece kendi halkını değil, adanın kuzeyinde yaşayan Kıbrıs Türk halkını da etkileyecektir. Buna rağmen kendi başlarına kararlar almaya devam edecekler. Peki, biz bunu dünyaya anlatmayacak mıyız? Söylediğimizde, anlattığımızda her şey hemen değişiyor mu? Hayır. Ama anlatmadığımız zaman bilgi dahi oluşmuyor, bu konuda bir hassasiyet gelişmiyor."
  • "O yüzden benim vurgum hep şu oldu: Enerji, deniz yetki alanları, ticaret yolları, güvenlik, hidrokarbon veya AB vatandaşlığı söz konusu oldu mu, bunlar ortak egemenlik alanlarıdır. Siz, bizim irademiz olmaksızın ve bizi görmezden gelerek bu alanlarda karar üretemezsiniz; bu adanın hukuki statüsü buna izin vermez. Bunları yapmaya devam ediyor olmanız, fiilen haklarımın ihlal edildiği anlamına gelir ama haklarımın hukuken yok olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla ben bu haklar için, halkımın hakları için mücadele etmeye devam edeceğim."

"KARA PARA İLE MÜCADELE EDİYORUZ"

KKTC'nin yasa dışı bahis ve kara paranın merkeziymiş gibi anılması ile ilgili Uğur Dündar'ın , "Bu itibarsızlaştırma çabalarıyla nasıl mücadele etmeyi düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna Erhürman şöyle yanıt verdi:

  • "Cumhurbaşkanlığa geldiğim günden itibaren, aslında daha öncesinden başlayarak hep şunu söyledim, yani bizim kara parayla, mafyayla ilgili sorunumuz yok demiyorum ben. Yani birçok ülkenin olduğu gibi bizim de bu alanlarda sorunlarımız var. Ama önemli olan şu, biz bundan ibaret değiliz. Biz sanki bundan ibaretmişiz gibi bir algının bizimle ilgili oluşmasından rahatsız oluyoruz. Yoksa bu alanlarda problemlerimiz var ve biz bunlarla mücadele ediyoruz.
  • "Ben de buraya geldim, geleli en önemli çalışma alanlarından biri bu. Ama yani mesela Türkiye Cumhuriyeti'nde yayınlanan bazı diziler aracılığıyla, yapılan bazı haberler dolayısıyla, Youtube'da yer alan yorumlar dolayısıyla ki onları da kötü niyetli olarak yorumluyor değilim ama totalde algı Öyle bir yere varıyor ki biz bundan ibaretiz. Oysa aynen tarif ettiğiniz gibi burası doğal açıdan, kültürel açıdan, tarihi açıdan çok büyük zenginliklere sahip bir yer ve burası gerçekten bir turizm markası olabilecek bir yer ve bizim de çabamız bununla ilgili."

"KKTC'Yİ DOĞRU TANITMAMIZ LAZIM"

"Hem Türkiye'ye hem dünyanın her tarafına burayı daha doğru tanıtmamız lazım" diyen Erhürman sözlerini şöyle sürdürdü:

  • "Tabii ki sorunlarımızla mücadele edeceğiz. Ama bundan ibaret olmadığımızı, bunun çok ötesinde güzelliklere ve değerlere sahip olduğumuzu da hem Türkiye'de hem dünyada bir kez daha anlatmak bu beş yıllık görev süremin en önemli misyonlarından biridir benim için."

"HALKIMIZI DÜNYAYLA BULUŞTURMAMIZ LAZIM"

"5 yıl görev süreniz bittikten sonra gönlünüzden geçen Kıbrıs fotoğrafı nasıl olacak?" soruya ise KKTC Cumhurbaşkanı, şu yanıtı verdi:

  • "Bir numaralı hedef tabii ki yani belirsizlik ve öngörülemezlik bir halk için hiç arzu edilmeyen bir şeydir. Dolayısıyla çözüm bunlar, ortadan kaldıracak olan şeydir. Ama çözüme ulaşılamadığı takdirde bu beş yılın sonunda tabii ki şunu da hedefliyoruz. Mümkün olduğunca halkımızı dünyayla buluşturmamız lazım. Yani bizim hukuken tanınmıyor oluşumuz dünya devletleri tarafından. Bizim halk olarak buradaki tanınırlığımızı ortadan kaldırmamalı. Ve biz kültürümüzle, sanatımızla aslında dünyadaki modern halkların tümüyle eş değerlere sahip olduğumuzu bütün dünyaya anlatabilmek durumundayız. İzolasyonlarla mücadele etmek durumundayız. Yani bizim çok başarılı sporcularımız var ama çok başarılı sporcularımızın önü pek çok noktada tıkanıyor."
  • "Çok başarılı kültür-sanat insanlarımızın önü tıkanıyor, iş insanlarımızın önü tıkanıyor. KKTC, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanınmasa dahi o zaman bizim bu insanlarımızı dünyayla buluşturacak diğer hukuksal enstrümanları üretmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu alanlarda adım atmış olmayı isterim 5 yılın sonunda eğer çözüme ulaşamadıysak. Ve tabii ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs Türk halkının kurumsal yapısının mümkün olduğunca modernleşmesi, güvenlikle ilgili kaygıların ortadan kalkması, demin bahsettiğimiz kara para gibi, mafya gibi algıların mümkün olduğunca tüketilmesi için çaba göstereceğim bir beş yıldır.
  • "Dolayısıyla beş yılın sonunda geriye dönüp baktığımda kurumsal yapısıyla, halkıyla daha da modernleşmiş, Daha da kültürünü, sanatını, halkını, sporunu dünyayla buluşturmuş, iş insanlığını dünyayla buluşturmuş ve mümkünse tabii elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Çözüme ulaşmış bir yapı bırakmayı geride arzu ederim."

"KIBRIS TÜRK HALKI TEMİZ SİYASET İSTİYOR"

Kıbrıs Türk halkının dertleri ile yakından ilgilendiğini belirten Erhürman, "Halkın arasındayım, her zaman öyle yaşadığım siyasi hayatımı ve hep dinledim. Dolayısıyla ne söylediklerini çok iyi duyuyorum ve biliyorum" diyerek halkın taleplerini şöyle sıraladı:

  • "Temiz bir toplum istiyorlar, temiz siyaset istiyorlar. Yolsuzluğun olmadığı bir ülke tahayyül ediyorlar. Kurumsallaşmış bir yapı talep ediyorlar. Yani kişilerin ilişkilerine bağlı olmayan tamamen kurumsal ilkeler ve kurallar doğrultusunda hareket eden bir yapıyı arzu ediyorlar. Ve emin olun kendilerinden fazla çocuklarının geleceği için bunu arzu ediyorlar."
  • "Belirsizliklerin, öngörülemezliklerin tüketildiği, bizim insanımızın dünyayla buluşabildiği, kendini tanıtabildiği, anlatabildiği bir ülkeyi tahayyül ediyorlar, bunu arzuluyorlar. Ve tabii ki demin söylediğim gibi isimlere takılmadan bu belirsizlik, bu öngörülemezlik giderilsin ve bir çözüm bulunsun da istiyorlar."
  • "Dolayısıyla bunların hepsini duyuyorum. Eşitlik istiyorlar. Sadece dünyada değil, sadece Kıbrıs Rum liderliğiyle değil. Bu toplumun kendi, bu halkın kendi içinde de eşit koşullar yaratılsın. Çocuklarımızın fırsat eşitliği olsun. Sağlıkta da, eğitimde de, ulaşımda da diye bir arzuları var. Bunlar benim de arzularım. Yani ben aslında kendi oğlum için ne istiyorsam bu halkın her bir ailesi de kendi çocuğu için onu istiyor."

KKTC'DEKİ ÜNİVERSİTE SORUNU

Uğur Dündar'ın "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde iyi eğitim veren, kaliteli eğitim veren köklü üniversiteler var. Fakat son dönemde adeta pıtırak gibi üniversiteler çoğalmaya başladı. Bunlar şöyle yapıyorlar, genellikle Afrika'dan ya da göç veren ülkelerden, Öğrenci alıyorlar, kaç dolar öderlerse kayıtlarını yaptırıyorlar. Ama bu öğrenciler burada üniversiteyi bitirmek yerine ya Türkiye üzerinden batıya göç etmeye çalışıyorlar ya da Kıbrıs'ın mevcut sorunlarına yeni sorunlar eklemeye devam ediyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusuna ise Erhürman şöyle yanıt verdi:

  • "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki üniversitelerle ilgili algıyı da belki de yeniden oluşturmamız gerekiyor ya da şu anki algıyı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde çok köklü ve çok iyi eğitim veren üniversiteler var. Bunu biliyor zaten Türkiye Cumhuriyeti. Bu üniversiteden mezun olup şu anda milletvekili olan, bürokrasinin çeşitli kademelerinde görev alan, çeşitli alanlarda çok başarılı olan insanlar var Türkiye Cumhuriyeti'nde. Afrika'nın bazı ülkelerinde de bu biliniyor."

"Biz aslında bu ülkenin kaldırabileceğinden fazla bir üniversite sayısına ulaştık" diyen Erhürman, "Şu anda en çok üzerinde çalıştığımız noktalardan biri budur. Yani nicelik odaklı değil, nitelik odaklı bir yüksek öğretim aslında bizim hedefimiz. Yani öğrenci sayısını arttıralım da ne olursa olsun değil, nitelik odaklı olsun, varsın öğrenci sayısı şu anda olduğu noktada da olmasın çabası içerisindeyiz. Tabii ben Türkiye Cumhuriyeti'nde de üniversiteden geldim, orada da akademisyendim, Ankara Hukuk Fakültesi'nden, Cebeci'den buraya geldim. Türkiye Cumhuriyeti'nde de tabii üniversite sayısı çok arttı. Dolayısıyla nitelik kaygısı orada da öne çıkıyor şu anda ve doğrudur. Doğru bir kaygı. Bizim için de aynı kaygı geçerlidir. Dolayısıyla bu bizim üzerinde çok yoğun çalışmaya başladığımız bir alandır" şeklinde konuştu.

"Ama şunun da altını çizmek isterim. Yani algı olgunun ötesinde gidiyor" ifadelerini kullanan Erhürman, "Yani nitelik kaygımız var ama yani algı bunun çok ötesinde bir yerlerde oluştu. Bizim çok başarılı olan ve uluslararası ölçeklere göre de başarısı tespit edilmiş olan ve takdir görmüş olan üniversitelerimiz var Ama algıyı değiştirmek, evet olguda da bir şeyler yapmayı gerektiriyor. Onları yapıyoruz, yapmaya başladık."

Siyaset Haberleri