Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Görev yaptığı dönemden sonra sistemli biçimde hedef alındığını söyleyen Arınç, üniversitelerde konferanslarının engellendiğini, medyaya çıkmasının yasaklandığını ve bu sürecin “talimatla” yürütüldüğünü savundu. Arınç ayrıca parti değiştirmeler, siyaset ahlakı ve son dönemdeki tartışmalarla ilgili sert açıklamalarda bulundu.
"PELİKANCILAR BENİ HEDEFE KOYDU"
Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, gündeme dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Arınç, görev sürecini ve sonrasında yaşananları anlattı.
Son dönemde kendisine yönelik tavır alındığını belirten Arınç, "Bizi hedef alan yayınlar başladı. Yani Cumhurbaşkanımızın yanındakilerden başlayarak. Onun kesinlikle bu konuda bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Ama durumdan vazife çıkaranlar, pelikancılar, onlar, bunlar, şunlar bizi hedefe koydu. Sadece beni değil, Abdullah Gül Bey’i, Hüseyin Çelik Bey’i veya bir başkalarını, Beşir Bey yerine göre aşağılamaya kalktılar. Ben onlara cevap verdim. O sıralarda üniversitelerin daveti üzerine konferanslara gidiyorum. Hepsine gittim. Bir yerde duydum ki siz bu adamı niye çağırıyorsunuz demeye başlamışlar. Rektörleri tehdit etmişler. Son vereceğim konferansı, iptal etti üniversite. İki ellerini yanlarını açtılar. Efendim kusura bakmayın bize telefon geldi...” açıklamalarında bulundu.
Arınç, medyada da hedef alındığını belirterek şunları söyledi:
“Şimdi televizyonlar diyorsunuz, bütün televizyonlar beni her gün davet ederdi. Eskiden? Eskiden. Ve ben yani Her defasında beni çağırıyorlardı. Yani çağrılacak bir konuksunuz. Konuk. Şimdi oralara demişler ki bunu kesinlikle çağırmayacaksınız. Yani medyayı dizayn etmeye çalışan birileri bir yerden talimat veriyorlar. Kim olduğunu biliyor musunuz? Biliyorum, çok iyi biliyorum. Çok iyi biliyorum. Yani kamuoyuyla paylaştınız mı? Kamuoyuyla neyi paylaşacağım ben gözünü sevdiğim. Adım gibi biliyorum. Beddua da etmiyorum. Bu bir karakter meselesidir.”
Arınç, “Allah insanı evlatlarıyla imtihan etmesin. Amin. Damatlarıyla imtihan etmesin, gelinleriyle imtihan etmesin. Allah diyor ki evlatlarınızla, mallarınızla imtihan olursunuz diyor. Çok şükür. Kendi gelinime, kendi evladım, kendi damadım için söylemiyorum bunları. Birilerinin evlatları ve damatları ve gelinleri vesaire de şey söylüyor, bunlar imtihandır. Mal imtihandır. Bu özel bir mesajdır” açıklamasında bulundu.
"PARTİ DEĞİŞTİRMELERE KARŞIYDIK"
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve CHP'den istifa eden diğer isimler hakkında yönelik tartışmalar hakkında sorulan soruya da yanıt veren Arınç, AKP'nin kuruluş yıllarından örnekler vererek açıklamalarda bulundu.
Arınç, "Biz prensip olarak şöyle bakıyorduk, 'Olmaz' oradan ayrılmasının kendince haklı sebepleri olabilir ancak böyle bir insan mümkünse milletvekilliğinden de istifa etsin. O zaman kendi aramızda konuşuyoruz bunu... En az az bir sene iki sene başka partiye geçemez kaydını koyalım. Ama biz parti olarak parti değiştirmelerine sıcak bakmıyoruz. Ben bu parti değiştirmelerde bir tek adama çok itiraz ettim. CHP'den birisi sağa sola dönerek komutlar veriyor. Baş komutan diyor. Tabasbus kelimesini kullandım utancımdan... Adam orayla yetinmedi gitti parti kongresinde yine selam vermeye çalışıyor. Sen kimsin be kardeşim, biraz ciddi ol. Ben olsam oradan bir tekme vururdum adamı aşağı atardım. Ya da çıkmadan önce kulağına üflerdim 'derli toplu bir konuşma yap' derdim. Boş konuştu" diye konuştu.
ARINÇ'TAN MURAT ÇALIK VE TAYFUN KAHRAMAN TEPKİSİ
Arınç, 'Umut Hakkı' tartışmaları hakkında da konuştu. Murat Çalık ve Tayfun Kahraman'ın sağlık durumuna ilişkin de konuşan Arınç, "Hasta mahkumlar üzerine ben çok titriyorum. Beylikdüzü'nde olsun, Tayfun Kahraman olsun... İnsan hayatından cezaevinde de olsa devlet sorumludur. Defalarca kez hastanede ameliyat edildi. Biyopsi alındı ama hala hastanede. Yarın başlarına bir şey gelirse inanı hepsi bundan sorumlu olur. Bugün böyle bir şey düşünmüyor olabilirsiniz. Ama ertesi gün, pazardan sonra pazartesi bu işler bir tersine dönerse inanlar çok ıstırap çekerler. Umut hakkı olmalı diyorum ben. Bu sadece Öcalan için değil. Ceza hukukuna, infaz hukukuna girdiği zaman bir şekilde bundan yararlanabilir" ifadelerini kullandı.