Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT Genç açılışında Türkiye'nin "sanal kumar" ve "uyuşturucu" batağına saplandığını "Her telefon bir kumarhane oldu" ifade etti. Ancak iktidarın sorumluluğunu üstlenmek yerine faturayı muhalefete kesti. Konuşmayı seçim mitingine çeviren Erdoğan, Ankara'daki su krizini gündeme getirerek isim vermeden Mansur Yavaş'ı hedef alırken, TRT'ye yönelik eleştirileri ise "faşizmle" suçladı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, TRT Genç Kanalı açılış etkinliğinde şunları ifade etti:
"KÜLTÜR SAVAŞI" VURGUSU VE TRT'YE ÖVGÜ
Kültür savaşlarının muharebe alanlarından biri de malumunuz ailedir. Günümüzde aile kurumu daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır.
Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor.
TRT'nin gerek geleneksel, gerekse tabii gibi dijital mecralarda aile odaklı temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Bir kere şunu çok iyi anlamalıyız. Sevgili arkadaşlar. Bizim için TRT'nin başarısı ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atmasıdır.
Bugün yayın hayatına başlayan TRT Genç'le bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine inanıyorum.
Bilimden teknolojiye, kültür sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yapacağı yayınlarla TRT Genç kanalımızı gençlerimizin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacaktır. Özellikle çağımızın vebası olan bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz.
"HER TELEFON KUMARHANE HALİNE GELDİ"
Şurası bir gerçek ki ekran sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarınlarımızın güvencesi olan gençlerimiz dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor.
Oyunlaştırma stratejisinin dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi.
Eğlence için vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor.
Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte, gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır.
Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor.
Değerli misafirler, çok sevgili genç kardeşlerim. Meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde şu gerçeği hepimiz çok net görebiliyoruz.
Uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığı milli bünyemiz açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaşmıştır. Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta. İstihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir.
BAĞIMLILIK SORUNUNDA HEDEF YİNE MUHALEFET
Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkollü sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur.
Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur. Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz tehlikenin farkındayız. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız.
Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız.
Şüphesiz medyada asıl görev kamu yayıncımız olan TRT'mize yani siz TRT çalışanlarına ve yönetimine düşüyor. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz.
Vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT'mizin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak evsafta özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini bekliyorum. Her zaman söylüyorum. Madden olduğu kadar manen de güçlü bir gençlik bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir. İdeal sahibi, ufuk sahibi özgüven sahibi, milli ve manevi değerlerine bağlı gençlik derken biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz. Açılışını yaptığımız TRT gencin bilhassa bu konuda önemli bir boşluğu doldurmasını ümit ve arzu ediyorum.
ERDOĞAN ANKARA TARTIŞMASINA GİRDİ
Değerli kardeşlerim, burada şu hususun da altını çizmek mecburiyetindeyim. Maalesef önümüzde ve ülkemizde yapılan her iyi işi taşlamaktan büyük keyif alan bir kesim var. Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler.
Fil dişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler. Ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler.
Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. TRT'mizin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikası biliyoruz ki bunları ciddi manada rahatsız ediyor. Bakınız buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik.
Malumunuz Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi.
Aileler çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu.
2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahnelere hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler.
Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Peki ne mi oldu? Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından zahirde harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar. Fakat her işleri gibi bunu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
YEREL YÖNETİME AĞIR İFADELER
Bir tanesi çıkmış. Kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor. Anadolu Ajansımızı suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya şıracının şahidi bozacık. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Şimdi bakınız. Değerli kardeşlerim, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna bizim buradan şunları sormamız lazım. Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu? Yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu?
Kabahat kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlarda mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı? Basının görevi kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi layıkıyla yapsanıza. Yazık. İnanın bu millete çok yazık. Bunların içler acısı halini gördükçe şehirlerimiz adına biz üzülüyoruz. Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor. Bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum.
Onlar ne derse desin. Biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. TRT'mizle, Anadolu Ajansımızla, İletişim Başkanlığımızla ve diğer tüm kuruluşlarımızla hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz. TRT'mizin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak, nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum. Son olarak bir noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Kamu yayıncı hüviyetiyle TRT'mizin asli misyonu bilhassa tarihimize dair mevzularda hakikaten