MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşmasının önemli kısmını 3 Mayıs Türkçülük günü için ayırdı. MHP'li İzzet Ulvi Yönter nedeniyle başlayan il teşkilatları fesihlerin ardından Bahçeli, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, 3 Mayıs'ın partisinin ideolojisi için ne kadar önemli olduğu anlattı. Bahçeli, Türkiye'de milliyetçiliğin ana yuvasının MHP olduğunu anlattı. Bahçeli, bu kısımda dikkat çeken ifadeler kullandı.
Bahçeli, milliyetçi ideoloji gibi büyük davaların sadece saldırılar ile değil, "Büyüyen tereddütlerle" de sınandığını ifade etti. Bahçeli şunları ifade etti:
"Dava yalnız yürekte taşınarak yaşamaz; hayata geçirilerek yaşar. Milletle ve devletle buluşmayan bir iddia tarihte kök salamaz. Bu sebepledir ki Türk milliyetçiliği bir nizam arayışıdır, bir devlet tasavvurudur, bir medeniyet iddiasıdır.
Bugün aynı ülküye gönül vermiş kimi dava arkadaşlarımızın farklı mecralara savrulmuş olması, davanın yükünün ne kadar ağır olduğunu göstermektedir. Büyük davalar sadece dışarıdan gelen saldırılarla sınanmaz; içeride büyüyen tereddütlerle de sınanır. Ancak bilinmelidir ki milliyetçilik, aynı ülküye, aynı istikamete, aynı kader duygusuna tutunarak güç kazanır."
"YORULANLARA SİTEMİMİZ YOK"
Bahçeli, konuşmasının devamın ilginç bir çıkış yaptı. Ülkücü ideolojinin ağır bir yük olduğunu belirtip 'yorulup ayrılanlara' siteminin olmadığını söyledi.
Bahçeli, onların da her zaman sofralarında yeri olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Türk milliyetçiliğini geçmişe hapsetmeye çalışanlarla onu hamasi sloganlara indirgeyenler aynı yanlışa düşmektedir. Çünkü milliyetçilik, bir milletin hafızasını, haysiyetini ve kendi kaderini tayin hakkını aynı çizgide buluşturan yüksek bir farkındalık hâlidir.
Bugün Türk dünyası yeniden toparlanıyorsa, yıllarca hayal sayılan ülküler somut karşılık buluyorsa, önümüzde yeni bir safha açılmış demektir.
Bu yüzden 3 Mayıs, bir anma günü içinde sınırlandırılamaz; 3 Mayıs bir aynadır. Ve herkes o aynada kendine şu soruyu sormak mecburiyetindedir: Bu dava benim için bir sözden mi ibarettir, yoksa uğruna bedel ödenecek bir mesuliyet midir?
Unutmayalım ki bu dava hatırlayanların değil, taşıyanların davasıdır. Tarih de göstermektedir ki bu yürüyüş yorulanlarla sürmez; yükü omuzlayanlarla devam eder.
Yorulup kenara çekilenlere sitemimiz yoktur. Zira yükümüz ağırdır.
Ancak gönlü hâlâ bizimle atan, gözü hâlâ bu ocakta olan her kardeşimiz için soframızın yeri de gönlümüzün yeri de bakidir.
Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ifadesiyle:
“Hepiniz birer Türk bayrağısınız.
Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.”
Biz de diyoruz ki; bayrağı yere düşürmeyen, ocağına sırt çevirmeyen, ülküsünü menfaatin önüne koyan her dava arkadaşımızın yeri bellidir. Çünkü bu ocak, sadakati unutmayanların, vefasını kaybetmeyenlerin, yönünü bu ülküden ayırmayanların ocağıdır. Ve bilinmelidir ki Türk milliyetçiliği dün nasıl dimdik ayaktaysa bugün de aynı azimle ayaktadır; devletini ve milletini sahipsiz bırakmayacaktır.
Gökte güneş kararmadıkça, ay yere düşmedikçe, sular toprakları kaplamadıkça Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk milletine adanmış çizgisi değişmeyecek, değiştirtilemeyecektir.
Bu vesileyle başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere Türk milliyetçiliğinin merhum ve muhterem abide şahsiyetlerini, 3 Mayıs 1944 davasının fedakâr ve ölümsüz kahramanlarını rahmet, minnet ve hasretle anıyor; 82 sene öncesinin aynı ruh ve heyecanıyla Türk ve Türkiye Yüzyılına yürüyüşümüze omuz veren dava arkadaşlarımın 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü kutluyorum."
NELER OLMUŞTU?
MHP’de teşkilat fesihleri, Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in 27 Mart’ta “gördüğü lüzum üzerine” görevinden istifa etmesinin ardından başladı. Parti, 6 Nisan’da İstanbul il ve ilçe teşkilatlarını feshetti. Daha sonra Kars, Kütahya, Eskişehir, Çanakkale, Bilecik, Muğla, Bolu, Ardahan, Bingöl ve Gaziantep teşkilatları için de aynı karar alındı. Böylece 6 Nisan’dan bu yana feshedilen il teşkilatı sayısı 11’e yükseldi.