Türkiye'de şeker hastalığı (diyabet) vakalarındaki artış, ciddi sağlık sorunlarını ve beraberinde gelen uzuv kayıplarını tetiklemeye devam ediyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doçent Doktor Mustafa Doğan, ülkemizdeki diyabet tablosuna dair çarpıcı veriler paylaşarak önemli uyarılarda bulundu. Doğan, her yıl yaklaşık 12 bin kişinin diyabete bağlı sebeplerle bir uzvunu kaybettiğini (ampütasyon) açıkladı.
Diyabetin toplum sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Doçent Doktor Mustafa Doğan, şeker hastalığının görülme sıklığındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Bundan sadece 10 yıl önce Türkiye’deki diyabetli hasta sayısının 6 ile 7 milyon civarında seyrettiğini hatırlatan Doğan, günümüzde bu rakamın 12 milyon seviyelerine ulaştığını belirtti. Bu veriler, ülkemizdeki diyabetli hasta sayısının son 10 yıl içerisinde tam iki katına çıktığını ortaya koyuyor.
MODERN YAŞAM VE BESLENME ALIŞKANLIKLARI HASTALIĞI TETİKLİYOR
Diyabet vakalarındaki bu devasa artışın temel nedenlerini sıralayan Doçent Doktor Mustafa Doğan, yaşam alışkanlıklarındaki değişime vurgu yaptı. Hastalığın artışındaki iki temel faktörü şu şekilde özetledi:
- Hareketsiz yaşam tarzı: Son on yılda insanların daha sedanter (hareketsiz) bir yaşam sürdüğünü belirten Doğan; hareketin azaldığını, daha az yüründüğünü ve spor aktivitelerine ayrılan zamanın düştüğünü ifade etti.
- Beslenme kültürünün değişmesi: Evde yemek yapma kültürünün yerini hazır gıdalara bıraktığını söyleyen Doğan; ambalajlı, dondurulmuş ve işlenmiş gıda tüketiminin şeker hastalığını tetikleyen başlıca unsurlar olduğunu dile getirdi.
DİYABET SADECE ŞEKER YÜKSEKLİĞİ DEĞİL: ORGAN KAYIPLARINA YOL AÇABİLİYOR
Hastalığın sadece kan şekerinin yükselmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Doçent Doktor Mustafa Doğan, diyabetin küçük damarlar üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekti. Doğan, kontrol altına alınmayan şeker hastalığının vücutta yol açabileceği diğer ağır tabloları şöyle sıraladı:
- Görme kaybı: Göz damarlarının etkilenmesi sonucu görme yetisinin yitirilmesi.
- Böbrek yetmezliği: Diyaliz hastalarının en yaygın sebeplerinden biri olan böbrek hasarı.
- Sinsi kalp krizi: Şeker hastalığı nedeniyle kalp krizlerinin ağrısız ve sessiz bir şekilde gerçekleşme riski.
- Hissizlik ve yaralanmalar: Sinir hasarına bağlı olarak gelişen duyu kaybı nedeniyle vücuttaki travmaların ve yaralanmaların fark edilememesi.
YILDA 12 BİN AMPÜTASYON: "DİYABETİK AYAK" TEHLİKESİ
Hissizlik ve damar hasarının birleşmesiyle ortaya çıkan "diyabetik ayak" tablosunun, ayak ve diğer uzuv kayıplarına (ampütasyon) neden olduğunu belirten Doçent Doktor Doğan, Türkiye’de yılda 12 bin kişinin bu sebeple bir uzvunu kaybettiğini hatırlattı. Ancak Doğan, şeker hastalığının kontrol altına alınabilir bir süreç olduğunun da altını çizdi.
UZUV KAYIPLARINI ÖNLEMEK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Doçent Doktor Mustafa Doğan, şeker hastalarının yaşam kalitesini korumaları ve uzuv kayıplarını önlemeleri için şu tavsiyelerde bulundu:
- Düzenli kontrol: Her rutin hastane ziyaretinde mutlaka ayak kontrolleri yaptırılmalı.
- Ayak hijyeni: Eve dönüldüğünde ayak temizliğine ve hijyenine maksimum özen gösterilmeli.
- Doğru ayakkabı seçimi: Ayakkabı tercihinde markadan ziyade konfor ön planda tutulmalı. Yumuşak, ayağı kavrayan ve ayak dokusuna zarar vermeyen modeller seçilmeli.
ŞEKER HASTALIĞINDA TEDAVİNİN ÜÇ TEMEL SACAYAĞI
Hastalığın yönetiminde üç ana unsura dikkat edilmesi gerektiğini belirten Doçent Doktor Mustafa Doğan, bu prensipler uygulandığında diyabetin ve beraberinde getirdiği yaralanmaların önlenebileceğini ifade etti. Doğan’a göre tedavinin temel direkleri şunlar:
- Düzenli ilaç kullanımı: Doktorun reçete ettiği ilaçların aksatılmadan kullanılması.
- Dengeli beslenme: Şeker seviyesini koruyan bir beslenme programına sadık kalınması.
- Günlük egzersiz: Vücut direncini ve metabolizmayı destekleyecek fiziksel aktiviteler.
Doçent Doktor Mustafa Doğan, uzuvlarda oluşan yaralanmaların başlangıç aşamasında fark edilip tedavi edilmesi durumunda, bu tür ağır sonuçların önlenebileceğini ve hastalığın kontrol altına alınabileceğini belirterek sözlerini tamamladı. (DHA)