Yalova’daki IŞİD evinden sesli mesaj: Ya şehadet ya zafer
Birinci kadın: Kafirler evimize baskın yapmışlar, ilah olarak Allah'ı seçtiğimiz için zulmediyorlar. Dinin yüceliği için, kafirler zillette olsun diye direniyoruz.
Erkek: Bizi öldürmeye çalıştılar. Birimiz şehit oldu, üçümüz yaralı. İkimiz halen sağız. Hiçbir şey yapmadığımız halde evimizi bastılar. Bu zulmü paylaşın ey Müslümanlar.
İkinci kadın: Allah'ın dinine saldırıyorlar. Allah onlara cehennemi hazırlamıştır inşallah. Bizim için iki seçenek var. Ya şehadet ya zafer!
Bu konuşmalar geçen yıl 29 Aralık’ta arama için kapıyı çalan üç polisi şehit edip 7.5 saat güvenlik güçleriyle çatışan bir IŞİD’çi ile eşlerine ait.
Çatışma sürerken mesaj gönderdiler
Çatışmanın çıktığı ev, İsmetpaşa Mahallesi Seher Sokak’ta yer alıyor.
Ev iki katlı.
O gece IŞİD’çiler üst kattaki Zafer Umutlu’nun evinde toplanmışlardı.
Zafer Umutlu, Mehmet Cami, Lütfi, Haşem ve Musa Sordabak kardeşler ile İbrahim Dayan, salonda silahlı haldeydi.
Yan odada ise dört eş ve bir kız kardeş ile biri bebek altı çocuk vardı.
Bir yandan ateş ederken…
Diğer yandan, Yalova ve Bursa’daki IŞİD’çilere ve tekfircilere “Cihad başladı!” diye haber verip sesli mesajlar göndererek, cihat çağrısında bulundular.
Bu mesajlar terör eyleminden sonra Bursa’da tutuklanan İslam Yıldız hakkında IŞİD üyeliği iddiasıyla açılan davanın ek klasörlerindeki fezlekeye girdi.
Planlı operasyon
Fezlekede, 29 Aralık 2025’te IŞİD’çilere yönelik planlı operasyon kapsamında Yalova’da üç kişinin gözaltına alındığı, ardından Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu’yu yakalamak üzere adrese gidildiğinde çatışma çıktığı anlatılıyor.
6 dakika 22 saniye
Fezlekeye göre Bursa’da yaşayan L.E. adlı kadına gönderilen 6 dakika 22 saniyelik kayıtta Kürtçe konuşmalar yer alıyor. Türkçe’ye çevrilen kayıtta iki kadın ve bir yaralı erkek konuşuyor. İkinci kadının Mehmet Cami Sordabak’ın eşi F. olduğu anlaşılıyor.
Konuşma kaydı şu şekilde:
Birinci kadın: Müslümanlara zulüm var. Kafirler evimize baskın yapmış, ilah olarak Allah’ı seçtiğimiz için bize zulmediyorlar. Bizi, çocuklarımızı öldürmeye ant içmişler. Allah bunları kahretsin. Biz onun dininin yüceliği için, kafirler zillette olsun diye direniyoruz. Biz Müslümanız, tağutları reddettik. İşte kendini Müslüman olarak iddia edenlerin kafirliği apaçık ortadadır. Allah bu kafirleri öldürsün.
Erkek: Şu an Yalova’da baskın altındayız. Bizi öldürmeye çalıştılar. Birimiz şehit oldu, üçümüz yaralı şu an. Ve ikimiz de halen sağız. Hiçbir şey yapmadığımız halde evimizi bastılar. Bize sıktılar. Bu kadar zulmü paylaşın ey Müslümanlar. Şu an sahnenin ortasından size sesleniyorum. Olayın içindeyim. Kafirler durmadan saldırıyorlar. Musa abi iyi misin… Rabbimiz, kanun koyucumuz Allahtır dediğimiz için bunları bize yapıyorlar.
Birinci kadın: Allahın dini, cennet ucuz değildir. Ancak bunu canımızla malımızla alabiliriz. Allahın satışa sunduğu malı, cennet pahalıdır. Canımızı vermekten başka bunu elde edemeyiz. Bütün tağutları reddediyoruz. Biz yalnızca Allah’ı ilah kabul ediyoruz. Allah'ın hükmünden başka bir hüküm kabul etmiyoruz. (Evdekilere hitaben) Konuşmak isteyen var mı, şu an kayıt altına alıyorum.
İkinci kadın: Öldürüyorlar bizi, beş çocuğum var. Eşimi yaraladılar. Çocuk kadın dinlemeden canice saldırıyorlar. Bunların saldırısı sadece Allah'ın dinine, bizlere değil. Allah onlara cehennemi hazırlamıştır inşallah. Bizim için iki seçenek var. Ya şehadet ya zafer! (Bu konuşma Mehmet Cami Sordabak’ın eşi F.’ye ait. Ne F.’nin ne diğer kadınların ne de çocukların kılına zarar geldi. Polisler kadınları ve çocukları sağ çıkardı. F. halen cezaevinde.”
Birinci kadın: Firavunlar yeryüzüne hükmetsin diye bu zulmü yapıyorlar. Biz Firavunlara karşı kıyamda duran kimseleriz. Allah kafirlere yardım etmez. Bunlar çocuk, bebek, kadın demeden bizi tarıyorlar. Çünkü Müslümanız. Bunların derdi bizimle değil, dinimizle, akidemizle. Biz onların küfrünü reddediyoruz. Asla teslim olmayacağız. Biz Allah'a teslim olanlarız. Allah onlara cehennemi müjdelemiştir. Bize de cenneti müjdelemiştir.”
Yalanla kışkırttılar
Konuşma kaydında görüldüğü üzere IŞİD’çiler ve eşleri polis güçlerini kafir, Türkiye Cumhuriyeti’ni tağut ve ülkenin yöneticilerini firavun olarak görüyorlar. IŞİD’çilerin eşleri de kendilerinden farklı düşünmüyor, hatta polislere yapılan saldırıyı haklı buluyor ve destekliyorlar. Teslim olmayacaklarını, direneceklerini ve şehit olacaklarını söylüyorlar.
Günler öncesinden silahlandıkları, arama ve gözaltı için gelen üç polisi şehit ettikleri halde saldırıya uğrayan sanki kendileriymiş gibi yalan söylüyorlar. Kadın ve çocukları kıllarına zarar vermeden sağ çıkaran polislere “Çocuk, bebek, kadın demeden tarıyorlar” diye iftira atarak, Yalova ve Bursa’daki örgüt üyelerini kışkırtıyorlar.
Polisi ‘İsrail askeri’ diye suçladılar
Evdekilerin mesaj gönderdiği Bursalı IŞİD’çiler saldırıyı an be an takip etti.
WhatsApp’ın ‘Durum’ bölümünde şu mesajları paylaştılar:
-Ya rabbi azgınlaşmış her kafirden öç almayı nasip et.
-Burası Gazze değil ve zulmü yapanlar da İsrail askeri değil. Yalova’da Müslümanların evlerini ateşe veriyorlar. Gece baskın yapıp eve zorla girmeye çalışan polislere eşim giyinsin bekleyin deyip kapıyı kapatmaya çalışan Müslümanı kalbinden vurdular. Sonra firavun ve sihirbazları halkın gözünü boyamak için hiçbir kaydı medyaya göstermeyecekler. Yahudiler içimizde…
-Allah’ın laneti siz kafir köpeklerin üzerine olsun.
-Yalova’da saat 2’den beri aralıksız sırf Müslüman oldukları için 5 ailenin üzerine kurşun sıkıyor polis.
-Kim Allah yolunda ölürse şehit odur. Batıl sevdalar uğruna tabutların yolunda savaşanlar şehit olmazlar.
İki çocuğa otoban kenarında cinsel saldırı
Liderliğini ‘Ümit’ lakaplı Ramazan Taş’ın yaptığı ‘Taşlar’ adlı suç örgütünün ikinci iddianamesi çıktı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 15’i tutuklu 37 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, Esenyurt merkezli suç örgütünün aynı mahalleden ‘Çapkanlar’ adlı grupla çatıştıkları belirtiliyor.
Taş tutuklanınca yönetime Yılmaz Aldemir ve Yusuf Kara’nın geçtiği iddia ediliyor.
Suçlandıkları 16 eylemden biri ve belki en korkuncu 25 Mayıs 2024’te Bayrampaşa’da otoban kenarında meydana geldi.
Soyundurup cinsel ilişkiye zorladılar
İddiaya göre Aldemir ve Kara ile yedi adamı 18 yaşından küçük olan F.A. ve C.E.’yi alıkoyarak, araçlara bindirip otoban kenarına götürdü.
Aldemir, silah doğrulttuğu çocuklardan kıyafetlerini çıkararak, cinsel ilişkiye girmelerini istedi. Korkudan bu emri yerine getiren iki çocuk cep telefonuyla kaydedildi.
Ellerini bağlayıp sopa ve kabzayla vurdular
Kuryelik yapan F.A., ifadesinde, bir örgüt üyesiyle küfürleştiği için işkenceye uğradığını iddia ederek, şöyle diyor:
“Ağaçlık alana götürdüler. Gündüzdü. İplerle elimizi kolumuzu bağladır. Yılmaz, ‘Kardeşime nasıl küfredersin’ diye bağırıp sopa ve silahın kabzasıyla başıma vurdu. İki üç saat işkence ettiler. Aldemir, C.E. ile cinsel birliktelik yaşamamızı istedi. ‘Eşofmanlarınızı indirin, sizi kayda alacağım, dayıya yanlış yapılmaz’ dedi. Korktuğumuz için eşofmanlarımızı indirdik. Silah doğrultmuştu. C.E.’nin penisi arka bölgeme ve kalçama değdi. Özür dilememizi istediler. Yılmaz, kendisini kastederek, ‘Dayıya yanlış yapanın sonu ölüm olur’ dedirtip kayda aldı. Çekim sırasında üst kısmımız çıplaktı. Başka gençlere de taciz ve işkence yapıyorlarmış.
C.E., arkadaşı F.A.’nin yanında gittiği için saldırıya uğradığını belirterek, şöyle devam ediyor:
“Aldemir, ‘Birbirinizin arkasına geçin, organlarınızı çıkartın ve birbirinize yaslayın, yoksa sizi vururum’ dedi. Korktuğumuz için dediklerini yaptık. Sonra üzerimizi giymemizi istediler. Hep beraber bize güldüler ve ‘Defolun gidin’’ dediler. Bu olaydan sonra şoka girdim, psikolojim bozuldu.”
Aldemir’in telefonunda yapılan incelemelerde F.A. ve C.E. ile yaptığı konuşma bulundu.
Kayıtlar şöyle:
Aldemir: Diyeceksin ki ben şerefsizlik yaptım.
F.A: Dayıya ihanet ettik. Dayıdan özür dileriz. Dayıya ihanet edenin bedeli budur.
Aldemir:
Niye ağlıyorsun? Üstünü çıkart.
İddianamede sanıklara suç örgütü kurma ve örgüte üye olma, kasten öldürme teşebbüs, yaralama, mala zarar, yağma, çocuğun cinsel istismarı suçlamaları yöneltiliyor.
Mehmet Ağar, Bakan Mustafa Çiftçi ziyaretini anlattı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ilk ziyaretçilerinden biri eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar olunca herkes bu görüşmenin arka planını ve nelerin konuşulduğunu merak etti.
Sorularımın yanıtını almak için dün Ağar’ı aradım.
Ziyaretinizin sebebi neydi?
Ben kaymakamlık, emniyet müdürlüğü, valilik, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yapmışım. İçişleri Bakanlığı’nın her kademesinde çalışmışım. Kaymakamlığın en alt tarafı ne? Maiyet memurluğu. Yapmışım. Emniyetin en altı ne? Komiser muavinliği. Onu da yapmışım. En üstü ne? İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü. İkisini de yaptım. Gelen giden her bakana uğranır, usuldendir.
Adet midir?
Adettir, her bakana giderim. Çiftçi’nin bir özelliği var. Hem benim döneminde kaymakamlık imtihanını kazanmış hem de Erzurum Valiliği yapmış. Cumhuriyet tarihinde ikinci bir Erzurum Valisi İçişleri Bakanı oluyor. Erzurum’da, söylemesi ayıp, 36 sene geçmiş ben geçeli, rüzgarımız kuvvetlidir orada. Çocuk (Çiftçi) da onu söyledi tebrik ettiğimde. “36 sene geçmiş, hala sizden bahsediyorlar” dedi.
Tebrik ettiğimde sıcaklığı görünce, normalde bir ay içinde giderim ziyarete, Ramazan da geldiği için erkenden gideyim dedim. Mesai saatlerini sevmem. Cumartesi müsait mi müsait. Cumartesi gittim, görüştüm. O gün Akın Gürlek, Ankara’da olsa ona da giderdim. O yoktu, Ankara dışındaydı.
Adalet Bakanlığı’na da giderim her görev değişiminde. Ankara ve İstanbul emniyet müdürlerine de giderim. Değişen her emniyet genel müdürüne giderim.
Bu bakanlığınızdan beri böyle mi?
Bende böyledir ya. Babam da emniyet müdürüdür. Geleneği göreneği hepsinden iyi biliriz.
Bakan Mustafa Çiftçi ile daha önce tanışıyor muydunuz?
Tebrik etmişim ben onu imtihanı kazandığı vakit.
Nasıl geçti sohbetiniz, neler konuştunuz?
Fevkalade iyi geçti. Ne olacak yani? Akıl mı satacağız? Biz 30 sene olmuş devletten ayrıldı. Türkiye değişmiş, dünya değişmiş. Her gelene akıl satacak halimiz yok. Herkes kendi işini bilir. Bizim yapacağım iş moral vermek, dua etmek.