Önce Venezüella Devlet Başkanı’na operasyon düzenlendi. Sarayı basılarak Maduro kaçırıldı. İran dini lideri, tek ve mutlak otorite olan Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü…
ABD/İsrail ortak saldırısının ne boyuta ulaşacağı, bombardımanların ne kadar süreceği kimleri hedef alacağını kestirmek güç. İlk saldırıyla Hamaney ile üst düzey 48 komutan/dini önder/siyasetçi öldürülmesinin bir anlamı vardı; yönetimi felç etmek, ülkeyi yönetilemez hale getirmek, yönetim değişikliğine zemin hazırlamak…
Dikkatinizi çekerim rejim değişikliği demiyorum… Yönetim değişikliği diyorum. Tıpkı Venezüella’da olduğu gibi. Kendinle iyi geçiren daha doğrusu sözünü dinleyen yönetimin İran’ın başına geçmesi kontrolü ele almasını sağlamak…
ABD’nin hedefe bu…
Şu gerçek, Hamaney’in yerine onun kadar sert onun kadar keskin bir Ayetullah getirilirse savaş uzun sürecek demektir. Hamaney’in yerine atanan Ayetullah Ali Rıza Arafi’nin sertlik yanlısı olduğu söyleniyor, ama kalıcı mı olacağı, nasıl politika izleyeceği şimdilik soru işareti.
Venezüella’da olanlar İran’da da yaşanırsa herkes savaş bitti, Ortadoğu’da yangın yayılmadan söndü diye derin bir nefes alacak ama bu yeni dünya düzeninin kalıcı olacağının dönüm noktası sayılacak…
ABD’nin beğenmediği yönetimi değiştirme gücü ve yetkisine sahip olduğunun ilanı olacak. Dünya özellikle Avrupa bu saldırıya sessiz kalırsa Trump usulü savaşı zımnen onaylanması anlamına gelecek…
Trump usulü savaş diyorum bu savaşın en önemli kuralı, kuraların ABD başkanı tarafından konulması. Kuralsızlığın kural olması. Bazı kurumların işlevsiz hale getirilmesi…
Trump usullü savaşın yöntemi de şu: ülkeyi işgal etmeye kalkma, rejimi değiştirmekle uğraşma, demokrasi, insan hakları talep etme, ABD’yle iyi geçinecek kişilerle anlaşarak onların ülkenin başına geçmesini sağla…
Trump usulü savaş yöntemiyle; Birleşmiş Milletleri devre dışı kaldı. BM’nin işlevsiz olduğu, yaptırım gücü olmadığı ortaya çıktı. ABD Kongresi de devre dışı kaldı. ABD’nin gireceği savaşa Kongre karar verir hükmü var ama Trump bu Anayasal gerekliliği de hiçe saydı. İsrail’in saldırmasının, İsrail’in saldırının merkezi olmasının, ABD’nin destek rol, koruyucu rol üstlenmesinin nedeni bu…
Bu sebeple önleyici tedbir olarak İran’ı vurduklarını ilan ettiler. Amaç, ABD Kongresi’ni de BM’yi de bay-pass etmekti…
Ettiler de…
Trump ABD’ye ikinci kez başkan olduktan sonra önce vergi dilimleriyle oynayarak, ekonomik ambargolar koyarak, ekonomik tehditlerle dünyada terör estirdi. Sonra askeri gücünü, savaş makinalarını devreye soktu.
Uluslararası kuruluşların sesi çıkmıyor. Batı’dan (İspanya hariç) güçlü tepki gösteren ülke çıkmadı. Bu Batı için güce boyun eğmek, savunduğun değerleri çöpe atmak anlamına gelmiyor mu?
Kabul etmesek de şunu görelim; gücü olanın istediğini yapacağı bir siyasi düzene evrildik… Gücü olan diğer ülkelerde bu yönteme başvuracaktır. ABD yolu açtı.
Putin Hamaney’in öldürülmesine ‘cinayet’ dedi ama kendi yaptıklarının meşru(!) hale geleceği için elini ovuşturuyordur. İlhak ettiği topraklar konusunda artık kim ses çıkarabilir ki!...
Keza Çin öyle… Tayvan’ı kendi topraklarının parçası olarak görüyor, ABD’nin desteğiyle ‘Trump usulü savaşla’ Tayvan’ı dize getirip yönetimi değiştirerek kendine bağlı hale getirebilir!..
Gelelim İran’a… Hamaney 1979 devriminden beri yönetimin güçlü ismi. Devrim Muhafızlarını kuran kişi. İran- Irak savaşında uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı yaptı. İran’ın askeri ve bürokratik yapısını dizayn etti. Kendine bağlı paralel orduya (Devrim Muhafızları) sadece silah gücü sınırsız yetki vermedi, ticaret hakkı vererek rejime tam itaatlerini sağladı…
Rejimin sarsılmaz bekçileri yaptı…
Ülkeyi Hamaney kadar güçlü bir Ayetullah’ın başa geçip ipleri elinde tutması beklenmiyor. Mutlaka iktidar çekişmesi yaşanacak. Savaş nasıl biterse bitsin İran’da çalkantılı bir dönem yaşanacak. Ne kadar süreceğini kestirmek zor…
Trump’ın amacı da buydu zaten!