Silivri’deki İBB davası başlar başlamaz, iddianamenin büyük kısmını oluşturan ‘itirafçı’ ifadelerinin bazıları geri çekilmeye başlandı. Üstelik ‘etkin pişmanlıktan’ yararlananlardan şu ana kadar sadece bir kişi kürsüye çıktı. Ağaç AŞ. dosyasının itirafçısı Ümit Polat dinlendi. Polat da savcılıkta ifadelerinin bir kısmının yanlış yazıldığını söyledi ki o bir kısım, rüşveti gördüğünü ifade ettiği bölümdü.
Aslında iddianameyi dikkatli okuyan birisi, soruşturmanın ‘etkin pişmanlık’ ayağının dava başlar başlamaz çözülebileceğini öngörebilirdi.
4000’e yakın sayfanın büyük kısmı itirafçıların anlattıklarının defalarca tekrar edilmesinden ibaretti. İfadelerin çoğunda, sunulan delille anlatılan olaylar arasında ilişki kurulmuyor, kronolojik çelişkiler görülüyor, yanlış isimler veriliyor, aynı rüşvet iddiasındaki para miktarları birbirini tutmuyordu.
Haliyle dava sürecinde daha çok ‘itirafçı’, mahkeme kürsüsünde ifadelerini ya reddedecek ya da değiştirildiğini söyleyecektir.
Neden mi?
Çünkü bizzat iddianamede yazıyor.
SIR AVUKATLAR!
‘Etkin pişmanlıktan’ yararlanan bazı isimler, emniyet sorgularında tanımadıkları avukatların gelip “çıkmanız için şöyle ifade verin” dediğini, hatta ifade tutanaklarına müdahale edildiğini anlattı. Hatta açık açık avukat ismi bile verdiler. Savcı ise bu ifadeleri aynen iddianameye koydu, lakin ihbar niteliğindeki suçlamayı araştırma gereği dahi duymadı.
Mesela; ‘etkin pişmanlıktan’ yararlananlardan Berat Kapki, “Gözaltındayken Avukat Selcen Akar bana ‘kendisinin Feyza Kapki ve Serkan Balbal tarafından gönderildiğini’ söyledi. Hiçbir şey bilmediğimi, sadece para çektiğimi söyleyebileceğimi belirtti. Bunları söylemem için baskı kurdu, hatta tehdit etti” dedi.
Aynı şekilde Elif Kapki de 26 Haziran’da savcıya verdiği ifadede Avukat Akar hakkında şunları anlattı:
“Bizim İBB ile alakamız olmaması sebebiyle gönderilen avukatın yardım talebini kabul etmedik. Bir müddet sonra beni Selcan Akar isimli avukat arayarak ‘Feyza Kapki ve Serkan Balbal'ın kendisini gönderdiğini şu an Vatan Emniyet’e gittiğini, Berat'a güzel bir ifade hazırlayacağını’ söyledi.”
Güngör Gürman da vereceği ifadeyi Avukat Akar’ın organize ettiğini ileri sürenlerden. Bunun dışında aynı isim Serkan Balbal’ın da avukatı. Ayrıca Adem Soytekin’in kasım ayında savcılığa verdiği son ifade de hazır bulundu.
İddianame kabul edildikten sonra halktv.com’tr’de, “İddianamedeki ‘sır’ avukat” başlıklı yazımda bu ifadelere dikkat çekmiştim.
Yazının ardından ‘etkin pişmanlıktan’ yararlanan bazı isimlerin yakınları bana ulaşmış, benzer durumun kendi başlarına da geldiğini, mahkeme başladığında bunu dile getireceklerini anlatmışlardı.
Şimdi gelelim davanın şu aşamasındaki ‘itirafçı’ bilançosuna…
GERİ ÇEKİLEN İFADELER
Geçen hafta Murat Kapki, ifadelerini geri çektiğini mahkemeye bildirdi. Kapki, iddianamede savcının pek sevdiği ‘SİSTEM’ adlı yapıyı detaylandıran kişi. Dolayısıyla bir örgüt bulunduğu iddiasının ‘tanık’ bazındaki en önemli ayağı Kapki’ydi.
İktidarın propaganda makinesi Kapki’yi önemsiz biriymiş gibi sunmaya başladı ama iddianameye bakınca savcı için pek de öyle değil. Yüzlerce sayfa onun anlatımı tekrarlanıyor.
Dün bir başka ‘itirafçı’, tutuklu iş insanı Vedat Şahin ifadelerini çekti. Onun ifadeleri de savcılık için önemliydi. Zira, ‘İmamoğlu suç örgütü’ diye tanımlanan yapının finansal ayağını oluşturduğu ileri sürülen Kültür AŞ ihaleleri ile ilgili ithamların ana dayanaklarından birisi Şahin’in anlatımları.
Yani Murat Ongun’un başında olduğu savunulan ‘örgütün’ faaliyetlerini anlatıyor.
İlki gözaltına alındığı 22 Mart günü olmak üzere 4 ifade verdi. Şahin, mahkemeye verdiği dilekçe ile ilk ifadesinin doğru olduğunu, ‘etkin pişmanlık’tan yararlanarak verdiği kalan 3 ifadeyi ise uydurduğunu açıkça itiraf etti. İlk ifadesinde böyle bir örgütü de rüşvet, sahte fatura vs. ithamlarını reddediyor.
Burada bir detay kritik.
İddianame kabul edilip ekleriyle beraber UYAP’a yüklendiğinde dikkat çekici bir dilekçe ile karşılaşmıştık. 40 yıldır reklam sektöründe olan Ahmet Taşçı, İBB operasyonundan bir gün sonra, 20 Mart’ta dilekçe vermiş ve kendisinin ‘gizli tanık’ statüsüne sokulmasını reddetmişti. Daha önemlisi, 29 Ocak, 7 Şubat ve 20 Şubat 2025 tarihlerinde verdiği ifadelerinde anlattığı olaylara tanık olmadığını, ‘reklam piyasasında’ dolaşan söylentilerden ibaret olduğunu belirterek şöyle dedi:
"Beyanımda ismi geçen kişilerin tutuklandığını öğrendim. Bu durumdan dolayı vicdanım rahat değil. Ben kimsenin hakkına girmek istemem, kimsenin benim yüzümden bir zarar görmesini istemem. Dürüst bir vatandaş ve Allah korkusu olan biri olarak işbu dilekçeyi vermem gerektiğini düşündüm."
Peki Taşçı, reddettiği beyanlarında ne demişti?
Aynı Vedat Şahin gibi Murat Ongun’un başında olduğu ileri sürülen ‘örgütün’, reklam ihalelerinde rüşvet aldığını, şirketler üzerinden yoğun olarak naylon fatura kesildiğini…
Onun ifadeleri ile Şahin’in ifadeleri birbirini tamamlayan, teyit eden ‘itirafçı’ beyanları olarak sunuldu iddianamede. Üstelik bu iki ismin anlattıkları, ‘etkin pişmanlıktan’ yararlanan başka isimler tarafından da tekrarlandı. Hepsi iddianamede boy boy duruyor.
Kısaca ‘SİSTEM’, ‘naylon fatura’, ‘her ihaleden belli oranda rüşvet alınması’ gibi, İBB davasını bir ‘organize suç örgütü’ niteliğine büründüren ithamların ana dayanaklarından olan tanıklar çözülüyor.