‘Cihat başladı’ dediler ve ateş ettiler

İsmail Saymaz yazdı: ‘Cihat başladı’ dediler ve ateş ettiler

“Cihat başladı!”

B., kurşun seslerinden saniyeler önce eşi Zafer Umutlu’nun ve beş erkeğin bulunduğu salondan bu sözleri duydu.

“Biz esarete düşmek istemiyoruz” dedi teröristlerden bir başkası.

B.’nin o gün evde gördüğü tüfeklerle polis memurlarına pencerelerden ateş ettiler.

Çatışma saat 02.10’da başladı, 09.40’da bitti.

Üç polis şehit oldu.

Dördü kardeş, altı IŞİD’çi ölü ele geçirildi.

Beş kadın ve altı çocuk sağ çıkarıldı.

B. ve dört kadın tutuklandı.

Emniyet ve yargı kaynaklarına göre kadınların verdiği ifadeler, “O gece evde ne oldu?” sorusunu yanıtlıyor.

İki katlı ev

Çatışmanın çıktığı ev, İsmetpaşa Mahallesi Seher Sokak’ta yer alıyor.

Ev iki katlı.

Üst katta Zafer Umutlu ve 22 yaşındaki eşi B. oturuyordu.

11 aylık çocukları var.

Dokuz aydır bu evde kiracıydılar.

Alt katta Mehmet Cami Sordabak, eşi F. ve beş çocukları oturuyordu.

İki ay önce bu eve taşınmışlardı.

‘Evimize baskın olabilir’

Saldırının iki gün öncesine dönelim.

27 Aralık Cumartesi.

İki katlı evde rutinin dışında ziyaret trafiği var.

Lütfi Sordabak ve eşi N., Umutlu’nun evine geliyor.

Altta Lütfi’nin ağabeyi oturduğu halde üst kata çıkmış olmaları dikkat çekici.

N., “Neden gitmek istiyorsun?” diye soruyor.

Eşi “Bizim evimize baskın olabilir” diyor.

28 Aralık’ta ise Haşem Sordabak ve eşi Ç., Umutlu’ya geliyor.

Sonra da Sordabakların kız kardeşi N., misafir oluyor.

En son…

Alt katta oturan Mehmet Cami Sordabak ve eşi F., Umutlu’nun evine geliyor. F., çatışma çıktıktan sonra evine inerek, çocuklarını yanına alıp üst kata çıkıyor.

İkinci katta manzara şöyle:

Yatak odasında beş kadın oturmaktaydı.

Salonda ev sahibi Zafer Umutlu ve arkadaşı İbrahim Dayan ile Mehmet Cami, Haşem, Lütfi ve Musa Sordabak kardeşler vardı.

Evde 4-5 tüfek

B., 28 Aralık’ta evde temizlik yaparken 4-5 tüfek görmüş.

Eşi Zafer, “Bunlar imha edilecek, kullanılmayacak ve atılacak” demiş.

Genç kadın, İbrahim Dayan’la ilk kez o gün karşılaşmış.

“O da silah kuşandığında gördüm” diyor.

B.’ye göre silahlar erkeklerin bulunduğu odadaydı.

B., şunları söylüyor:

“Olay günü Sordabaklardan iki aile geldi. Polisler birinin evini tespit etmeye çalışıyormuş. Onlar da bize geldiler. Alt katta kardeşleri olmasına rağmen neden bizim eve geldiler, bilmiyorum.”

Kadınları banyoya kapattılar

29 Aralık, gece 2.

Hareketlenme oluyor.

B., tanık olduklarını şöyle anlatıyor:

“Kadınlarla benim yatak odamdaydık. Erkekler salondaydı. Daha sonra hareketlenme oldu. Biz teslim olma amacındayken, İbrahim Dayan silahı kuşanmaya başladı. Önüne geçtim. Eşlerimizi çatışmaya o ikna etti. Eşim pencereye silahla gitti. Ben önüne geçtim. Beni ittirdi.”

Erkekler kadınları banyoya götürerek, içeri kapattılar.

“Cihat başladı!” diye bağırdılar.

“Biz esarete düşmek istemiyoruz” diyerek, art arda ateş ettiler.

Erkeklerin talimatı üzerine kadınlar cemaatten arkadaşlarını arayarak, “Çatışma çıktı. Müslümanları öldürüyorlar!” dediler.

Kimileri silahları yanlarına alarak, motosikletlerle eve yaklaşmaya çalıştı. Ancak içeriye giren olmadı.

B., İlim ve Takva dergisinin WhatsApp grubunda saldırı öncesi “Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan ve sabredenleri belirlemeden cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz” şeklinde paylaşım yapıldığını söylüyor.

Elde barut kalıntısı

F., Mehmet Cami’nin eşi.

1994 doğumlu.

Eşi, “İçeride ses çıkarmayın!” diye bağırmış.

Ardından silahlar patlamış.

F., “İlk kimin ateş ettiğini bilmiyorum” diye konuşuyor.

Kaynı Lütfi Sordabak, “Cihad başladı, yardım isteyin” deyince cemaatten iki kadını aramış.

Elinde barut artığı tespit edilmiş.

“Eşimin saçını okşadığım için oradan bulaşmış olabilir” diyor, silah kullandığı iddiasını reddediyor.

Silahlardan haberinin olmadığını savunuyor.

“Biz bu cihadın beklemiyorduk” diye konuşuyor.

Piknik tüpü ve düdüklü tencere düzenekli bomba

N., Lütfi Sordabak’ın eşi.

2004 doğumlu.

Evdeki piknik tüpleri ve düdüklü tencereyi görmüş.

“Bunlar mutfak tarafındaki odadaydı. Bunları erkeklerin olduğu tarafta bıraktık. Erkeklerin bununla ne yapacaklarını bilmiyorum. Eşime ne için kullanacaklarını soramadım. Polisi beklemiyorduk. Evdeki hazırlıklara dair bilgim yoktu” diyor.

Savcılık piknik tüplerde ve düdüklü tencerede bomba düzeneği tespit etmiş.

‘Bizi dinlemediler’

Ç., Haşem Sordabak’ın eşi.

2005 doğumlu.

Gece gelen polislerle Zafer Umutlu’nun konuştuğunu söylüyor. Eşlerinin, kendilerini banyoya kapattığını ifade ediyor.

“Silah sesleri gelmeye başladı. İlk Lütfi geldi, sonra Haşem ve Mehmet Cami. Yaralılardı. Silahları nereden bulduklarını bilmiyorum. Kendilerini ikna etmeye çalıştık ama bizi dinlemediler” diyor.

Kardeşlerinin yukarıda olduğunu bilmiyormuş

N., Sordabakların kız kardeşi.

1995 doğumlu.

Bekar.

Ne eve silah götürdüğü iddiasını kabul ediyor…

Ne de ateş ettiği suçlamasını.

Ağabeyi Mehmet Cami’nin evine ziyarete gittiğini savunarak, şöyle diyor:

“Kendimi olayın içerisinde buldum. Mehmet Cami’nin evindeydim. Diğerleri ise üst kattaydı. Neden üst kattaydılar, bilmem. Ateş edildikten sonra yukarıya çıktım. Olayın nasıl başladığını görmedim. Diğer kardeşlerimin yukarıda olduğunu bilmiyorum.”

N., çatışma sürerken, “Durmadan ateş ediyorlar, Müslümanları katlediyorlar” demiş ve bu sözleri kaydetmiş.

“Cihat çağrısı beklemiyorduk” diyor.

Eşleri gibi ‘İlim ve Takva Dergisi’ temsilciliğinin müdavimleri arasında bulunan beş kadın silahlı terör örgütü üyeliğinden tutuklandı.

‘Teslim olmayacağız, karşılık vereceğiz’

O gece evin bir ziyaretçisi daha vardı:

M.B.

1997 doğumlu.

Diyarbakır nüfusuna kayıtlı.

İlim ve Takva Dergisi’nin hocası M.B., Sordabak kardeşleri ve Zafer Umutlu’yu mescitlerden tanıdığını kaydediyor.

Musa Sordabak’ın 26 Aralık’ta “Zafer’in son zamanlarda davranış ve söylemlerinde bir gerginlik var. Endişeleniyorum. Zafer ile görüşelim” dediğini kaydediyor.

28 Aralık’ta Sordabak ile iki arkadaşını da alarak, Umutlu’nun evine gittiklerini söylüyor. Sordabak’ın yolda “Zafer, bana emanet verdiği silahı geri almak istiyor” dediğini ifade ediyor.

Kapıda iki arkadaşını gönderip Sordabak eve girdiklerini belirten M.B., şöyle diyor:

“Zafer kapıyı açtı. Beni gördüğüne çok şaşırdı. Evine geleceğimizi bilmiyordu. Bizi bir iki dakika bekletti. Sonra içeriye davet etti. Bu süre zarfında kadınlar yönünden müsaitlik olmadığı kanaatine vardık. İçeri girdik. Haşem ve Mehmet Cami’nin evde olduğunu gördük. Evin odasında beş kişi olduk. Ben, Musa, Haşem, Zafer ve Mehmet Cami. Bu şahıslara neden toplandıklarını, bir dertleri olup olmadığını sordum. İlk olarak Mehmet Cami cevap verdi. ‘Yalan söyleyecek halim yok. Dün 3.30’da Zafer’le görüştüm. ‘Bize yine yılbaşında bir operasyon yapabilirler. Ben, Zafer, Lütfi ve İbrahim direnmeye karar verdik. Teslim olmayacağız, gerekirse karşılık vereceğiz’ diye cevap verdi. Mehmet Cami’nin söylemine Zafer ve Haşem katıldıklarını söylediler. Bir buçuk iki saat boyunca bu düşüncelerinin yanlış olduğunu, böyle birşey yaparlarsa hem kendilerine hem ailelerine hem mahalleye hem cemaate zarar vereceğini anlattım. Bu düşünceden vazgeçmeleri için hem dini örnekler verdim hem mantıklı açıklamalar yaptım. Zafer itiraz etti. Bu sırada eve İbrahim ve Lütfi geldi. Zafer bana ‘Ben yine esaret altına girmeyeceğim, bu bana çok zor gelir, kendimi koruyacağım ve direneceğim’ dedi. İbrahim ve Lütfi, Zafer’in direnme düşüncesine destek oldu. Lütfi de Zafer’i destekleyerek bana karşı çıktı. İkna etmek için çok çabaladım, çok anlattım. Konuşma sonunda herhangi birşey yapmayacaklarına ve ben gittikten sonra evden dağılacaklarına dair söz verdiler. Evde olduğunu anladığım ancak evin herhangi bir yerinde görmediğim silahı evden çıkaracaklarını söylediler. Ne tür bir silah olduğunu bana açıklamaladılar.”

M.B., ifadesinde, Musa Sordabak’la evden çıktığını kaydediyor. Sordabak’ı evine bırakıp kendi evine gittiğini söylüyor. Sordabak’ın evinin önünde beyaz motosikleti gördüğünü beliriyor.

Musa Sordabak’ın bu motosikletle Umutlu’nun evine döndüğü anlaşılıyor.

Savcılık motosiklette silah bulunduğunu düşünüyor.

Yalova’da birçok şüphelinin avukatlığını üstlenen Onur Güler, ölü ele geçirilen teröristlerin şiddet geçmişleri olan sosyopat nitelikteki tekfirci-cihatçı figürler olduğunu ileri sürüyor. Yalova’dan sonra 150 kişinin gözaltına alındığını vurgulayan Güler, önümüzdeki süreçte tekfirci-selefi gruplara artçı operasyonlar yapılabileceğini düşünüyor.

Türkiye Haberleri