Bir sabah ansızın gidemediler!

halktv.com.tr yazarı Mehmet Tezkan yazdı: Bir sabah ansızın gidemediler!

Konuşulacak o kadar çok mesele var ki, nereden başlayacağımı bilemedim. Hepsi birbirinden önemli…

En fenasından başlayayım…

Aslında Türkiye’nin neden bu halde olduğunu gösteren açıklamayla… AKP Sözcüsü Çelik demiş ki; ‘Cumhur İttifakı olarak hepimiz sahadayız. Hem AK Parti Genel Merkezi hem MHP Genel Merkezi milletvekillerimizi, MKYK üyelerimizi bölgelere gönderdik. Hepimiz bu çalışmalarda üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Cumhur İttifakı'nın teşkilatları sahadadır.’

Ayıp ya!...

Ne diyeyim?

Millet enkaz altındaki canlarını kurtarmaya çalışırken oy avcılığında mı diyeyim

Cumhur İttifakı sahadayken Millet İttifakı yan gelip yatıyor imajı yaratarak kutuplaşmanın gazına basıyor mu diyeyim

İnsanları bölmek, insanları birbirine düşürmek, ülkeyi karnıyarık gibi bölmenin sorumsuzluğu mu diyeyim

Topluma nifak tohumları atmak mı diyeyim

Ne dersek diyelim. Sonuç değişmez: Ülkeyi bu hale bu zihniyet getirdi.

Bizden sizden ayrımı…

20 yıldır böyle. Liyakati takan yok, bizden misin değil misin, biat ediyor musun etmiyor musun?

Dertleri bu…

Biat, sadakat en önemli kriter olunca bir sallantı da 10 kent yerle bir olur. Binalar yatsı kadayıfa döner. Şaşırmayın!

AKP Sözcüsü Cumhur İttifakı sahada dedi ya…

Yalan söyleyecek hali yok, AKP ve MHP bütün yöneticileriyle, bütün milletvekilleriyle, bütün bakanlarıyla görev başındalarmış. Ama yaptıkları ortada!...

Üç gün oldu daha pek çok yere ulaşamadılar. Cumhur İttifakı’nın performansı buysa, kabiliyeti, yönetme yeteneği bu kadarsa; bu ülkeyi, bu vatanı, bu milleti seviyorlarsa sahadan çekilsinler!

Belli 21 yıllık iktidar çok yormuş, yıpratmış, yıldırmış…

Gelelim ikinci meseleye…

Erdoğan dün deprem bölgesindeydi ilk gün başarısız olduklarını, yetersiz kaldıklarını kabul etti. Karayollarında, havaalanlarında bazı sıkıntılar oldu dedi.

Sıkıntı dediği yollar kağıt gibi yırtıldı, havaalanlarının pisleri ortadan patladı.

Sonra dedi ki; ikinci gün daha iyi olduk bugün daha iyiyiz, yarın çok daha iyi olacağız…

İş işten geçmiş, ölen ölmüş kalan kalmış. Halk canlarını ciğerlerini kendi imkanlarıyla kurtarmış. Veya kurtaramamış…

Dördüncü gün daha iyi olsan ne olur, olmasan ne olur?

Sadece enkaz kaldırırsın. Onu da verirler müteahhitlerine olur biter!..

Deprem bölgesinde Erdoğan’ın söylediği bir söz daha var. Bir depremzedeye ‘bunlar kader planının içinde olan şeyler’ dedi…

Erdoğan iktidarda olduğu zaman kırılan fay, yaşanan facia kader

Erdoğan muhalefetteyken kırılan fay değil iktidarın ar damarı…

1999 depremini on yıllardır diline dolamıştı. Van depremine, Bingöl depremine, Elazığ depremine anında müdahale etmekle, yaraları hemen sarmakla yıllarca övündü.

1999 depreminde hükümetin yaya kaldığını, devletin aczinin ortaya çıktığını söyledi. O günkü hükümeti aşağıladıkça aşağıladı.

Bu işten anlayanlar 1999 depremi çok farklıydı bir ucu Çınarcık’ta öbür ucu Adapazarı’nda, Düzce’deydi dediler. Erdoğan dinlemedi.

Devlet iki gün enkaza ulaşamadı diye bağırdı çağırdı.

Benzeri başına geldi, dördüncü güne girdik devletin ulaşamadığı o kadar çok alan var ki… Devlet daha birinci gün yolda kaldı; yolda!...

Şimdi iktidar yanlıları diyecek ki; bu çok daha büyük deprem çok daha geniş alanı etkiledi. 1999 ile kıyaslanamaz…

Doğru ama aradan 24 yıl geçti. Teknoloji değişti. Bu millet devlete depreme karşı tedbir alsın diye Özel İletişim Vergisi adı altında 39 milyar dolar para verdi…

O paraları nereye harcadınız?

Devlette yok yok. Basit bir kıyaslama. 1999’da Cumhurbaşkanı’nın uçağı yoktu şimdi 13 uçağı var…Gerisini düşünün…

Ankara’ya gidin Erdoğan’ın konvoyunu izleyin, Saray’ı gezin, bakanların konvoyuna bakın, bakan yardımcılarının, üst düzey bürokratların bindikleri araçlara bakın paranın nereye gittiğini görürsünüz.

Şimdi diyecekler ki itibardan tasarruf olmaz…

Depremin 10 kenti felç etmesi, binlerce binanın yıkılması, on bine yakın insanın ölmesi, 50 bine yakın insanın yaralanması, Türkiye’yi durdurması itibarımızı zedelemedi mi?

Evetse neden önlemlerden tasarruf ettik ki!...

Kısaca; büyük devletiz, şöyle güçlüyüz, böyle güçlüyüz, dünya gıptayla bakıyor, bir gece ansızın gelebiliriz diyen hükümetin badana boyası depremle döküldü.

Yıllar, yıllar önce deprem öldürmez çürük bina öldürür bu da yönetim sorunudur diyen Erdoğan’ın kendisiydi…

Sonuç şu: İktidar, komşu ülkelere kızdırmayın bir gece ansızın gelebiliriz diye bağırıyordu. Kendi ülkesinin hasar gören kentlerine bir sabah ansızın gidemediler.

Gidemeyince ne yaptı?

Sosyal medyaya kısıtlama getirdi; resmen sansür. Bölgeden bilgi akışı olmasın diyorlar. OHAL ilan ederek bunun tam önüne geçecekler. Tam sansür uygulayacaklar. Bilgi vereni vatan haini ilan edecekler.

Kaç bina yıkıldı, kaç kişi vefat etti, kaç kişi enkazla birlikte çıkarıldı, kaç kişi yaralı bilemeyeceğiz.

Bilsek de söyleyemeyeceğiz.

Akşener doğru söyledi; ‘iletişimin bu kadar önemli olduğu bir dönemde bu yapılan nasıl bir kötülüktür, nasıl bir vicdansızlıktır.’

Depremde aciz kalan iktidar sosyal medyanın üzerine çökerek durumu kurtarmanın telaşında.

Zor dostum zor!

Türkiye Haberleri