Eşcinsel olduğu bilinen ve kadın giysileriyle sahneye çıkan Murat Övüç, başına şal bağlamış haldeki görüntüleri sosyal medyada paylaşılınca evinden iki kez
gözaltına alındı.
İlkinde adli kontrol tedbiriyle bırakıldı.
Instagram hesabı kapatıldı.
Smokinle ve makyajsız şekilde sahne almaya mevcut edildi.
İkincisinde ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan tutuklandı. Tam üç ay 10 gün sonra bırakıldı.
Övüç, cinsel kimliği ya da yönelimi nedeniyle zorbalığa uğrayan tek müzisyen değil.
İlk örnek, Bülent Ersoy.
Ersoy’a 1981’de kadın kılığında sahneye çıkma yasağı uygulanmıştı. Gerçekte kanunda yazılı bir yasak yoktu. Fiili bir yasaktı bu. Bu yasaktan Talha Özmen, Serbülent Sultan ve Savaş Sökmen gibi eşcinsel müzisyenler de payını aldı.
Ersoy, hukuksuzluğa boyun eğmedi.
Dönemin İstanbul Vali Yardımcısı İhsan Yalçın, yol göstererek, şöyle dedi:
“Saçlarını toplasın, belki hafif ruj da yapabilir, ama bir papyon taksın, kravat taksın, ceket giysin, sahneye çıksın, kimse mani olmaz.”
1988’de Ersoy’la kalkan yasak 2026’da Övüç’le geri geldi.
Övüç’e hafif ruj bile yasak artık!
Tahliyeden sonra avukatı Çağdaş Çelik’in ofisinde görüştüğüm Övüç, sahneye smokinle ve sıfır makyajla çıkacağını ifade ediyor.
Nedenini sordum.
Övüç, ilk gözaltısından sonra İzmir’de sahneye çıkmadan önce kulise gelen polislerin “Bir daha kadın kıyafeti giyip makyaj yapıp sahneye çıkmanı istemiyoruz. Aksi takdirde programları iptal edeceğiz” dediğini iddia ediyor.
Övüç tutuklandıktan sonra kaleme aldığım ‘Zenneler Koğuşu’ başlıklı yazımı şöyle bitirmiştim:
“Övüç’ü içeride tutarsanız…
Anadolu’nun göçebe geleneğinde var olan, düğün ve şenliklerde kadın kılığında oynayan erkeklere ne yapacaksınız?
Silivri’de zenneler koğuşu mu açacaksınız?”
Biraz mübalağa ederek yönelttiğim eleştirinin meğer gerçeklik payı varmış.
İzmir’de kulise gelen polisler, ricası üzerine Övüç’e yarım saat sahne izni vermişler fakat bir şartla: “Zenne çıkamaz!”
12 Eylül’ün yasakladığı Ersoy, şimdi Beştepe’de ağırlanırken…
AK Parti’nin kadın kıyafeti ve makyajdan men ettiği Övüç ise artık “Yanıklar! Fırfırlar! Sizi seviyore!”den daha fazlasını söylüyor.
Şöyle diyor, Övüç:
“Tamam, sahneye çıkma, çıkmayalım kardeşim. Kadın elbisesi giyme, giymeyelim kardeşim. E bırak, özgür yaşayalım ya! Anayasal haklarım neyse, onlarla yaşamak istiyorum. Ay şunu yapma, alacaklar beni içeriye, ay bunu konuştum, hapse mi gireceğim; ay bunu yaptım, polisler gelip beni götürecek mi... Ben artık böyle yaşamak istemiyorum.”
Müzik hayatınız nasıl başladı, anlatır mısınız?
Sekiz sene oldu. Öncesinde fal bakıyordum bir kafede, İstiklal Caddesi’nde. Arkadaşım Ayta Sözeri’yi dinlemeye gitmiştim. Orada bir şarkı okudum. Mekan sahibi dedi ki “Niye kadınlar matinesi yapmıyorsun? Hareketlisin, gırgırsın, hadi gel bir matine yapalım.” Son 5 yıldır en çok iş yapan, en çok kadınlar matinesine izleyici getiren benim. Böyle de devam ediyor.
Gidemediğiniz yer oldu mu?
Elazığ’a, Samsun’a, Çorum’a ve birkaç yere gidemedik.
Sebep?
“Feminen, kılık kıyafeti uygun değil, çocuklara kötü örnek oluyor. Böyle çıkmasını istemiyoruz” dediler.
İstiklal Caddesi'nde çekilmiş eski bir videonuz var, orada pek feminen değilsiniz.
Önceleri takım elbiseyle çıkıp şarkısını söyleyen biriydim. Ama kadınlar mutluluk istiyor. Biraz feminen, biraz taşlı tuşlu, biraz tüylü kıyafetler yaptım; daha çok geldi insanlar. “Murat Övüç ne giydi, ne taktı? Pırlantasını görelim, saçını nasıl yapıyor… Onun için gelen insanlar çok oldu. Her yerde ful çektim. Ta ki bana devlet tarafından veto gelene kadar.
Bildiğim kadarıyla muhafazakar bir ailenin çocuğusunuz. Siz de muhafazakarsınız.
Fatih doğumluyum. Kuran’ı bilen, dini vecibelerini yerine getiren, iki defa umreye gitmiş birisiyim. Tillo eşrafındanız. Şeyh Fakirullah sülalesinden geliyorum. Sahnede programımı yapıyorum, makyajımı siliyorum, kıyafetimi kenara koyuyorum, normal adam gibi hayatıma devam ediyorum.
Gözaltına alınmanıza yol açan ilk videonuzun hikayesini anlatır mısınız?
Almanya’daydım, çok soğuktu. Şalım vardı omuzumda. Soğuk olunca kafama bağladım. Arkada bir şarkı. “Kızlar nasıl olmuşum?” İzleyici kitlem yüzde 80-85 tesettürlü kadınlar. Onların kardeşi gibiyim. Onları mutlu etmek adına mizahi bir video çektim, Instagram’da paylaştım. Onun gibi yüzlerce videom var şalımla.
Bu niye dikkat çekti?
Ya bir şikayet olmuştur ya biri gıcık olmuştur.
Paylaştınız ve kaç gün sonra gözaltına alındınız.
Ama çok eski bir video, yeni değil. O videolar iki yıl buçuk yıl önce çekilmiş.
Birdenbire dolaşıma girdi. Başıma bir şey gelir diye düşündünüz mü?
Bir art niyet olmadığını çok iyi bildiğim için “Bunda ne olabilir” dedim. Şalımı başıma bağladım, nedir yani?
Eve polisler geldi. O an nasıl hissettiniz?
Gece 3, suç işlemişim gibi evden alındım. Emniyet’te videoyu gösterdiler. “Bundan dolayı buradasınız” dediler. 56 yaşındayım, ilk defa karakol, hücre gördüm. O geceyi orada geçirdik. Ertesi gün savcı mahkemeye sevk etti. Adli kontrolle bıraktılar. Üç ay imzamı attım. Sekiz ay sonra ikinci video çıktı.
Bir kadın başörtüsü taksa, şaka yapsa belki böyle olmazdı. “Niye gözaltına alındım” diye düşündünüz mü?
Göz önündeyim, işlerim çok yoğun, her gün bir yerdeyiz, para kazanıyoruz. Birinin gözüne mi battık, sinir mi oldu, bilemiyorum ama böyle videolarım çok. Ben kadınları mutlu ediyorum. “Kızlar! Yanıklar! Fırfırlar! Sizi seviyore!” Bunlar slogan olmuş kelimeler. Ben kendimi kadınlara mutluluk dağıtan doktor gibi görüyorum.
“Niye buradayım” demediniz mi?
Başörtüyü gün içerisinde başıma bağlasam, kendimi kadın gibi göstersem, hal ve hareketlerim onun gibi olsa hak ettim derim ama öyle bir şey yok.
Neden hak edesiniz, onu anlamadım.
Muhafazakar bir ülkedeyiz. Belki birileri istemedi diye üzülebilirim. Ama orada espri yapıyorum. Normal hayatta ben herkesin Murat abisiyim. Namazını kılan, dini vecibelerini yerine getiren bir insanım.
Beş vakit namaz kılıyor musunuz?
Her gün kılıyorum. Her cuma Mehmet Emin Tokadi Hazretleri türbesine dua etmeden cuma namazıma gitmem. Bakın, uçta olan bir adam dini eğitim gören çocuklara burs veriyor. Mezun ettiğim hafızlar var. Hala görüştüğüm medreselerde hoca abilerim var. Perşembe günleri sohbete gidiyorum. Kasımpaşa’da dergahlar var, oraya gidiyorum.
İlk gözaltınızdan sonra Instagram hesabınız kapatıldı. Niye kapatıldı?
Kötü örnek olduğumuz için.
Ne yaparak kötü örnek oluyorsunuz?
Onu bilemiyorum.
Sonra smokin giymeye başladınız. Niçin?
Çünkü ihtar aldık.
Kimden ihtar aldınız? Ne dediler?
“Bu hal ve hareketleriniz şu anki şeyimize uygun değil.”
Neyimize?
Gidişata veya kimler yönetiyorsa, uygun değil dediler. “Bir daha kadın kıyafeti giyip makyaj yaparak sahneye çıktığınız an sahnenizi iptal edeceğiz” dediler.
Bunu kamu görevlileri mi, siyasetçiler mi söyledi?
Üstten insanlar söylediler.
Bürokratlar mı?
İsim vermiyorlar ama araya soktukları insanları tanıyoruz.
Ne diye uyarıldınız?
“Bir daha kadın kıyafeti giyip makyaj yapıp sahneye çıkmanı istemiyoruz. Aksi takdirde gittiğin bütün programları iptal edeceğiz” dediler.
Bu, serbest bırakıldıktan sonra mı oldu?
Denetimli serbestliğimden sonra İzmir programım vardı. Oraya polisler geldi. O kıyafetle gördüler. “Sahne iptal” dediler.
Neredeydi sahneniz?
İzmir’de kadınlar matinem vardı. Kulise geldiler. Zenne arkadaşım vardı. Program yapacağız. Zenneye de bana da ihtar verdiler. Dediler ki “Bu kıyafetle çıkamazsınız.”
Kaç polis geldi?
Bayağı sivil de vardı. Rica ettim. “Ne olursunuz” dedim. “Şovumu yapıyorum, içeride 750 hanımefendi var.” Zenne kardeşe izin vermediler, “Çıkamazsın böyle” dediler. Ondan sonra smokin giymeye başladım.
O program olamadı mı?
Onu yaptık. Yarım saat rica ettim. “Hanımları mağdur etmeyelim, izin verin biraz yapayım, hemen ineyim.” “Tamam Murat Bey, yarım saat, 45 dakika yapın, hemen bitirin” dediler.
Zenne?
Ona yaptırmadılar.
Kadın kıyafetiyle son konseriniz bu muydu?
O da kadın kıyafeti değil. Etek giymiyorum ki. Pantolon, üstümde bir gömlek, bir ponpon var, bir taşı var, bir tüyü var o. Etek giymedim hiç.
Normalde konseriniz ne kadar sürüyor?
Bir buçuk saat.
O gün ne kadar sürdü?
Yarım saat, 40 dakika.
Demediniz mi “Bunu benden hangi yetkiyle istiyorsunuz?”
Kime neyi anlatacaksınız, kime neyi söyleyeceksiniz, bilemiyorum.
Bunu söyleyenler polis olduklarını da söylediler mi?
Tabi tabi, kimliklerini gösterdiler. Zaten oraya gelmeden önce salonun sahiplerine ihtarda bulunmuşlar.
Ondan sonra hep smokin mi giydiniz?
Hep smokin giydim.
Mecbur kaldınız yani.
Olması gereken buysa, eğer bunu istiyorlarsa, bununla yaparız.
Smokinle çıktığınızda sorun yaşamadınız mı?
Hiç yaşamadım, karışmadılar.
Polis geldi mi?
Hiç gelmedi.
Sonra ikinci başörtüsü videosu patladı.
İkinci video da ilk videodan 6 ay önce çekilmişti, yeni değil.
Orada ne yapıyorsunuz?
Yine bir yerden dönüyorum. Uçak buz gibi. Yine başımda, yine konuşmuyorum. Müzik çalıyor. Elimde yüzüğüm var. 15-20 saniyelik bir video.
Yine mi evden gözaltına alındınız?
Saat 4. Kapıyı açtım, 6 kişi var. “Gözaltı kararınız var, almaya geldik” dediler. Vatan Caddesi’ne götürdüler.
Bekliyor muydunuz tutuklanmayı?
Böyle bir şey beklemiyordum, çünkü suçum yok. Avukatım Çağdaş Çelik’e defalarca soruyorum, “Abi ne olur?” Diyor ki “Yatarı yok, rahat ol.” Ama maalesef tutuklama verdiler.
Ne hissettiniz?
O anda şöhretin, paranın, mülkün ne kadar boş olduğunu anlıyorsunuz ama bir yandan da diyorsunuz ki, “Ben adam mı öldürdüm? Uyuşturucu mu sattım? Kara para mı akladım? Ne yaptım, neden hapisteyim? Suçum ne?” Bu ülkeye vergi ödüyorum. Suçsuz yere bir adam 3 ay 10 gün neden yattı?
Duruşmalar nasıl geçti?
Ben üç ay bile kalacağımı tahmin etmedim. Avukatım “En çok bir ayda çıkarsın, yatarı bu kadar” diyordu. Ama ilk duruşmamız 45’inci günde oldu. Hep salladılar, ertelediler. Bu bence önceden tasarlanmıştı. “Bu adamı üç ay yatıracağız.” Nitekim 3 ay 10 gün yatırdılar.
İddianamenizde şöyle yazıyor: “Kadınsı hareketler sergileyen ve kendisini gay olarak tanımlayan şüphelinin İslam dininin en önemli vecibelerinden olan başörtüsüyle alay ettiği…” Sizi bununla suçluyorlar.
Başörtüyü alıp üstünde zıplasam, çöpe atsam, yaksam haklılar. O bir kere başörtü değil, şal. Alıp başıma bağlıyorum. “Kızlar nasıl olmuşum?” Bu! Nasıl alay edebilirim? Ayrıca feminen hareketlerim kimseyi ilgilendirmez. Bir erkekle uygunsuz hareketle basılmadım. Bu benim hayatım, beni ilgilendirir. Bunun izahatını bir tek Allah'a vereceğim. Siz ne hakla özel hayatımı yargılıyorsunuz? Buna da eyvallah. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğiz.
Daha önce tutuklanmış mıydınız?
Hayır.
İlk altı gün Metris’te, sonra Çorlu’daki Karatepe F Tipi Cezaevi’nde kaldınız. Metris nasıl geçti?
İlk üç gün kabus gibiydi. Televizyon yok, telefon yok. Tek başımayım. “Allahım beni kurtar, ne yaptım ki buradayım” deyip isyan etmeye başladım ki, Allah’a sığındım. Dualar ettim. Namazımı hiç kaçırmadım. Allah bir şekilde yardımcı oldu. Burayı kaderde görmek varmış dedik, nitekim gördük.
Sonra Karatepe’ye gittiniz.
Bulunduğum bölümün yanında İBB'liler vardı. Murat Ongun, Mehmet Pehlivan, iş adamları... Avukatlarını gönderip “Ne yapabiliriz, bir şeye ihtiyacı var mı?” diye sordular. Allah bin kere razı olsun.
Günleriniz nasıl geçti?
Sabah ezan okunuyor, namazımı kılıyordum. Sayım yapılıyordu. Tekrar yatıyordum. 10.30 gibi kalkıyordum. Avluda bir saat kadar düşünüyordum. Çıkacağım günü hayal ediyordum. “Neden şalı başıma bağladım” diye kendime çok kızdım. Ama bunu yapan tiyatro sanatçıları var. Bir sürü insan var espri babında yapan. Niye bana bu kadar pahalıya patladı diye kendi kendime çok kızdım. Televizyon aldım. Haber izliyordum. Ramazan girdi araya. Bol bol ibadet ettim, orucumu da tuttum hiç kaçırmadan.Tutuklularla görüşmek yasak. Ama duvarlar vardı, avlu avlu. “Murat abi hoş geldin, iyi misin? Geçmiş olsun” diyenler… İyi geldi, rehabilite oldum.
Özgür Özel’in gelmesini istiyordunuz.
İstedim. “Çünkü” dedim “Ya bizi, haklarımızı kim savunacak ya? Biz ne olacağız böyle?” Tamam, sahneye çıkma, çıkmayalım kardeşim. Kadın elbisesi giyme, giymeyelim kardeşim. E bırak, özgür yaşayalım ya! Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, anayasa haklarım neyse, onlarla yaşamak istiyorum. Ay şunu yapma, alacaklar beni içeriye, ay bunu konuştum, hapse mi gireceğim; ay bunu yaptım, polisler gelip beni götürecek mi... Ben artık böyle yaşamak istemiyorum.
Tahliye oldunuz. Sosyal medyada paylaştığınız videoda “Artık Murat abi olacağın” dediniz. Niye Murat abi oluyorsunuz?
Benim 26 yaşında bir oğlum var. Evlendirdim, gelinim var. Bir kayınpederim. Bir babayım. Evet, orada şov yapıyordum. Ondan sonra hayatıma düzgün şekilde devam ediyorum. Zaten öyle yaşıyorum.
Sanki devlet böyle istedi diye Murat abi oldunuz, yanlış mı düşünüyorum?
İstediler değil, dikte ettiler. Bunu söylemekte sakınca görmüyorum. Çünkü “Bu işi yapmayacaksın. Yapıyorsan da takım elbiseyle, sıfır makyajla yap.” Hay hay! Buna izin veriyorsanız bunu yapalım. Artık bu saatten sonra her şeyden soğudum. Amerika’da evim var, çekip gitmek istedim.
Gitmeyi düşünüyor musunuz?
Bir ara çok istedim, hayata küstüm. Ne yaptım hücreye atılacak? Zoruma gitti. Bu ülkeden çıkıp gideceğim, dedim. Nereye gidiyorsun ya? Baktığım anneler, okuttuğum evlatlar var. Evladım var. Ülkemi çok seviyorum. Şu andan itibaren tüm çocukları, ihtiyaç sahiplerini mutlu edeceğim.
Bu dönemi oğlunuz ve gelininiz nasıl geçirdi?
En büyük gücü onlardan aldım. Oğlumla arkadaş gibiyim. Çok güzel yetiştirmişim. Gelinim çok kültürlü, bankacı. “Babacığım senin arkandayız, lütfen kafana bir şey takma.” Onlar beni ayakta tuttu.
İlk konseriniz ne zaman?
Adana’ya gidiyoruz 17 Nisan'da. Haziran sonuna kadar doluyuz.
Nasıl bir kostümle çıkacaksınız?
Smokin.
Makyaj?
Yok, sıfır makyaj. Boyumuzun ölçüsünü aldık. Sıfır makyaj.
Bir eşcinsel olarak bunlara maruz kalmanızı nasıl yorumluyorsunuz?
Üzülüyorum tabii ki. Evet, ben gayim, eşcinselim. Ama özel hayatımı bile çok özel yaşıyorum. Hiçbir yerde beni bir erkekle el ele, yanak yanağa, dudak dudağa öpüşürken kimse görmedi ki.
Daha önce tercihinizden ötürü hiçbir endişe yaşadınız mı?
Yok, hiç yaşamadım.
Şimdi yaşıyor musunuz?
Şimdi sıkıntı… Gece üçte, dörtte beni alacaklar mı diye korkuyla yaşamak istemiyorum artık. Bunu bana yaşatmaya kimsenin hakkı yok ya. Ben ne yaptım? Benim gibi yüzlerce insan var, hepsini mi alacaklar? Ne yapacaklar bilemiyorum ki.
Toplum nasıl davranıyor?
Hiçbir tepki görmedim. Beni çok seviyor insanlar. Cezaevinden eve geldim, kapımın önü, apartman insan doldu. Murat Bey çıktı diye bayram yaptılar. Hoşgeldin evimizin, apartmanımızın neşesi diye.