Tuzla sahilinde 'mucizevi' keşif: Saate 6 litre arıtıyor

Marmara Denizi, dünyada sağlıklı pinaların sığındığı son nokta oldu. Tuzla sahillerinde sanayinin ortasında "mucizevi" bir habitat keşfeden bilim insanları, hem deniz çayırlarını hem de suyu filtreleyerek temizleyen pinaları mercek altına alıyor. Bölgede kurulacak istasyonla ekosistem anlık izlenecek.

Akdeniz ekosisteminin en kritik türlerinden biri olan ve boyu 120 santimetreye kadar ulaşabilen pinalar için Marmara Denizi son sığınak haline geldi. 2016 ve 2019 yılları arasında etkili olan ölümcül bir parazit nedeniyle Çanakkale'den Cebelitarık'a kadar tüm popülasyonu yok olma eşiğine gelen bu dev kabukluların dünyadaki tek sağlıklı örneği artık Marmara'da yaşıyor.

Saatte 6 litre deniz suyunu filtre ederek doğal bir temizleme ünitesi görevi gören pinalar, kıyı sağlığının korunmasında kilit rol üstleniyor.

TUZLA SAHİLLERİNDE MUCİZEVİ YAŞAM ALANI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi tarafından yürütülen izleme projeleri kapsamında Tuzla sahillerinde dikkat çekici bir bulguya ulaşıldı. Bölgedeki bir iskelenin çevresinde yaklaşık 100 metrekarelik dar bir alanda deniz çayırları ile pinaların bir arada bulunduğu çok yoğun bir habitat saptandı.

Bilim insanları tarafından mucizevi olarak nitelendirilen bu noktada hem yavru hem de yetişkin bireylerin bir arada görülmesi, bölgedeki ekosistemin canlılığını koruduğunu kanıtladı.

BİLİMSEL TAKİP İÇİN İSTASYON KURULUYOR

Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı liderliğinde yürütülen çalışmalarda bu özel alanın korunması için yeni bir izleme istasyonu hayata geçiriliyor. Kurulacak merkez aracılığıyla deniz çayırlarının gelişim süreçleri ile pinaların büyüme hızları düzenli dalışlarla kayıt altına alınacak.

Biyolojik verilerin yanı sıra deniz suyunun sıcaklığı, tuzluluk oranı ve ışık geçirgenliği gibi çevresel parametreler de anlık olarak takip edilerek kirlilik baskısı analiz edilecek.

MARMARA’NIN KUZEYİNDE KİRLİLİK BASKISI SÜRÜYOR

Bilimsel incelemeler sonucunda Marmara Denizi’nin kuzey kıyılarında pinaların ve deniz çayırlarının yaşam alanlarının daraldığı tespit edildi. Özellikle Silivri’den İzmit Körfezi’ne kadar uzanan hatta yoğun sanayileşme, kontrolsüz kentleşme ve çevre kirliliği gibi faktörler bu türlerin varlığını tehdit ediyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "PİNA-İZ" ve "ÇAYIR-İZ" projeleriyle Marmara Denizi genelinde pina ve deniz çayırlarının dağılımı belirlenip, düzenli izleme çalışmaları yürütülüyor.

"İSKELENİN HEM SAĞINDA HEM SOLUNDA İKİ FARKLI TÜR DENİZ ÇAYIR ALANI TESPİT ETTİK"

Prof. Dr. Sarı, izleme projesi kapsamında fırsat buldukça tanımlı istasyonların dışındaki noktalarda dalışlar yaparak, yeni alanlar belirlemeye çalıştıklarına dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:

Ocak ayında yaptığımız dalışlar esnasında burada enteresan şekilde çok sağlıklı bir pina popülasyonu ve iskelenin hem sağında hem solunda iki farklı tür deniz çayır alanı tespit ettik. Çok küçücük bir alan kalmış, 50-100 metrekare gibi ama halen doğal habitatın yaşamı sürdürmek için direndiğini bize göstermesi açısından çok kıymetli buluyoruz. Bu deniz çayırı alanında Marmara'nın en yaygın deniz çayırı türlerinden birisi olan Cymodocea nodosa var. Bu deniz çayırı türünün içi komple pinalarla dolu. Bu muhteşem bir şey. Neden muhteşem? Çünkü bu bölge Kuzey Marmara'nın en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi.

"HALEN BİR UMUT YEŞEREBİLİR"

Marmara Denizi'nde halen umut olduğunu vurgulayan Sarı, ifadelerine şöyle devam etti:

Bir yerde endüstri varsa, bir yerde kentleşme varsa ne yazık ki kirlilik çok oluyor, kıyı müdahaleleri çok oluyor. Burası gösteriyor ki bize halen şu denizde umut var. Halen bu umut yeşerebilir. Biz, bunun için burayı çok önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemlerde izleme istasyonlarından bir tanesi haline getireceğiz burayı da. Hem 'Deniz çayırlarının üzerindeki karasal baskılar iyiye mi gidiyor, azalıyor mu, artıyor mu?' Bunu göreceğiz. 'Hem pinalar sağlıklı mı, hastalık var mı, ölümler var mı, yeni bireyler, bebek pinalar geliyorlar mı, popülasyona katılım var mı?' Bunları görmüş olacağız.

Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi'nin mucizelerle dolu olduğunu, denizlerin akciğeri deniz çayırları ve müsilajla savaşan pinaların çok kıymetli olduğunu anlattı.

"BURADA KARŞILAŞTIĞIMIZ ALAN O MUCİZELERDEN BİR TANESİ"

Prof. Dr. Sarı, burada karşılaştıkları alanın o mucizelerden birisi olduğuna değinerek, "Kıyılarını doldurmuşuz, bir taraftan kirletmişiz ama bunun içerisinde ekosistem, direnmeye, yaşamaya devam ediyor. Deniz çayırları ve pinalar da bunun en net göstergesi. Deniz çayırı olan bir alan, deniz çayırı olmayan alana kıyasla 40 kat daha fazla canlılık, biyolojik çeşitlilik barındırır. Deniz çayırları esasında gözümüz gibi bakmamız gereken, bir tanesinin kopmasına asla razı olmamamız gereken ve kıyısal müdahalelere, her türlü tehdide karşı mutlaka korumamız gereken türlerden bir tanesi. Pinalar deniz çayırlarıyla bütünleşik olarak yaşıyor." ifadelerini kullandı.

Dünyada sağlıklı pina popülasyonunun doğal olarak bulunabildiği tek yerin Marmara Denizi olduğuna işaret eden Sarı, bir pinanın saatte 6, 24 saatte ise yaklaşık 150 litre deniz suyunu filtrelediğini söyledi.

"AŞAĞI İNDİĞİMİZDE HEM YAVRU HEM YETİŞKİN, ERGİN HEM DE YAŞLI PİNALAR GÖRECEKSİNİZ"

Pinanın insanın kirlettiği suyu temizlediğinin altını çizen Sarı, şunları söyledi:

Marmara kıyılarında bakanlık desteğiyle pina haritalarını biz oluşturduk, şimdi de izlemesini yapıyoruz. Burası küçük bir alan, öncelikle bu küçük alanın etrafına izleme noktaları oluşturacağız. Bu izleme noktalarında belli aralıklarla dalışlar yaparak, 'Deniz çayırları ilerliyor mu, yoksa geriliyor mu? Bunu görmüş olacağız. Deniz çayırlarının büyümesini, sağlıklı gelişimini takip etmiş olacağız. Aşağı indiğimizde hem yavru pinalar hem yetişkin, ergin pinalar hem de yaşlı pinalar göreceksiniz. Deniz çayırı ve pinayla kaplı alandaki canlılıkla deniz çayırı olmayan alandaki o cansızlığı birlikte gördük. Burada bir izleme istasyonu oluşturduktan sonra da pinaları, deniz çayırlarını sürekli takip edeceğiz. Büyümelerini ve sağlık durumlarını takip edeceğiz. Tabii ki çevresel parametreleri ölçeceğiz. Suda kirlilik var mı, sıcaklık nasıl değişiyor, tuzluluk nasıl değişiyor, ışık geçirgenliği ne durumda?' gibi... Bunların hepsini biyolojik verilerle beraber takip etmiş olacağız. (AA)

Türkiye Haberleri