Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nu, henüz üç yaşındaki genç Cumhuriyet'in en cesur ve en devrimci adımlarından biri olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamada, 1923'te kurulan devletin, 1926'da kadınları "kul" olmaktan çıkarıp "yurttaş" yapan bir hukuk düzenini inşa etmesinin, tarihe sadece bir yasa değişikliği olarak değil, bir "kuruluş ve kurtuluş iradesi" olarak geçtiği ifade edildi.
HUKUKİ KAZANIMLAR VE TOPLUMSAL EŞİTLİK
Yapılan açıklamada, Türk Medeni Kanunu'nun dönemin İsviçre Medeni Kanunu'ndan uyarlanarak kabul edildiği hatırlatıldı. Bu kanunla birlikte çok eşliliğin kaldırıldığı, resmi nikâhın zorunlu kılındığı; miras ve boşanma hukukunda kadınların "eşit özne" olarak tanımlandığı ve kadınların birey olarak hukuk önündeki eşitliğinin tesis edildiği belirtildi. Federasyon, bu tercihin teknik bir hukuk aktarımının ötesinde; laik, eşitlikçi ve çağdaş bir toplum inşa etme kararlılığının bir ifadesi olduğunu vurguladı.
ATATÜRK'ÜN VİZYONU VE LAİKLİĞİN ROLÜ
Bu tarihsel adımın Mustafa Kemal Atatürk'ün dirayeti ve devrimci vizyonu ile mümkün olduğu belirtilen açıklamada, Atatürk'ün kadınların toplumsal hayata eşit katılımını Cumhuriyet'in temeli olarak gördüğü ve hukuku toplumsal dönüşümün aracı kıldığı ifade edildi. Medeni Kanun'un, kadınların insan haklarını tanıyan bir metin olmanın yanı sıra laikliğin somut güvencesi olduğu kaydedilerek, "Çünkü laiklik olmadan eşitlik; eşitlik olmadan özgürlük mümkün değildir" denildi.
50 YILLIK MÜCADELE VE MEDENİ KANUN DAYANAĞI
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 50 yıllık mücadele tarihleri boyunca Medeni Kanun'un kazanımlarını savunmayı varlık sebebi olarak gördüklerini beyan etti. Kadınların ev içi şiddete karşı korunmasından ekonomik haklarına, miras hakkından boşanma sürecinde adalete erişimine kadar her alanda temel dayanağın bu laik hukuk düzeni olduğu belirtildi.
GELECEK TEMİNATI VE VAZGEÇİLMEZ HAKLAR
Federasyon, Medeni Kanun'un sadece geçmişin bir kazanımı değil, aynı zamanda geleceğin teminatı olduğunu bildirdi. Laikliğin sadece anayasal bir ilke değil, kadınların yaşam güvencesi olduğu; eşitliğin ise bir idealden öte vazgeçilmez bir hak olduğu ifade edildi. Medeni Kanun'un 100. yılında, "Yüzyıllar geçse de unutmayız. Yüzyıllar geçse de vazgeçmeyiz" vurgusu yapıldı.
SİVİL AKTİVİZM VE KARARLILIK MESAJI
Açıklamanın son bölümünde, kadınların laik, eşit ve özgür bireyler olarak yaşam hakkını savunmak, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini korumak, hukukun üstünlüğünü ve toplumsal adaleti güçlendirmek için sivil aktivizmin gücüyle mücadelenin sürdürüleceği belirtildi. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, kurucu iradeye olan saygısını yineleyerek; laiklikten, eşitlikten ve kadınların insan haklarından asla geri adım atmayacağını kamuoyuna duyurdu.
Duyuru, federasyonun şu temel prensipleriyle son buldu:
- Laiklik vazgeçilmezimizdir.
- Medeni Kanun güvencemizdir.
- Cumhuriyet eşitliğimizdir.