Öldürülen 17 yaşındaki Mustafa'nın annesinden yürek yakan feryat! "Ben bakmaya kıyamıyordum"

Gaziantep'te 17 yaşındaki Mustafa Demir'in pusuda katledilmesi, Türkiye’de tırmanan şiddet sarmalını ve denetimsiz sokakları bir kez daha gündeme getirdi. Arkadaşını korumak isterken can veren Mustafa'nın annesi Nazan Demir, "Başka canlar yanmasın" diyerek cezasızlığa isyan etti. Uzmanlar uyarıyor: Bu bir ergen kavgası değil, toplumsal bir kriz!

Mattia Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan’ın ardından 17 yaşındaki Mustafa Demir de sokak ortasında katledildi. Türkiye’de önlenemeyen ve tırmanan şiddet sarmalı, toplumsal güvenliğin ve denetim mekanizmalarının geldiği kritik noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

OTOBÜS DURAĞINDA BIÇAKLI PUSU

Gaziantep, 11 Ocak günü 17 yaşındaki bir gencin yaşamını yitirdiği bir vahşete sahne oldu. İddiaya göre, Mustafa Demir’in arkadaşı C.N.S. (17) ile 18 yaşından küçük 3 kişilik bir grup arasında "kız meselesi" nedeniyle husumet bulunuyordu. Demir ve arkadaşı C.N.S., bir alışveriş merkezine gitmek üzere yola çıktıkları sırada karşı grup tarafından takibe alındı. İki genç otobüsten indikleri anda, pusuda bekleyen grubun bıçaklı saldırısına uğradı. Arkadaşını korumak için araya giren 17 yaşındaki Mustafa Demir, vücuduna aldığı çok sayıda bıçak darbesiyle ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Demir, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından saldırıyı gerçekleştiren ve yaşları 18’den küçük olan 3 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"KARINCAYI BİLE İNCİTMEZDİ ONA NASIL KIYDILAR"

Evladını kaybeden anne Nazan Demir, yaşadığı dehşeti ve sonrasındaki ihmalkarlığı anlattı. Sabah gazetesinde yer alan habere göre dört çocuğundan en küçüğünün Mustafa olduğunu belirten Demir, "Karıncayı bile incitmezdi, ona nasıl kıydılar bilmiyorum. 1 yıldır Hatay'da abisinin yanında kalıyordu, bizi görmeye gelmişti. Bir daha dönüşünün olmayacağını nereden bilecekti?" dedi.

"KARŞI TARAFIN AİLESİ TOZ OLUP ORTADAN KAYBOLDU"

Oğlunun kalbinden bıçaklandığını ifade eden acılı anne, saldırganların ailelerinin tutumuna da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Bir anne olarak o kadar canım yanıyor ki, bu acının tarifi yok. Günlerdir yaşadığım kabusu düşünüp kahroluyorum, sanki hala bir yerlerden Mustafa'm çıkıp gelecek gibi hissediyorum. Caniler oğlumu gözlerini kırpmadan öldürdüler, kalbine saplamışlar bıçağı; ben bakmaya kıyamıyordum. Karşı tarafın ailesi toz olup ortadan kayboldu; hiçbir pişmanlık, arama yok. Bunlar çocuk değil cani, en üst seviyeden cezalandırılmalarını istiyorum. Benim canım yandı başka annelerin yanmasın."

UZMANLARDAN SİSTEMİK ÇÖKÜŞ UYARISI

Art arda gelen çocuk cinayetlerini değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, bu vakaların münferit birer "ergen kavgası" olarak görülemeyeceğinin altını çizdi. Taşkın, yaşananları "toplumsal bir güvenlik ve ruh sağlığı krizi" olarak tanımladı.

"Bir çocuk kaybedildiğinde yalnızca bir hayat gitmez. Bir evin geleceği biter. Bu toplumun alarmıdır ve bu alarm duyulmak zorunda" diyen Taşkın, şiddetin normalleştiği bir iklime işaret etti:

"Son zamanlarda art arda gelen akran cinayetleri, aslında tek tek 'olay' değil; toplum olarak içinde bulundumuz iklimin sonucudur. Bir çocuğun bir başka çocuğu öldürmesi, herhangi bir ülkede zaten travmatiktir. Ancak bu tür vakaların sıklığının artması artık bize şunu söylüyor: Bu, ergen kavgası değil, toplumsal güvenlik ve ruh sağlığı krizidir. Biz yalnızca 'ergenlik dönemi' diyerek açıklama yaparsak, asıl sorumluluktan kaçarız. Ergenlik her ülkede var ama her ülkede çocuklar bu ölçekte öldürülmüyor."

ÇÖZÜM İÇİN 5 ACİL MADDE

Toplumda "güç kültürü" ve denetimsiz sosyal medyanın şiddeti körüklediğini belirten uzmanlar, meselenin "acil" koduyla ele alınması gerektiğini belirterek şu çözüm önerilerini sıraladı:

Okullarda psikolojik destek: Her okulda yeterli sayıda psikolojik danışman ve psikolog bulunmalı; risk taraması ve şiddet profili takibi yapılmalı.

Silahlanmaya karşı denetim: Kesici alet taşıma konusunda "sıfır tolerans" uygulanmalı. Çocuğun bıçak taşıması bir güvenlik sorunu olarak kabul edilmeli.

Aile sistemi: Sadece çocuk değil, aile sistemi de sürece zorunlu olarak dahil edilmeli ve değerlendirilmeli.

Zorbalıkla mücadele: "Çocuklar arasında olur" denilerek geçiştirilen zorbalığa, şiddetin ilk basamağı olduğu bilinciyle müdahale edilmeli.

Ulusal eylem planı: Kanıta dayalı, kapsamlı bir ulusal eylem planı ivedilikle hayata geçirilmeli.

Türkiye Haberleri