Okullarda 37 kişi öldükten sonra Bakan Tekin'den 'tedbir' açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, görev süresi boyunca okullarda yaşanan 46 şiddet vakasında 37 öğrenci ve öğretmen hayatını kaybettikten sonra eğitim kurumları için 'güçlü tedbir' açıklaması yaptı.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrencilerle birlikte Ankara'nın Keçiören ilçesindeki Şehit Öğretmenler Abidesi'ni ziyaret etti. Bakan Tekin, İstanbul Çekmeköy'deki saldırıda hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik ve Kahramanmaraş'taki saldırıda hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara adına fidan dikip, anıtlarına karanfil bıraktı, şehit öğretmenler için dua etti.

Basın mensuplarına açıklamada bulunan Bakan Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diledi. Okullardaki can kayıplarının ardından önlem almak yerine olayların arkasında belirli grupların olduğunu öne süren Tekin, şu ifadeleri kullandı:

"Bu acı hadiseler, eğitim ortamlarının güvenliğine dair sorumluluğumuzu her yönüyle yeniden değerlendirme ve daha güçlü tedbirler alma kararlılığımızı pekiştirmiştir. Aziz milletimiz müsterih olsun; çocuklarımızın güvenliği için gereken her adım atılacak, hiçbir ihmal alanı karşılıksız bırakılmayacak, hiçbir risk unsuru göz ardı edilmeyecektir."

"YUSUF TEKİN BAKANKEN 37 ÖĞRETMEN YA DA ÖĞRENCİMİZ ÖLDÜ"

Bakanlığın 37 can kaybından sonra dile getirdiği tedbir vaatleri, akıllara CHP heyetinin tam bir hafta önce Kahramanmaraş'taki saldırının hemen ardından yaptığı açıklamaları getirdi. CHP Gölge Milli Eğitim Bakanı Suat Özçağdaş, Maraş'taki katliamın yaşandığı gün yaptığı değerlendirmede, Eylül 2023'ten bu yana okullarda 46 şiddet vakası yaşandığını ve iktidarın tüm çağrılara kulak tıkadığını şu sözlerle özetlemişti:

"Eylül 2023'ten bu yana, okullarda bu son iki günkü olaylarla beraber 46 şiddet vakası oldu. Yusuf Tekin bakanken 37 öğretmen ya da öğrencimiz öldü. 37 kişi! Dünyanın herhangi bir anlamlı ülkesinde bir tanesi olsaydı bir tedbir alınırdı, birileri istifa ederdi, birileri strateji geliştirirdi. Televizyonlarda anlattık, Meclis'te söyledik, okulların her birisine bir araştırma önergesi vererek, yasa teklifi vererek, soru önergeleri vererek, televizyon konuşmaları yaparak... '60 bin okul var, her birine bir güvenlik görevlisi atayalım' dedik. Bir ay önce Genel Başkanımız Özgür Özel, uzman çavuşların özel durumunu da göz önüne alarak, 'bu deneyimli arkadaşlarımızı okullarda görevlendirelim' dedi. Ben Eylül 2023'ten bu yana söylüyorum."

Özçağdaş, okullara güvenlik görevlisi atanmamasının maliyet gerekçesiyle açıklanamayacağını belirterek, "Şimdi bunu nasıl anlatacağız Türkiye'ye? Bu 60-65 bin okul görevlisinin Türkiye'ye toplam maliyeti 60 milyar lira. Bu yıl yandaşlardan alınmayan vergi 768 milyar lira. 12 katı! 60 milyar..." ifadelerini kullanmıştı.

SOSYAL HİZMET EKSİKLİĞİ VE KORUNAN BAKANLAR, KORUNMAYAN ÇOCUKLAR

Fiziki güvenliğin tek başına yeterli olmayacağını da vurgulayan Özçağdaş, şiddetin temelindeki sorunlara ve okullardaki rehberlik eksikliklerine şöyle işaret etmişti:

"Peki, güvenlik görevlisi alsak bu sorunu çözer miyiz? Fiziki güvenliği sağlarız ama sorunu çözemeyiz. Çünkü okul aslında toplumun buluşma noktası. Eğer çocuklar Ali Öztunç vekilimin söylediği gibi sürekli televizyon dizilerinde bir grup saçma sapan adamın her hafta 5 kişiyi, 10 kişiyi, 20 kişiyi, mekanlarını basıyorlar, ellerini kollarını sallayarak devam ediyorlar, dizilerde kimseye bir şey olmuyor. Sosyal medya yanıyor. Şiddet içeren oyunlar inanılmaz bir yaygınlık halinde küçücük çocukların ellerinde var. Doğal olarak bunun yansımaları var. Peki, okula gelen çocuklar nereden geliyorlar? Kimisi annesi, babası, dedesi, teyzesi, halası başını okşayarak gönderiyor; kimisi o imkandan mahrum. Kimisinin parası var, kimisinin parası yok. Kimisi azarlanıyor, kimisi sevgi görüyor. Dolayısıyla toplum bir buluşma noktası. Okulda güvenlik görevlisi yetmez, 'Okul Sosyal Hizmetleri Programınız' olacak. O eşitsizlikleri, o zorbalıkları, o hukuksuzlukları bir yerde eşitleyeceksiniz. Çare bulacaksınız. Söyledik, söyledim, anlattım. Türkiye'nin dört bir yanında anlattım; Bartın'ında, Edirne'sinde, Kahramanmaraş'ında da anlattım. Hatırlayacaksınız, dinlemediler. Peki, rehber öğretmen? Ne işe yarar rehber öğretmen? Bir önceki bakan çıktı söz verdi, '100 öğrenciye bir rehber öğretmen'. Bu bakan dedi ki: 'Sözü ben mi verdim?' E okulda rehber öğretmen yok, sosyal hizmet programı yok, toplumda şiddet devam ediyor, çocuklara okulda yemek yok söz verildiği halde, su yok. Dolayısıyla buradan bu tablo çıkıyor."

Olayların "münferit" olarak nitelendirilmesine karşı çıkan Özçağdaş, devlet kademelerindeki güvenlik önlemleri ile okullardaki güvenlik açığını kıyasladı:

"'Bir ülkede bir bakanın döneminde 37 çocuk ölmüşse buna münferit diyemeyiz. Kusura bakmasınlar, benim içim yanıyor. Benim 11 yaşında oğlum var. Ben bunu düşündüğüm zaman delirecek gibi oluyorum. Yani kimse kusura bakmasın; kimsenin evladı kimsenin göz ardı edebileceği kadar önemsiz değil. 18 milyon çocuk, 1.2 milyon öğretmen. Her gün okula gidiyorlar ve o okullar Türkiye'nin en güvenli noktaları olmalı. Bakın hastaneye geldik, kapıda güvenlik görevlisi var. Postaneye gidin, kapıda güvenlik görevlisi var. Sağlık müdürü var, Milli Eğitim müdürlüğü var, tapu var, nüfus var. Bakanlar sürüyle korunuyorlar, milletvekilleri kale gibi, Cumhurbaşkanı yılda 32 milyar harcanıyor korunsun diye... Helal-i hoş olsun, hepsi korunsun. Peki kardeşim, bu çocukları niye korumuyoruz yani? Bu ülkenin korunacak bir numaralı yurttaşları çocuklarıdır."

"HESABINI VERECEKSİNİZ"

Özçağdaş, geçtiğimiz hafta yaptığı bu açıklamayı doğrudan iktidara yönelik hesap sorma çağrısıyla noktalamıştı:

"Ben diyorum ki, öyle 'bugünlerde hepimiz aynı acıyı paylaşıyoruz' falan... Ali vekilimin dediği gibi; konuşacağımız çok şey var, hesap vermeyi de bileceksiniz kardeşim. 'Fırat'ın boyunda bir kuzu kaybolursa benim sorumlum' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onun Bakanı Yusuf Tekin; hesabını vereceksiniz kardeşim."

İHMALİN KANLI BİLANÇOSU

İktidarın güvenlik önlemlerini ancak peş peşe gelen ölümlerin ardından gündeme aldığı süreçte; Haziran 2023'ten günümüze kadar kamuoyuna yansıyan ve can kayıplarına sahne olan başlıca okul saldırıları sırasıyla şu şekilde gerçekleşti:

Mardin saldırısı (6 Mayıs 2024): 17 yaşındaki bir öğrenci, okulda elektronik sigarayla yakalanması üzerine müdür yardımcısını bacağından bıçaklayarak yaraladı.

İstanbul İbrahim Oktugan cinayeti (16 Ekim 2024): İstanbul Eyüpsultan'da bulunan özel bir lisede, disiplinsizlik nedeniyle okuldan atılan 17 yaşındaki yabancı uyruklu bir öğrenci, Okul Müdürü İbrahim Oktugan'ı odasında silahla vurarak öldürdü.

Bolu spor salonu cinayeti (5 Kasım 2024): 16 yaşındaki lise öğrencisi Mehmet Eren Parlak, okulun spor salonunda başka bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürüldü.

İstanbul Çekmeköy cinayeti (2 Mart 2026): Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde, hakkında disiplin süreci olan 11. sınıf öğrencisi Furkan Samet Bakalım (17), 44 yaşındaki Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik'i bıçaklayarak öldürdü. Olay sırasında müdahale etmeye çalışan bir öğretmen ve bir öğrenci yaralandı. Fatma Nur Öğretmenin daha önceden can güvenliği olmadığına dair şikayetlerde bulunduğu ortaya çıktı.

Şanlıurfa Lise saldırısı (Nisan 2026): Şanlıurfa'da bir lisede düzenlenen silahlı saldırı sonucunda aralarında öğrencilerin de bulunduğu toplam 16 kişi yaralandı.

Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu saldırısı (15 Nisan 2026): Türkiye'nin en büyük okul saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. 8. sınıf öğrencisi İ.A.M., eski emniyet mensubu olan babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okula girerek sabahçı öğrencilerin dağılma vaktinde iki sınıfa rastgele ateş açtı. Saldırıda 9 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere 10 kişi hayatını kaybetti, 6'sı ağır 13 kişi yaralandı.

Türkiye Haberleri