Gazeteci Nagehan Alçı, deprem bölgesinde YouTube kanalı için yaptığı çekimler sırasında edindiği izlenimleri sosyal medya hesabından paylaştı. Alçı, bölgede acı ve mağduriyetin sürdüğünü ifade ederken bazı depremzedelerde “rehavet” oluştuğunu savundu.
NAGHAN ALÇI'DAN DEPREMZEDELERE SKANDAL SÖZLER!
Paylaşımlarında konteyner kentlerde devlet tarafından sağlanan elektrik, su, ısınma ile gıda ve temel ihtiyaç yardımlarına dikkat çeken Alçı, bu durumun bazı depremzedelerde para harcama refleksinin zayıflamasına yol açtığını ileri sürdü. Bu nedenle, tüm zorluklara rağmen bazı vatandaşların konteynerlerden çıkmak istemediğini iddia etti.
Alçı, hak sahibi olup evleri teslim edilen bazı depremzedelerin de elektrik ve ısınma gibi giderleri karşılamak istemedikleri için yeni ve sağlam konutlara geçmek yerine konteyner yaşamını sürdürdüğünü öne sürdü. Kiracı depremzedelerin ise büyük çoğunluğunun konteyner kentlerden ayrılmak istemediğini ve devletten ev talep ettiğini ifade etti.
Devletin kiracılara, hak sahipleriyle aynı koşullarda konut sağlamasının hem ekonomi üzerinde ağır bir yük oluşturacağını hem de adil olmayacağını savunan Alçı, adalet ile eşitliğin her zaman aynı anlama gelmediğini dile getirdi. Alçı ayrıca, devletin deprem bölgesinde on binlerce modern konut inşa ettiğini, bu konutları gezdiğini ve büyükşehirlerde yüksek bedellere karşılık gelen 3+1 dairelerin bölgede 8–9 bin lira bandında kiralandığını belirtti.
Nagehan Alçı'nın skandal paylaşımındaki o ifadeler şu şekilde:
1) Günlerdir deprem bölgesinde YouTube kanalım için çekimler yaptık… CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuştuğu depremzede gibi birçok vatandaş çıktı karşımıza… Acı ve mağduriyet çok ama herşeyi sonsuza kadar devlet veremez. Maalesef bölgede depremzede rehaveti oluşmuş!
2) Konteyner kentlerde devletin sağladığı elektrik, su ve ısınmanın yanısıra devamlı gelen gıda ve temel ihtiyaç yardımları nedeniyle maalesef bazı depremzedelerde para harcama refleksi kaybolmuş. Bütün kısıtlı imkan ve zorluklara rağmen bu nedenle konteynerlardan çıkmak istemiyorlar...
3) Elbette hayat koşulları zorlu, büyük acılar yaşadılar ama hayat devam ediyor ve dünyanın hiç bir devleti sonsuza kadar tüm yaşam masraflarını üslenemez… Para harcama refleksleri zayıfladığı ve elektrik, ısınma gibi giderleri karşılamak istemedikleri için hak sahibi olan ve evleri teslim edilen vatandaşların bir kısmı sağlam ve yeni evlerine geçmektense konteyner koşullarında yaşamaya devam ediyorlar.
4) Kiracı olan depremzedelerin ise ezici çoğunluğu konteyner kentlerden çıkmak istemiyor, devletten ev talep ediyorlar. Devletin kiracılara hak sahipleri koşullarında ev sağlaması hem ekonominin üzerinde büyük bir yük yaratır hem de Adil değil. Adalet ve eşitlik aynı şey değildir hatta çoğu zaman birbiriyle çelişir!
5) Halbuki devlet deprem bölgesinde hakikaten büyük yatırım yapmış, onbinlerce modern ve son derece güzel konut inşa etmiş. Hepsini teker teker gezdim. İstanbul’da, Ankara’da en az 50 bin edecek 3+1, yepyeni dairelerin kiraları deprem bölgesinde 8-9 bin bandında.
6) Hatay, Malatya, Adıyaman’ı karış karış dolaştım. O kıyamet gününün ardından geçen 3 yıla dair yüzlerce vatandaşla konuştum, röportajlar yaptım...