Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele tablosunda metamfetamin kullanımı endişe verici boyutlara ulaştı. Güncel raporlar, 2022 yılı itibarıyla metamfetaminin eroinin önüne geçerek tedavi başvurularında birinci sıraya yerleştiğini ve toplumda ciddi bir yayılım gösterdiğini ortaya koyuyor. Türkiye Uyuşturucu Raporu verilerine göre, son 16 yılda yatarak tedavi gören tekil kişi sayısında yüzde 428 oranında devasa bir artış yaşanırken, ayaktan tedavi başvurularının 350 bin sınırına dayandığı görülüyor.
Kısa Dalga'dan Songül Karadeniz'in haberine göre, incelenen raporlarda ayaktan tedavi görenlerin sayısı 2014 yılı itibariyle tutuluyor. Mükerrer kayıtların yer aldığı istatistiklere göre 2023’te tedavi gören kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 349 bin 393’e ulaşıyor.
Tedavi gören kişilerin tedavi gördükleri madde türlerine göre dağılımı incelendiğinde en yüksek maddenin yüzde 37,1 ile metamfetamin olduğu görülüyor. 2019, 2020 ve 2021 yılı verilerine bakıldığında en fazla tedavi görülen madde eroin iken 2022 itibariyle ilk sıra metamfetamin maddesine geçiyor. Eroin maddesi ise 2023 yılında yüzde 28 ile ikinci sırada yer alırken esrar yüzde 11,2 ile üçüncü sırada bulunuyor.
REHABİLİTASYON SÜRECİNDEKİ YAPISAL EKSİKLİKLER
Bağımlılık Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, Türkiye’deki en temel sorunun kapsamlı rehabilitasyon hizmetlerinin eksikliği olduğunu vurguladı. Ögel bu ifadeleri kullandı:
"Ben 1995'lerde bu alana ilk başladığımda bu kadar yoktu ama bu kadar tedavi merkezi de yoktu. O yüzden merkez arttıkça yatan, tedavi gören sayısı da artacak. Burada araştırma eksikliğimiz olduğu için bazı şeyleri net göremiyoruz araştırmalarda. Ama başka bazı çalışmalarda da var. Nedir benim özellikle kastettiğim şey? Aslında bir dönem eroinden sonra tiner ve bali girdi. Orayı atlıyoruz aslında. O da çok fazla yaygındı. Sonrasında onun yerine bir anda bonzai adını verdiğimiz sentetik kannabinoidler çok yaygınlaştı. Bonzai'ye bağlı ölümler çok yüksek bir sayıdaydı. Neredeyse Avrupa'da ilk üçe oynamaya başlamıştık o dönemde maalesef. Sonrasında bonzai kayboldu. Bir anda met çıktı karşımıza. Şu anda hala met salgını sürüyor. Ama bundan sonra tabii ne gelecek onu da göreceğiz. 2019 civarında metamfetamin ele geçirdi toplumu daha çok. 2015'ler, 2016'lar hep bonzai vardı.”
TOPLUMSAL DIŞLANMA VE ERKEN YAŞTA BAĞIMLILIK RİSKİ
Tedavi sürecindeki en önemli eksikliğin rehabilitasyon olduğunu ifade eden Ögel, “Rehabilitasyon aşaması yok bizde. Tüm Türkiye'de 3 tane rehabilitasyon merkezi var. Bu tabi ki yetmeyecek. Biz sadece detoks, arındırma yapıyoruz aslında şu anda. Çünkü mevzuat da buna uygun değil. Buna uygun açılan merkezler de yok. Desteklenmiyor açılması. Açmak isteyenler de engelleniyor. Dolayısıyla en büyük sorun rehabilitasyon, ki bağımlılık tedavisinin olmazsa olmazı rehabilitasyondur. Aslında bir bağımlılık tedavisi en az üç ay sürer. Tedavi süreci üç ila altı aydır ama biz ne yapıyoruz? Yirmi bir günlük, yirmi sekiz günlük tedaviler. Bunlar hep arındırma, detoks tedavileri. Sonrası için merkezlerimiz, imkanlarımız yok. Sonra diyoruz ki bağımlılar tedavi olmuyor. Biz uygun bir tedavi yapmıyoruz ki. Yani grip olduğunuz zaman işte antibiyotik ve ateş düşürücü kullanırsınız ama bizde bunların ikisi de yok. Sonra da diyoruz ki bizdeki gripler düzelmiyor.” dedi.
"NEDEN NORMAL İNSANLAR GİBİ DEĞİLİM?"
27 yaşındaki bir madde kullanıcısı, madde kullanım ve tedavi sürecinde düzenli bir hayatın pek mümkün olmadığını belirterek kişisel deneyimini aktardı:
“Başlarda mümkün olsa bile bağımlılığın ileri safhalarında kesinlikle düzeniniz bozuluyor yani sadece uyku, beslenme, vs. değil iş hayatı, aile ilişkileri veya duygusal ilişkilerde kesinlikle problem çıkıyor. Zaten kullananların neredeyse yarısı ‘ben bağımlısı değilim arada sırada içiyorum, hep içen biri değilim vs.’ gibi cümleler kuruyor lakin böyle olsa dahi öyle kalmayacaktır. Çünkü ben de 3 sene önce ayda, yılda 1 kere içiyordum. Ben uyuşturucuya çok genç yaşta başladım, 16 yaşlarındaydım. Bağımlılığa iten şey arkadaş çevrem ve merak oldu. Çoğu zaman şunu sormuşumdur kendime; neden diğer, normal insanlar gibi değilim? Neden konsere, kafeye gidip normal şekilde bir hayat yaşayamıyorum? Aslında gençler üzerinde bu konuda aman görmesin, duymasın, bilmesin diyerek uzak tutacaklarını sanan ebeveynler yanlış yapıyorlar, aksine bunun eğitiminin okullarda genç yaşlarda verilmesi ve gençlerin bilinçlendirilmesi, neden uzak durulması gerektiği vs. öğretilmesi gerekir. İçenlerin toplumdan aforoz edilip aşağılanması da bir çözüm değil.”