Konya'da ilginç boşanma davası: Gizlice alınan doğum kontrol hapı yargıya taşındı

Fransa’dan Konya’ya uzanan bir evlilikte, "gizli doğum kontrol hapı" kullanımı ile "aile içi şiddet" iddiaları yargı terazisine çıktı. Mahkeme, şiddet uyguladığı öne sürülen kocayı "ağır", şiddet ortamında çocuk istemeyen kadını ise "hafif" kusurlu bularak, boşanma davalarında yeni bir içtihadın kapısını araladı.

Fransa ve Türkiye arasında mekik dokuyan 33 yaşındaki Türk vatandaşı S.B. için Konya’daki evliliği, umduğu gibi bir yuvadan ziyade bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştü. Sabahları aldığı doğum kontrol hapı, sadece tıbbi bir önlem değil, aynı zamanda kendi ifadesiyle "hakaret ve şiddet dolu" bir ortama çocuk getirmemek için aldığı tek taraflı bir karardı. Ancak bu sessiz karar, sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösteren 38 yaşındaki eşi İ.B. tarafından fark edildiğinde, konu mahkeme salonlarına taşınan karmaşık bir hukuk mücadelesinin merkezine oturdu.

Konya 2. Aile Mahkemesi’nin verdiği karar, Türk Medeni Kanunu’ndaki "kusur" kavramının sınırlarını yeniden çizerken, aile birliği içindeki bireysel haklar ve ekonomik sonuçlar üzerine çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

SAĞLIK TURİZMİNDEN ADLİYE KORİDORLARINA

Sabah'tan Tolga Yanık'ın haberine göre çiftin 2019 yılında başlayan evliliği, 2022 yılına gelindiğinde onarılamaz bir kırılma noktasına ulaştı. İ.B., mahkemeye sunduğu dilekçede, eşinin kendisinden habersiz doğum kontrol ilacı kullandığını ve evlilik öncesinde çocuk istemediğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığını belirtti. İddialar sadece bununla sınırlı değildi; İ.B.’ye göre eşi, kendisini sosyal ortamlarda ve özel günlerde yalnız bırakıyor, rızası olmadan Fransa’ya giderek uzun süreler orada kalıyordu.

Bu tablo, dışarıdan bakıldığında klasik bir "aile içi uyumsuzluk" gibi görünse de, S.B.’nin savunması davanın seyrini değiştiren detayları gün yüzüne çıkardı. Kadın, kocasının kendisine karşı ilgisiz ve soğuk davrandığını, eve geç saatlerde geldiğini, ancak daha da önemlisi kendisine sürekli hakaret ettiğini ve fiziksel şiddet uyguladığını öne sürdü. S.B.’nin savunmasının temel dayanağı netti: Bir kadın, şiddet gördüğü bir evlilikte çocuk sahibi olmaya zorlanabilir miydi?

ŞİDDET Mİ İHMAL Mİ?

Konya 2. Aile Mahkemesi, tarafların iddialarını değerlendirirken hassas bir denge kurdu. Mahkeme heyeti, S.B.’yi eve gelen misafirlere ilgisiz davrandığı, özel günlerde eşini yalnız bıraktığı ve çocuk istemediği gerekçesiyle "hafif kusurlu" buldu. Ancak terazinin diğer kefesi daha ağır bastı.

Mahkeme, eşine şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve ilgisiz davrandığı iddiaları ışığında koca İ.B.’yi "ağır kusurlu" ilan etti. Bu karar, aile hukukunda şiddet olgusunun, diğer tüm evlilik yükümlülüklerinin (çocuk isteme veya sosyal temsiliyet gibi) üzerinde bir kusur nedeni sayıldığını teyit eder nitelikteydi.

BOŞANMANIN EKONOMİK BİLANÇOSU

Kusur oranlarının belirlenmesi, davanın ekonomik sonuçlarını da doğrudan etkiledi. Enflasyonun ve hayat pahalılığının arttığı bir dönemde mahkeme, tazminat ve nafaka miktarlarını şu şekilde belirledi:

  • Ağır kusurlu bulunan koca İ.B., eşine 360 bin TL maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
  • Dava süresince ödenen 2 bin TL’lik nafaka, ekonomik koşullar gözetilerek yüzde 100 artışla 4 bin TL’ye yükseltildi.
  • Kararın kesinleşmesiyle birlikte, kadına bir defaya mahsus olmak üzere toptan 100 bin TL yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedildi.

SON SÖZ ANKARA’DA

İ.B., yerel mahkemenin aleyhine verdiği tazminat kararını bir üst mahkemeye taşıdı. Ancak Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onadı.

Sürecin sonunda İ.B., eşinin şiddet iddialarının "soyut" olduğunu ve dosyada herhangi bir darp raporu bulunmadığını savunarak davayı Yargıtay’a taşıdı. Yüksek Mahkeme’nin vereceği karar, sadece bu çiftin malvarlığı paylaşımını değil, "belgelenmemiş şiddet beyanının" boşanma davalarındaki ispat gücünü ve kadının bedeni üzerindeki söz hakkının sınırlarını da belirleyecek nihai içtihat olacak.

Türkiye Haberleri