Türkiye'de özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında sıkça rastlanan, ney yapımında da kullanılan dev kargı kamışı Arundo donax bitkisinin, sivrisinek sorununu gizliden gizliye beslediği tespit edildi.
Kargı, Türkiye'de akarsu kenarlarında, sulak alanlarda ve kıyı bölgelerinde yaygın biçimde yetişiyor. Anadolu'da yüzyıllardır ney yapımında kullanılan bu bitki kültürel açıdan tanıdık olsa da ekolojik etkisi yeterince bilinmiyor.
Barselona Üniversitesi'nden Profesör Alberto Maceda-Veiga liderliğindeki ekip, bu istilacı bitkinin sivrisinek gelişimini doğrudan hızlandırdığını ortaya koydu. Araştırma NeoBiota dergisinde yayımlandı.
YAPRAKLAR DÖKÜLÜNCE SİNEKLER İÇİN SOFRA KURULUYOR
Araştırmacılar laboratuvar ortamında Arundo donax yapraklarını iki hafta boyunca suda bekletti. Bu sürede yapraklar çürümeye başladı ve su içinde kamçılılar, silliler, amipler gibi mikroorganizmalardan oluşan zengin bir besin ağı oluştu. Ardından ortama sivrisinek larvaları eklendi.
Sonuçlarda kargı yapraklarının, diğer kamış türlerine kıyasla çok daha zengin bir mikrobiyal ortam yarattığı keşfedildi. Sivrisinek larvaları bu ortamda daha hızlı gelişiyor ve daha sağlıklı yetişkinlere dönüşüyor.
Maceda-Veiga durumu şöyle özetledi:
"Bu etki, su kalitesindeki değişiklikler ve yaygın sivrisinek Culex pipiens larvalarının beslendiği mikrobiyal gıda ağlarının bir parçası olan kamçılılar ve amipler gibi belirli mikroökaryot gruplarının bolluğu tarafından tetiklendi."
YÜZDE 25'LİK EŞİK HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu bir eşik değeriyle ilgili. Kargı yaprakları sudaki toplam yaprak kütlesinin yüzde 25'ine ulaştığında sivrisinek gelişiminde ciddi bir sıçrama yaşanıyor.
Bu da yüzde 25'in altına düşürülemeyen her su kaynağının potansiyel bir sivrisinek üretim merkezine dönüşmesi anlamına geliyor. Bitkinin büyük bölümü temizlense bile geride kalan küçük bir miktar, sistemi yüksek sivrisinek üretimine taşımaya yetiyor.
HASTALIK RİSKİ KAPIDA
Araştırmanın doğrudan sağlık boyutu da var. Türkiye'de de en yaygın tür olan Culex pipiens türü sivrisinek, Batı Nil virüsü ve kuş sıtması gibi hastalıkların taşıyıcısı olabiliyor. Maceda-Veiga bu noktayı özellikle vurguladı:
"Sıradan sivrisineğin tıbbi ve veterinerlik açısından önem taşıyan hastalıklar için bir taşıyıcı görevi görebileceğini unutmamak önemlidir."
Kimyasal kirlilikten etkilenen sularda durum daha da kötüleşiyor. Kirlenmiş akarsularda balık ve yusufçuk gibi doğal avcılar yaşayamıyor, bu da sivrisinek popülasyonunu kontrol eden doğal dengeyi ortadan kaldırıyor.
Sıcak yaz aylarında akarsuların yavaşladığı ve sığ suların arttığı dönemlerde kargı yapraklarının oluşturduğu besin ortamı sivrisinek patlamalarını tetikleyebilir. Hangi bitkilerin sivrisinek artışını teşvik ettiğinin bilinmesi, ilaçlama ve kontrol çalışmalarının doğru noktalara yönlendirilmesini de kolaylaştırıyor.