Bahçeli'nin çağrısı üzerine örgütüne talimat veren Öcalan'ın çağrısı ile PKK bundan bir sene önce örgütünü feshedip silahları bırakma kararı aldı. Yasal adımların gecikmesi ve muhatapların eleştirel açıklamalarına rağmen devam eden süreçte önümüzdeki zaman diliminde adımların atılması bekleniyor.
BİRİNCİ YILINDA BASIN TOPLANTISI: APOCU HAREKET YÖNETİMİ
Basın toplantısında konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ile KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, Apocu Hareket Yönetimi olarak konuştu.
Serbestiyet'te yer alan habere göre burada yapılan açıklamada PKK'nın daha önce Murat Karayılan aracılığı ile yaptığı 'Süreç fiilen donduruldu' ifadelerine ilişkin, "Ne zaman Rêber Apo’nun statüsü belli olur ve özgür çalışır koşullara kavuşursa o zaman sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz" denildi.
Apocu Hareket Yönetimi ismi ile yapılan açıklama şöyle:
“Bu toplantımızı 5-7 Mayıs tarihleri arasında yaptığımız PKK’nin 12. Kongresinin yıl dönümünde yapıyoruz. PKK’nin feshi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması kararımızın üzerinden bir yıl geçti. Bu toplantımızda bir yıl içinde Rêber Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı doğrultusunda Özgürlük Hareketimiz ve Türk devleti açısından yaşanan durumları değerlendirmek istiyoruz. Kamuoyunun merak ettiği konuları da cevaplandırmaya çalışacağız."
"DEVASA ADIMLAR ATILMIŞTIR"
Açıklamada fesih ve silah bırakma kararının devasa adımlar olduğu, gerekli yasaların çıkarılması halinde binlerce örgüt mensubunun daha silah bırakacağının vurgulandığı ifade edildi:
"Özgürlük Hareketimiz, PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması gibi çok radikal kararları Rêber Apo’nun çözüm gücüne inandığı için almıştır. Bu adımlar demokratik çözümün önünü açacak devasa adımlardır. Bu adımlar konusundaki irademizi ve kararlılığımızı ortaya koymak için KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanımız Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te 30 gerilla yoldaşımızla birlikte silahlarını yakmışlardır. Böylece gerekli yasal adımlar atılıp siyasi koşullar oluştuğunda binlerce gerillanın da silahları bırakacağı vurgulanmıştır. Nitekim Devlet Bahçeli de gerekli yasalar çıkarılıp silah yakanların Türkiye’ye gelişi sağlansaydı daha iyi olurdu, diyerek silah bırakıp Türkiye’ye dönüşün nasıl olacağını da ortaya koymuştur."
‘SİLAHLI GÜÇLERİMİZİ SINIR DIŞINA ÇEKTİK’
Süreç kapsamında Türkiye'deki örgüt üyelerinin sınır dışına çekildiği ve ayrıca 2017 yılında esir alındığı iddia edilen MİT yöneticilerinin teslim edildiği ifade edildi. Ancak PKK, buna rağmen yeteri kadar karşı adım atılmadığını savundu:
"Özgürlük Hareketi olarak silahlı mücadelenin sonlandırılması ve demokratik siyasal çözüm irademizi ortaya koymak için Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerimizi sınır dışına çektik. Medya Savunma Alanlarındaki çatışma riski olabilecek bazı gerilla mevzilerini de boşalttık. 2017 yılında esir aldığımız MİT yöneticilerini de teslim ettik.
Tüm bunları demokratik siyasal çözümü sağlayacak siyasi ve yasal adımların atılması için yaptık. Bu süreçte İmralı’da Önderliğimizle yapılan bazı görüşmeler ve Medya Savunma Alanlarında bazı şehitlerimizin alınmasını sağlama dışında herhangi bir adım atılmadı."
‘ÖNDER APO’NUN RESMİ MUHATAP ALINMASI GEREKİR’
Süreç kapsamında Öcalan'ın resmi muhatap alınması, yasal statüsünün de belirlenmesi gerektiğinin altı çizildi:
"27 Şubat 2025’te Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yaparak bu süreci başlatan ve hızlandıran Rêber Apo olmuştur. Rêber Apo Türkiye ile Kürt halkı arasında yüz yıllık gerilim ve çatışma döneminin bitirilerek Demokratik Entegrasyonla Kürt sorununun çözüldüğü demokratik bir cumhuriyeti arzulamaktadır. Amacı da çabası da bu yönlüdür. Ancak böyle bir amacın gerçekleşmesinde rolünü oynaması için resmi muhatap alınması gerekir. Böylece devletin Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade sahibi olduğu anlaşılır. Gerçek bir çözüm sürecine Rêber Apo’nun yasal muhataplığının statüsünün belirlenmesiyle girilmiş olur.
‘ÖNDER APO’NUN ROLÜNÜ OYNAYABİLMESİ İÇİN STATÜSÜ TANINMALI’
Sürecin sonuç vermesi için Öcalan'ın rolünün yani statüsün belirlenmesi gerektiği, aksi takdirde Öcalan'ın rolünü uygulayamayacağı kaydedildi:"
"Rêber Apo yapılan görüşmelerin ve ifade edilen söylemlerin anlamlı ve sonuç alıcı olması açısından statüsünün belirlenmesini defalarca ifade etmiştir. Yasal ve siyasi konumu belli olarak çeşitli kesimlerle görüşebilirse o zaman Rêber Apo rolünü sonuç alıcı biçimde oynar. Yoksa zaman zaman bir heyetle yaptığı görüşmelerle Rêber Apo gerçek rolünü oynayamaz; rolünü oynaması da beklenemez."
‘YASAL VE HUKUKİ ZEMİN SAĞLANMALIDIR’
Sürecin ilerlemesi için Öcalan'ın statüsü ile beraber siyaset yapılabilmesi için yasal adımların da atılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, güvenlik kaynaklarının 'PKK'nın silah bırakmasının teyidi' şeklindeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığı savunuldu:
"Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için Rêber Apo’nun statüsünün belirlendiği siyasi bir kararın alınması ve demokratik siyasetin özgürce yapılacağı yasal adımların atılması gerekir. Silahların tümden bırakılmasının ve demokratik siyasete girilmesinin atılacak yasal adımlarla gerçekleşeceği sürecin başından beri tüm çevreler tarafından bilinmektedir. Hangi yasal adımların atılacağı ve hukuki bir sistemin oluşacağı bu nedenle tartışılmaktadır. Bu açıdan yasal adımların atılmasının ‘silahların bırakılmasının tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun’ ifade edilmesi gerçeği yansıtmamakta ve bu da kamuoyunun kafasını bulandırmaktadır. Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi denilmiş! Aksine Rêber Apo gelişlerin hızlanması için yasal ve hukuki zeminin hazırlanmasını istemiştir. Aslında yetkililer Ramazan Bayramı sonrası yasal adımların atılacağını belirtmişler, ancak sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımlar halen atılmamıştır."
‘BAŞMÜZAKERECİMİZ VE SÜRECİN YÜRÜTÜCÜSÜ ÖNDER APO’DUR’
Sürecin yöneticisinin Öcalan olduğu, kendilerinin üzerine düşenin dünyada hiçbir kesim tarafından beklenmeyecek düzeyde yapıldığı, artık sürecin sonuca gidilmesi için Öcalan'ın statüsünün belirlenmesi ve yasal adımların atılması gerektiği ifade edildi:
"Biz, Kürt Özgürlük Hareketi olarak PKK’nin feshedildiği ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırıldığı kongrede barış ve demokratik toplum sürecinin Rêber Apo tarafından yürütülmesi kararı aldık. Başmüzakereci ve bu sürecin yürütücüsü Rêber Apo’dur. Bu gerçeklik dikkate alınarak Rêber Apo’nun temel muhatap olarak siyasi konumunun belli olması ve özgür çalışır koşullara kavuşması gerekir. Bu süreç ancak böyle doğru yürütülür ve sonuca ulaştırılır. Biz üzerimize düşeni dünyada hiçbir kesimin beklemediği düzeyde yaptık. Artık barış ve demokratik toplum sürecinin sonuca gitmesi için Rêber Apo’nun statüsünün belirlenmesi, yasal ve hukuki adımların atılması gerekmektedir. Halkımızın da demokratik güçlerin de bizlerin de beklentisi bu yöndedir”