Bursa’da 11 vatandaş, 24 Kasım 2024 tarihinde İsrail’le ticari ilişkilere son verilmesi talebiyle Bursa Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü önünde oturma eylemi ve basın açıklaması düzenlemişti. Eylemin ardından 11 kişi hakkında, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefet suçlaması ile dava açıldı. Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında vatandaşların 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
ORANTISIZ GÜÇ UYGULAYAN POLİSİN DE DOSYASI BİRLEŞTİRİLDİ!
Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez'in haberine göre, eylem yapan vatandaşlara orantısız müdahalede bulunan bulunan dönemin Bursa Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı G.Y.’nin ise zor kullanma sınırının aşılması nedeniyle yaralama suçundan açılan dosya da, 12. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasıyla birleştirildi.
Davanın 3. duruşması geçtiğimiz gün görülürken duruşmaya, yargılanan Enes C., Nuh Mete A., Deniz Ö. ve söz konusu polis amiri G.Y. katıldı.
Duruşmada ilk savunma Enes C.’den alındı. Enes C.; davaya konu olan eylemi sosyal medyadan gördüğünü, Filistin duyarlılığı olduğu için eyleme katıldığını ifade etti ve “Polis bize herhangi bir uyarı yapmadı veya ben duymadım. Daha sonra polis bize müdahaleye başladı, biz de oturduk, polis etrafımızı sardı. Yaklaşık 3 saat orada oturduk daha sonra yürüyüş normal bir şekilde dağıldı. Beraatimi isterim, mahkeme aksi yönde karar verirse lehime olan tüm hükümler uygulansın” ifadelerine yer verdi.
“İSRAİL SAVAŞ SUÇU İŞLEMEKTE”
Enes C.’nin avukatı Bursa Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Kemal Özgür Yetkin ise, “Suç unsuru oluşmamıştır. Kimse mağdur olmamıştır. Önce izin alınmasını gerektiren bir durum yoktur. İsrail savaş suçu işlemekte, katliam yapmaktadır. Refleks şeklinde bir yürüyüş gerçekleştirilmiştir” sözlerini sarf etti.
Eyleme katılan diğer kişiler de, yürüyüşü sosyal medyadan gördüklerini ve Filistin duyarlılıkları olduğu için katıldıklarını vurguladı.
“MÜŞTEKİNİN BOĞAZINI SIKAN BEN DEĞİLİM”
Sanık polis amiri G.Y. ise yaptığı savunmada, “İl gümrük müdürlüğünün önünde toplandılar. Grupla trafiği aksatmayacakları şekilde 100-150 metre yürüdük. Grup, yoğun trafiğinin olduğu caddeye çıkmak istedi. Biz de grubun önüne geçtik. Grup da bize direndi, biz de sadece Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda belirtilen güç kullanımının ilk aşaması olan bedeni güç kullanma şeklinde davrandık” dedi.
“Maddi güç kullanımı olmadı” ifadesini kullanan polis amiri, “Müştekiyi daha önceki eylemlerden tanırım. Burada maddi bir hata vardır. Müştekinin boğazını sıkan ben değilim. Müşteki muhtemelen kin ve nefret duygusuyla bu beyanlarda bulunmuştur. İddianamede bu yönde hata vardır” sözlerini sarf etti.
“GÖSTERİCİLERE SU VERİLMESİNE BİLE İZİN VERİLMEDİ”
Müşteki Utku Ç. ise verdiği ifadede, “Hatırladığım kadarıyla sanık G.Y. boğazımı sıktı ben de geri çekilince yere düştüm. Yerdeyken de ben darp edildim. Sanıktan şikayetim doğrudur, iftira niteliğinde değildir” dedi. Duruşmada dinlenen tanık M.E.Ü. ise “Emniyet tarafından G.Y. vardı. Net bir sayı veremem ama 100’ün üzerinde polis vardı. Utku’nun boğazını kimin sıktığını, yerdeyken kimin darp ettiğini söyleyemem; çünkü arbede çıkmıştı” ifadelerini kullandı.
Diğer tanık Y.S. ise “Şu şunu yaptı diyemem; ama polisin genel tavrı sertti. Polis gereksiz yere göstericileri abluka altına aldı ve göstericilere su verilmesine bile izin verilmedi. Benim gördüğüm durumda Utku’nun boğazı sıkılmıştı, kızarıktı; ayrıca yere düştüğünde nefes alamıyordu. Ambulans geldi. Ben daha önce de eylemlere katıldığım için simayen G.Y.’yi tanırım. Utku yere düştüğünde G.Y. öndeydi. Ama sanığın net şekilde Utku’nun boğazını sıktığını söyleyemem; çünkü kalabalık bir arbede vardı” sözlerini sarf etti.
TUTANAKTAKİ POLİS MEMURLARI TANIK OLARAK DİNLENECEK!
Duruşmanın sonunda ara kararını açıklayan mahkeme, duruşmada dinlenmeyen sanıkların gelecek duruşma hazır edilmesi ve olay tutanağında yer alan polislerin tanık olarak dinlenmesine hükmetti. Dava 12 Haziran’a ertelendi.