İBB davasında 18. gün! Veri sızıntısı iddiaları da delik deşik

Silivri'de görülen İBB davasında bugün 18. gün. Veri sızıntısı nedeniyle savunma yapan isimler suçlamaları çürüttü. En çarpıcı an ise Necati Özkan'ın Hüseyin Gün tespiti oldu: Ulaş Yılmaz'a soru sonar Özkan "Bizim ‘sepetlediğimiz’ beyefendi örgüt Yöneticisi olarak buraya oturtuldu değil mi?" deyince Yılmaz da onayladı.

Beyoğlu davasının birleştirilmesiyle, tutuklu sanık sayısının 92'ye, toplam sanık sayısının ise 414'e yükseldiği İBB davasına bugün Silivri'de bulunan 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 18. celse ile devam ediliyor.

Dün 4 kişinin savunması tamamlanmıştı. Bugün ilk kürsü sırası Orhan Gazi Erdoğan'da. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'Veri Uygulaması' soruşturması çerçevesinde gözaltına alınan CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan 7 Kasım 2025'ten bu yana tutuklu.

Dünkü oturumda İBB HANEM uygulamasına ilişkin Eylem 13 kapsamındaki isimler savunma yaptı. Bugün de aynı çerçevede devam edilecek ve veri sızıntısına ilişkin iddialara yanıt verilecek.

Dün bu kapsamda kürsüye çıkan ve savunma yapan isimler hem savunmalarında hem de çapraz sorgularında Eylem 13 kapsamındaki veri sızıntısı iddialarını kanıtlar ve verilerle çürüttüler.

Halk TV muhabiri Gamze Altunay gelişmeleri aktarıyor...

18.55: POLİSLER GÖRÜNTÜ ÇEKİLMESİ TALİMATINI BİRBİRLERİNE SÖYLEMİŞLER

İBB İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek, savunma yapmaya başladı.

Gözaltındayken kelepçe takıldığını ve polislerin görüntü alınması talimatını birbirlerine söylediğini belirten Geçek, "Polisin böyle bir görevi var mı?" diye sordu.

Beylikdüzü'nden bu yana Ekrem İmamoğlu'yla çalıştığını ve savcının da bunu kendisine sorduğunu söyleyen Geçek, "Ekrem Bey ile aynı yolda yürümekten gurur duyuyorum" dedi.

Geçek, bir satırlık gizli tanık ifadesiyle tutuklandığını belirterek, itirafçı Naim Erol Özgüner'in tahliye olmak için ismini söylediğini söyleyerek, "Biz birbirine destek olmaya çalışan iki iş arkadaşıydık. Aramızdaki ast üst ilişkisi 2024'ten sonradır. Bana karşı sebebini bilmediğim bir şekilde husumet beslemiş" diye konuştu.

Geçek, 2024'teki yerel seçimlerin olduğu gece CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda olduklarını, başka kişilerle ortak baz verdiklerini ancak aynı anda orada olan Naim Erol Özgüner'le ortak baz kayıtlarının iddianamede yer almadığını ifade etti.

"'İFTİRA AT KURTUL' ODASI VAR"

Geçek, "İBB dosyasında 'iftira at kurtul' modası var. Nitekim Naim Erol Özgüner de kendi tahliyesinin yolunu beni suçlayarak açtı. Erol buradaki birçok kişinin tutuklanmasına sebep oldu. Erol aptal bir adam değil. Hepimizden zekidir. Ama hiçbir yerde geçmemesi beni şaşırttı" dedi.

Geçek, İstanbul Senin ve İBB Hanem uygulamalarına da değindi ve "Uygulamalarla ilgili ne idüğü belirsiz bir adam, yani Hüseyin Gün'ün talimatlarıyla bütün bu koordinasyonu yapmakla suçlanıyorum" ifadelerini kullandı.

18.20: DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI

Aranın sona ermesiyle Yusuf Utku Şahin'in avukat Muhammet Afşin Gayretli'nin savunmasına geçildi.

MASAK'ın hazırladığı raporda müvekkili hakkında hiçbir tespit olmadığına dikkat çeken avukat Gayretli, "Müvekkilim İBB çalışanı değil, Reklam İstanbul isimli şirkette çalışıyor ve henüz İstanbul Senin uygulaması açılmadan da istifa ediyor. Kişinin hürriyet hakkına çok açık bir saldırı var" dedi.

Müvekkili hakkında teknik takip olmadığını, Murat Ongun'la hiçbir bağı olmadığını ancak örgüt üyeliği iddiasıyla suçlandığını ifade eden avukat Gayretli, Yusuf Utku Şahin'in tahliyesini talep etti.

17.05: DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Yusuf Utku Şahin'in savunmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Dava, Şahin'in hakim, savcı ve avukat sorgusuyla devam edecek.

16.30: POLİSLER DE ŞAŞIRMIŞ...

Reklam İstanbul çalışanı Yusuf Utku Şahin kürsüye çıktı ve savunmasına başladı.

"Ben hep özel şirkette çalıştım, İBB bünyesinde hiç çalışmadım. Herhangi bir kamu kurumu, ihale süreci ya da idari yapılanmayla bir ilgim veya görevim olmamıştır. Dosyada adı geçen birçok yapı ve kavramı ilk kez emniyette tarafıma yöneltilen sorular sayesinde duydum. Soruların büyük bir kısmına bu nedenle “bilmiyorum” şeklinde cevap vermek zorunda kaldım. Zira gerçekten bilgim ve bağlantım bulunmamaktadır.

Hatta bu durum o kadar açıktı ki, soruları yönelten polis memurları dahi zaman zaman şaşırmış, “acaba yanlış sorular mı yöneltildi” şeklinde kendi aralarında değerlendirmede bulunmuşlardır.

Benim herhangi bir iş yerimde kullanılan bilgisayar, telefon veya dijital materyallere de el konulmamıştır. Çünkü ben, yaptığım işin tamamen şeffaf ve teknik bir iş olduğunu bildiğim için, gerektiğinde her türlü incelemeye açık olduğumu baştan itibaren ifade ettim.

Dosyada geçen “iletişim çadırı” gibi ifadeleri de ilk kez burada duydum. Bu kavramın ne olduğunu dahi bilmiyordum. Ancak sonrasında bunun teknik olarak bir veri merkezi veya reklam analiz altyapısına benzetildiğini anladım."

"SAVCILIĞIN BENİMLE BİR HUSUMETİ Mİ VAR?"

Emrah Yüksel'in verdiği ifadeyi geri çektiğine de değinen Şahin, "Eğer ifadesini değiştirmeseydi çok farklı bir savunma yapacaktım" dedi. "Beni bir ifadeyle o da yanlış bir ifade, karga tulumba tutukladılar" ifadelerini kullandı ve ekledi: "Ben anlamıyorum, savcılığın benimle bir husumeti mi var?"

Murat Ongun'u tanımadığını, bir tane baz kaydı veya mailinin olmadığını ifade eden Şahin, "Onun yönetici olduğu örgüte üyeymişim. Güvercinle mi anlaştım adamla?" dedi. Şahin ayrıca, "Eğer iddia makamı hala benim hiç iz bırakmadan bu işi yaptığımı söylüyorsa, gerçekten burada bir deha harcanıyor demektir Sayın Başkan. O zaman Milli İstihbarat Teşkilatı gelsin beni alsın, Türkiye'nin Siber Savunma Başkanı yapsın" ifadelerini kullandı.

15.30 YANDAŞ MEDYA İTİRAZI

Ulaş Yılmaz'ın ardından Aykut Erdoğdu söz istedi, önceki gün dile getirdiği yemek isyanı hakkında iktidar medyasının manşetlerine tepki gösterdi.

Aykut Erdoğdu, "Sabah Gazetesi yemekler konusunda yalan söyledi. Yemek veriliyordu” diye. Günah, bize günah. Şu güne kadar yemek veriliyor muydu bize? Dün Sayın Başsavcı geldi, yemek verildi." diye konuştu.

Erdoğdu iktidar medyasının manşetlerine de itiraz etti.

"Söz verdiğiniz için çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Duruşma tutanakları şu açıdan önemli. Ben mesela burada ifade verdiğimde, Savcı Bey’in veya sizin… Cevap veremediğim bir soru oldu mu? Olmadı. Manşetten şu bilgi girdi: “Aykut Erdoğdu sorulara cevap veremedi!” Oysa ki duruşma tutanağı olsaydı…

Mahkeme Başkanı: Aykut Bey, o SEGBİS kısmını sanırım yükledik herhalde şimdi sistemde olması lazım.

Aykut Erdoğdu: Şunu söylemek istiyorum. Günübirlik… Bu önemli…

Mahkeme Başkanı: O şimdi o zabıttan alınan bir husus değil. Basın…

Aykut Erdoğdu: Anladım. Sadece şunu anlatmak istiyorum Sayın Başkan: Bizi korumak için -bu Türkiye'nin en önemli davası- gerekli zabıt kâtibi sayısı hemen arttırılarak, günübirlik yüklerseniz, bizi bu iftiralara karşı… Sadece benim sorunum değil. Bir sürü arkadaşta var.

SAAT 14.10: GAZETECİLERİN DURUMU GÜNDEME GELDİ

Öğle arası verilen oturum yeniden başladı.

İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz'ın avukatlarından Hüseyin Ersöz söz aldı ve dava süresince yaşanan bazı sıkıntıları aktardı. Ersöz, "UYAP'ta hiç duruşma tutanağı görmedik sayın hakim. Hangi kararlar alındı ve neler konuşuldu bilmiyoruz... Elimizde evrak yok.. Ekran yok. Bizler notlar alıyoruz ama dosyada görmek istiyoruz. Gazetecilerin dışarı çıkarılması için karar aldınız, görmedik. Kararları sözle uyguluyorsunuz biz kararları görmüyoruz. İtirazlar tutanağa geçirildi mi bilmiyoruz.. Ekrem İmamoğlu'na savcının dün sormuş olduğu soru var. Savcı usul kurallarıyla bağdaşmayacak şekilde söz aldı. Bizim mikrofonlarımız kapalıydı. Duruşmanın yönetimi sizde hakim bey" dedi.

Bu konuşmanın ardından duruşmanın hakimi şunları söyledi: Biz gazeteciler için bir karar vermedik. İlk gün belirlenen düzen üzerinden gidiyoruz. Bizim verdiğimiz bir karar yok, hatta yardımcı olduk.

Gazeteciler açısından sorunun devam ettiği, turkuaz kart talep edildiği hatırlatması üzerine hakim "Benim turkuaz ayrımım yok dedi. UYAP'ta evrak eksikliği personel yetersizliğinden kaynaklanıyor, büyük dosyalarda böyle sorunlar olabiliyor. Celse olarak tüm talepleri not aldım, zaptı kapatırken bunları karara bağlayacağım" dedi.

SAAT 11.30: "ESARETİN TELAFİSİ YOK"

Orhan Gazi Erdoğan'ın ardından İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz kürsüye çıktı. Yılmaz savunmasında şunları söyledi:

Benim burada olmam, altı aya yakındır hapiste olmam, Hukuk Güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmamın tek nedeni özensiz bir soruşturma, varsayımlara dayalı bir iddianamedir. Ailemden, sevdiklerimden, 2,5 yaşındaki kızımdan uzak bırakılmak vicdana sığmamaktadır. Bana en çok ihtiyaç olduğu bir zamanda kızıma babalık yapamamak bir zulüm, manevi bir işkencedir. Peki ben neden işimden ve ailemden ayrıldım? Günlerce tahtakuruları dolu, pislik içinde yerlerde bekletildim? Aylarca cezaevinde yer yatağında yattım? Neden 28 kişilik koğuşta 55 kişi dip dibe kaldım? 10 metrekarede 10 kişinin neredeyse üst üste yaşadığı, leğende çamaşır yıkadığı, 55 kişi aynı tuvaleti, banyoyu kullandığı bir yerde hangi gerekçeyle tutuldum?

Ben neden sadece haftada 10 dakika telefonla ailemle görüşebiliyorum? Büyümekte olan kızımla 1 dakika daha geçirmek için neden onlarca dilekçe vermek zorunda bırakılıyorum? İçinde bulunduğumuz durumda, bu soruların hiçbirinin ikna edici bir yanıtı olamadığını biliyorum.

Altı aya yaklaşan esaretin telafisinin mümkün olmadığının ben de herkes gibi farkındayım. Hakkımdaki mesnetsiz isnatlara karşı yaptığım savunmalar göz önüne alınarak, adaletin tecelli etmesini; Adil Yargılanma Hakkı ve Hukuk Devleti ilkesinin hukuk kitaplarında yazılı kavramlardan ibaret kalmamasını istiyorum. Aileme ve işime kavuşmayı diliyorum. Bu çerçevede tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.

"SAVCI BEYİN KAFASINDA BİR KURGU VAR"

Veri sızıntısı talimatını verdiği öne sürülen Murat Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Danış da Ulaş Yılmaz'a bazı sorular sordu. Ulaş Yılmaz'ın yanıtı çok çarpıcıydı:

Savcı Bey'in kafasında bir kurgu var. Her şeyi bir yerlere bağlamaya çalışıyor ve ona uygun bir yanıt aldığında ilerliyor ama konuyu anlamaya yönelik tavrı daha zayıf. Bir konu anlatıyorsun; misal Google Tag Manager'ın nasıl bir işlevi olduğunu anlatıyorum, bu konuya çok odaklanmadı ve "Bu talimatı kimden aldın?" diyor. "Bu talimatlık bir şey değil, ben normalde kendim koydurturum bunu" diyorum. Bundan bir talimat almama, herhangi bir yerden bir şey alıp bir yere vermeme gerek yok ki. Ama ısrarla bir talimat, bir zincir, başka bir şey kurmaya çabası söz konusuydu.

Murat Bey ile de benzer sorular sordu. Yani "Murat Bey'in talimatıyla mı bu kodlar konuluyor?" vesaire. Murat Bey'in talimatla ilgileneceği bir konu değil, o çok basit bir şey yani. Öyle bir ilişki, öyle bir yapılanma söz konusu değil diye ben kendisine de anlattım. Yani zihninde bir kurgu var, o kurguya doğru şey yapmaya çalışıyor. Bilimde şöyle bir şey vardır; tümevarım, tümdengelim yöntemleri vardır. Kafanızda bir tez vardır, o tezin örneklerini buldukça o tezinizi güçlendirirsiniz. Ama örnekler uymuyorsa tezinizi değiştirirsiniz. Savcı Bey tezini değiştirmiyor, örnekleri bükmeye çalışıyor.

"SEPETLEDİĞİMİZ BEYEFENDİ ÖRGÜT LİDERİ OLDU..."

Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan, Eylem 13 kapsamında Dijital Yayın Koordinatörü Ulaş Yılmaz’a soru sordu. Özkan’ın odağı ‘casusluk’ iddialarının merkezindeki Hüseyin Gün oldu.

Necati Özkan: Hüseyin Gün’ü tanıdınız mı?

Ulaş Yılmaz: Sizinle birlikte bir sunuma katılmıştık. Hüseyin Gün’ü orada gördüm.

Necati Özkan: O sunum neydi?

Ulaş Yılmaz: Sosyal medya takibine ilişkindi. Hüseyin Bey de bir tarama takip programından bahsetti. Türkiye’de neredeyse tüm bakanlıklar bu tarz programlar kullanır. Sosyal medyada analiz çıkartan bir program. Hüseyin Bey ‘lokalde sorunları yakalayabilir miyiz, örneğin Silivri’nin en çok dile getirilen sorunu nedir?’ Gi bir sunum yaptı. Ancak sunumu çok mantıklı gelmedi.

Necati Özkan: yani Hüseyin Gün bir proje satmak istedi doğru mu?

Ulaş Yılmaz: Evet, kanaatimi de olumsuz olarak bildirdim. Beyefendinin de üslubu da çok üstenciydi. Sunduğu şey de kaba tabirle çok ‘tırttı’. Çok amatördü. Türkiye’de bunu çok daha ucuz şekilde yapacak şirketler var demiştim. Zaten İBB’de veri var. Zaten 153’e şikayetini bildiren insanlar var.

Necati Özkan: Yani kaba tabirle bizim ‘sepetlediğimiz’ beyefendi örgüt Yöneticisi olarak buraya oturtuldu değil mi?

Ulaş Yılmaz: Evet

SAAT 10.30 DURUŞMA BAŞLADI

Tutuklular alkışlarla salona girdi. Tahliye edilen İBB Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli de duruşma için salonda yerini aldı.

Dün kürsüye çıkan Iraz Bayrak salona girerken izleyiciler arasında olan babasına "Baba, telefon bozuktu arayamadım, akşam arayacağım" diye seslendi. Yakınları sevdiklerine seslendi, herkes birbirine el salladı, öpücük gönderdi.

Günün ilk savunması için Orhan Gazi Erdoğan kürsüye çıktı.

Sayın Başkanım, olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla 5 ayı aşkın bir süredir, 6. aya girecek şekilde dört duvar arasında günlerimi geçiriyorum. Tabii bu 5-6 ay dışarıda çok fazla anlam ifade etmeyebilir; ancak dört duvar arasında, özellikle belli bir yaştan sonra, buradaki 5 ay dışarıdaki 15 aya, 6 ay ise 18 aya tekabül ediyor.

Yani ömrünüzden bunun 3 katı gidiyor. Dışarıda yapmak istediğim birçok şey var. Bu olaylar yaşanmadan önce planladığımız en yakın tarih, evladımın nikahıydı. "Bu ay çıkarsın, öbür ay çıkarsın" diyerek bu tarihi sürekli ertelemek zorunda kalıyoruz. Bu tarihi alabilmek için sizin kararınızı beklemeye devam ediyorum.

Neticede tahliyemi ve sonrasında beraatimi talep ediyorum. Sanırım Türkiye'de iddianamesi en kısa sürede hazırlanan kişi de benim. 7 Kasım'da tutuklandım, 11 Kasım'da iddianame çıktı. Avukatım iddianameyi getirdiğinde orada "ikrar" ibaresini görünce şok oldum.

Ben neyi ikrar etmişim? Olmayan bir şeyi gönderdiğimi nasıl ikrar edebilirim? Hala anlayamıyorum. İlk şokum buydu.

Erdoğan'ın avukatla yapılan çapraz sorgusunda ise çok çarpıcı bir bölüm vardı.

Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu: Biraz önce dediniz ki; Savcı Bey size "Bunun içerisinde olsa olsa seçmen verisi olur" demiş. Bu kısmı biraz açmanızı istiyorum; çünkü açıkçası tam anlamadım. Savcının elinde herhangi bir delil yok muydu? Size bunu bir tahminle, hatta benim geçen hafta söylediğim gibi "hissiyatıyla" mı sordu? Bir delil göstermedi mi? Şunu mu dedi size: "Kardeşim, sen bunu WhatsApp’tan RAR dosyası olarak göndermişsin; RAR ise sıkıştırmışsındır, olsa olsa bu seçmen verisidir."

Orhan Gazi Erdoğan: Evet, aynen öyle dedi. Çünkü ben daha sonra "Sayın Savcım, varsa tıklayın, zaten orada görürsünüz" dedim. O da "Şu anda erişemiyorum" dedi

Haber güncelleniyor...

DÜN NELER YAŞANMIŞTI?

Dün davanın en genç sanığı Iraz Bayrak savunma yaparken İBB HANEM'in kullanılmadığını; bu uygulamanın hazırlanmasında çalıştığını ancak buradan değil, hiç yer almadığı İstanbul Senin uygulamasından suçlama yöneltildiğini söyledi.

İBB Davası'nda savunma yapan İBB Akıllı Şehirler personeli İsmet Korkmaz da, "Bulunduğum koğuş aslında bir uyuşturucu koğuşudur. Bu nedenle oraya adapte olmam benim için son derece güç olmuştur. 20 kişilik koğuşta yaklaşık 70 kişiyle, son derece kalabalık bir ortamda yaşamaya çalışıyoruz. 6 aydır yerde yatıyorum” dedi.

Nuri Can Ceylan da suçlamaları yanıtladı ve tahliyesini istedi. Avukatlar, Eylem 13 ile ilgili bir ara değerlendirme talep etti.

Hakimin, Eylem 13 kapsamındaki tüm savunmalar tamamlandıktan sonra bu kapsamda bir ara karar vermesi bekleniyor.

Dünkü duruşmada ayrıca savcı ile Ekrem İmamoğlu arasındaki 'haddinizi bildiririz' gerilimi nedeniyle tansiyon yükselmişti.

Haber güncelleniyor...

Türkiye Haberleri