Gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "uyuşturucu" soruşturması kapsamında hâlâ tutuklu bulunan Mehmet Akif Ersoy ile aynı soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde ev hapsi adli kontrolüyle tahliye edilen Ela Rümeysa Cebeci'nin durumlarına ilişkin iktidara yakın bir isimle yaptığı konuşmayı köşesine taşıdı.
Altaylı, Teke Tek'te yazdığı köşesinde "yargı konularında iyi haberler veren iktidara yakın bir isimle" karşılaştığını ve "yargıdaki saçmalıklardan söz ederek, birkaç örnek verdiğini" belirtti.
"SON DERECE ŞÜPHE UYANDIRICI BİR YANIT"
Bahsettiği karşılaşmada, karşılaştığı isme İBB ve Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davaları ile Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci'nin durumlarını sorduğunu belirten Altaylı, Ersoy ile Cebeci ile ilgili sorusuna, "Burada asıl mesele bürokrasi ve siyaset ile ilişkileri" yanıtını aldığını kaydederek, bunun "Son derece şüphe uyandırıcı bir yanıt" olduğunu aktardı.
"TAM BİR 'BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLER DE VAR' YANITI"
Fatih Altaylı'nın yazısının ilgili kısmı şöyle:
"Birkaç hafta önce yargı konularında iyi haberler veren iktidara yakın bir isimle karşılaştık.
Ayaküstü sohbet ederken, yargıdaki saçmalıklardan söz ettim ve birkaç örnek verdim.
Bunlardan birkaçı İBB ve Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasında iddianamelerde bile suçlanmadığı ya da iddianamede istenen cezaları üst sınırdan almaları halinde bile yattıkları süre nedeniyle tahliye olması gereken sanıklar ve hâlâ içeride olan Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci davasıydı.
'Bu iki kişinin fazlasıyla aktif ve bize göre marjinal seks hayatları bizi hiç ama hiç ilgilendirmediği gibi suç da değil. Uyuşturucu kullanmalarına gelince eğer satıcı ya toptancı ithalatçı değillerse, bu suçun da yatarı yok yattıkları süre fazlasıyla yeterli' dedim.
'O iş o kadar basit değil. Burada asıl mesele bürokrasi ve siyaset ile ilişkileri' diyerek son derece şüphe uyandırıcı bir yanıt aldım.
Tam bir 'Bilmediğiniz şeyler de var' yanıtı.
O 'bilmediğimiz şeyleri' bir an önce iddianameye koymaları gerekiyor.
Çünkü 'bilmediğimiz' veya 'bilmedikleri' şeylerle insanları içeride tutmak çok da doğru bir hukuk anlayışı olmuyor."