Diyanet isim vermeden 'IŞİD'i eleştirdi: 'Müslümanlara en büyük zararı verenler...'

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki Cuma hutbesinde, dinde aşırılığın İslam’a aykırı olduğu vurgulandı. Hutbede, dini istismar edenlerin İslam’ı kendi anlayışlarına hapsettiği ve kavramları şiddet aracı haline getirdiği belirtildi. Gençlerin doğru dini bilgiyi güvenilir kaynaklardan almasının önemi vurgulanarak, dinin yanlış kullanımıyla Müslümanlara en büyük zararın verildiği hatırlatıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün bu haftaki Cuma hutbesinde "Din İstismarı" başlığı işlendi. Hutbede, dinde aşırılığın reddedildiği hatırlatılarak sahih dini bilginin önemine vurgu yapıldı. IŞİD'in Yalova saldırısından sonra gelen bu hutbe, dikkat çekti. Hutbede, "İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder" denildi.

Hutbede, 'sahih' dini bilgiden uzaklaşıldığında "imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır" denildi. İslam’ın aşırılığı reddettiği belirtilerek, Hz. Muhammed'in "Ey insanlar, dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti" hadisi hatırlatıldı.

Kuran'da Müslümanların "aşırılıklardan uzak bir ümmet" olarak nitelendirildiğin altı çizilen hutbede, barış ve esenlik dini İslam’ın değerlerini istismar edenlerin varlığını sürdürdüğü belirtildi. Hutbede, bu kişilerin amacının "din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmek" olduğu vurgulandı.

"GERÇEK ANLAMINDAN KOPARIP KEYFİ YORUMLARA YÖNELİRLER"

Dini istismar edenlerin, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sundukları kaydedilen hutbede, İslam’ı kendi düşüncelerine hapsettikeri ve görüşlerini desteklemek için Kuran ile sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yöneldikleri vurgulandı. Hutbede, "Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: 'Onlara 'Yeryüzünde düzeni bozmayın' denildiğinde, 'Biz yalnızca ıslah edenleriz' derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamazlar" açıklamasına yer verildi.

"HİÇ KİMSE, DİNİN ASIL TEMSİLCİSİ OLARAK KENDİNİ GÖREMEZ"

Hutbede, "İslam’a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez" denildi.

Hutbede, dijital mecralarda gençleri hedef alan yapıların "barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalıştıkları" belirtilerek, "Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız" ifadelerine yer verildi.

Türkiye Haberleri