Celil Baban, Volkan Uzun ve Lokman Ün için PTT Nilüfer Kargo Dağıtım Merkezi’nde mesai saatinin bitimi, bu kez evlerine dönüşle değil, "ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış" suçlamasıyla son buldu. Yıllardır sokak sokak kargo taşıyan üç taşeron işçi, kendilerini bir anda kapının önünde bulmalarına neden olan "Kod-25" maddesiyle tazminatsız şekilde işten çıkarıldı.
Bu idari karar, sadece üç işçinin değil, merkezdeki diğer çalışanların da sabrını taşıran son damla oldu. Dağıtım araçlarının kontakları kapatıldı, kargo paketleri beklemeye alındı ve Nilüfer’deki PTT binasının önü, mobbing iddiaları ve iş güvencesi talepleriyle yankılanan bir direniş alanına dönüştü.
KOD-25’İN GÖLGESİNDE 'PARÇA BAŞI' İDDİASI
İşçilerin anlatımına göre, işten çıkarmaların arkasındaki asıl motivasyon, işverenin "ahlaki" kaygılarından ziyade, ekonomik bir model değişikliği. Çalışanlar, kurumun yakın zamanda "parça başı iş modeline" geçmeyi planladığını ve mevcut kadrolu taşeron yapısını tasfiye etmek istediğini öne sürüyor.
"17 YAŞINDAKİ BİR KARDEŞİMİZ VEFAT ETTİ"
İşten çıkarılan Celil Baban, Araç Takip Sistemi kayıtları ve müşteri beyanlarının lehine olmasına rağmen, savunması dahi alınmadan iş akdinin feshedildiğini belirtti. Baban, sürecin arka planındaki çalışma koşullarına dikkat çekerek, "Yaklaşık bir ay önce mesai dayatmalarından kaynaklı yorgunluk nedeniyle bir arkadaşımızın kaza yapması sonucu 17 yaşındaki bir kardeşimiz vefat etti. Mobbingler üst üste devam ediyor" dedi. Baban ve arkadaşları, sadece kendi işlerini geri almak için değil, "başka arkadaşların da canı yanmasın diye" eylemde olduklarını vurguladı.
"İLK KURBANLAR"
İşten çıkarılan bir diğer personel Volkan Uzun, kendilerinin "ilk kurbanlar" olduğunu düşünüyor. Uzun, "Eğer biz yıkılırsak, bizden sonrakiler çok hızlı şekilde dağılacaklardır" diyerek, işten çıkarmaların devamının geleceği endişesini dile getirdi.
PTT-Sen avukatı Lütfü Sabri Batı ise işten çıkarmalar için "elle tutulur bir gerekçe olmadığını" savunuyor. Batı, Türk iş hukukunun işçiyi korumakta "kısır kaldığını" belirterek, işçilerin "daha meşru, fiili ve doğrudan bir yöntemle" haklarını aramak zorunda kaldığını ifade etti. Avukat Batı, direnişin işe iadeler gerçekleşene kadar süreceğini ve sendikanın hukuki desteğinin tam olduğunu kaydetti.
'SORUMLULUK TAŞERONDA' SAVUNMASI
Eylemin yarattığı baskı, kurum yönetimini masaya oturmaya zorladı. Sendika Örgütlenme Uzmanı Emel Karadeniz, PTT Başmüdürü ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini aktardı. Karadeniz’in aktardığına göre, Başmüdür işten çıkarmalarla ilgili sorumluluğun "taşeron şirkette" olduğunu savundu.
Sendika tarafı ise "esas işverenin PTT olduğu" gerçeğini hatırlatarak, sorumluluğun kurum tarafından üstlenilmesi gerektiğini iletti. İşe iade, sicilinin temizlenmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talepleri masada dururken; işçiler, Başmüdür’ün yapacağı görüşmelerden çıkacak sonucu kontak kapatmış halde beklemeye devam ediyor.