İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ankara'da gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ, tutuklanarak İstanbul Silivri'deki Marmara Cezaevi'ne gönderildi.
67 gündür tutuklu bulunan Uludağ hakkında İstanbul'daki mahkemenin yetkisizlik kararı vermesinin ardından dava Ankara'ya gönderildi. Bu kapsamda Uludağ hakkında 19 yıla kadar hapis istenen davanın ilk duruşması, 21 Mayıs'ta Ankara'da görülecek.
"HAKİMİN YÜZÜNÜ GÖRMEDEN YARGILAMA MI OLUR?"
Tutuklu DW Türkçe Muhabiri Alican Uludağ, duruşmaya SEGBİS ile uzaktan bağlanacak olmasına tepki gösterdi.
Ankara'ya sevk edilmesi için Adalet Bakanlığına yaptığı başvuruya hâlâ yanıt verilmediğini belirten Uludağ, "Bu da yetmezmiş gibi, Ankara’daki mahkeme duruşmaya Silivri’den SEGBİS yoluyla bağlanmama karar verdi. Mahkeme, 16 yıldır muhabir olarak çalıştığım Ankara Adliyesi’nde savunmamı mahkeme huzurunda yapmamı istemiyor." dedi.
"Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli" diyen Uludağ, tepkisini şöyle sürdürdü:
"Öte yandan mahkeme yine tutukluluk halimin devamına karar verdi. Gerekçelerden biri, kaçma şüphesi. Hâkim buna dair “somut olgular var” diyor. Hangi somut olgu? Ben ısrarla Ankara’ya dönmek isterken, hâkim “kaçar” diyor. Böyle gerçeğe aykırı bir tutuklama gerekçesi olamaz. Beni bıraksanız, döneceğim yer gazetecilik yapmak için Ankara Adliyesi’nin basın odası olur."
Tutuklu gazetecinin arkadaşları tarafından oluşturulan "Alican'ın Arkadaşları" isimli sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Uludağ, şunlara yer verdi:
“İstanbul’daki mahkeme, dosyamın İstanbul’da açılmasına yetkisizlik kararı vererek, tutuklanma sürecimin hukuka aykırı olduğunu ve kararın yetkisiz bir savcı ile hâkim tarafından verildiğini ortaya koydu. Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım. 67 gündür tutukluyum. 67 gündür İstanbul’da, evimden 550 km uzakta Silivri Cezaevi’nde sürgündeyim. 26 Şubat’tan beri tek kişilik hücredeyim. Ankara’ya sevk edilmek için Adalet Bakanlığı’na dilekçe verdim, halen ses yok.
Bu da yetmezmiş gibi, Ankara’daki mahkeme duruşmaya Silivri’den SEGBİS yoluyla bağlanmama karar verdi. Mahkeme, 16 yıldır muhabir olarak çalıştığım Ankara Adliyesi’nde savunmamı mahkeme huzurunda yapmamı istemiyor. Bu gizlilik neden? 20 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde herkesten saklı savcıya ve hâkimliğe çıkarılarak tutuklandım. Şimdi yargılama aşamasında da “gizli sanık” uygulaması yapılmak isteniyor. Savunma ve adil yargılanma hakkım ihlal ediliyor.
Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli.
Öte yandan mahkeme yine tutukluluk halimin devamına karar verdi. Gerekçelerden biri, kaçma şüphesi. Hâkim buna dair “somut olgular var” diyor. Hangi somut olgu? Ben ısrarla Ankara’ya dönmek isterken, hâkim “kaçar” diyor. Böyle gerçeğe aykırı bir tutuklama gerekçesi olamaz. Beni bıraksanız, döneceğim yer gazetecilik yapmak için Ankara Adliyesi’nin basın odası olur.”