Harkaçtığı Köyü’nün verimli toprakları üzerinde, 70 yaşındaki Ahmet Akcam’ın koyunları için kurulan sofra, sıradan bir yemleme saati değil, Türk tarımındaki ekonomik krizin somut bir tablosuydu. Akcam’ın hayvanlarının önüne dökülen tonlarca turp, aslında aylarca süren emeğin, mazot ve gübre masrafının, piyasa koşulları karşısında değersizleşerek bir atığa dönüşmesi anlamına geliyordu.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde çiftçilik yapan Akcam, yaklaşık 20 dönümlük arazisine ektiği turpların hasat edilip sofralara ulaşmasını beklerken, telefonuna gelen bir arama ile tarımsal üretimin acı gerçeğiyle yüzleşti. Ürünü önceden kiralayan tüccarlar, "turp para etmiyor" diyerek sözleşmeden vazgeçmiş ve tarlayı hayvanlara açmasını istemişti.
MALİYET VE PAZAR ÇIKMAZI
Akcam’ın tarlasındaki manzara, sadece bir ürünün değil, bölgedeki tarımsal üretim deseninin tamamının içinde bulunduğu darboğazı özetliyor. Ispanaktan marula, pırasadan turpa kadar birçok kalemde yaşanan fiyat ve talep sorunu, üreticiyi iflasın eşiğine getirmiş durumda.
Akcam, artan girdi maliyetleri ile düşen ürün fiyatları arasındaki makası, "Mazot yükseliyor, alım yok, satım da yok, ne yapacak bu çiftçi?" sorusuyla dile getiriyor. Üreticinin karşı karşıya kaldığı denklem basit ama yıkıcı: Yemin 50 kiloluk çuvalı 700 liraya ulaşmışken, tarladaki ürünün satış fiyatı hasat maliyetini bile karşılamıyor. Akcam, koyunlarının beslenme maliyetini ancak kendi tarlasındaki satılmayan ürünü yedirerek düşürebildiğini, "Parasıyla alsak bu koyun kendi kendini yer" sözleriyle ifade ediyor.
'ACIMIZDAN ÖLÜYORUZ' FERYADI
70 yaşında olmasına rağmen 12 çocuğuna bakmak ve geçimini sağlamak için hala çalışmak zorunda olan Akcam, tarım politikalarının sahadaki yansımasını sert bir dille eleştiriyor.
Kendisine ait bir dönüm tarlası bile olmayan, kiraladığı arazilerde üretim yapmaya çalışan Akcam, siyasetin gündemi ile çiftçinin gündemi arasındaki kopukluğa dikkat çekiyor. Milletvekillerini sadece seçim zamanı sahada gördüklerini belirten Akcam, "Meclis'te dövüşüyorlar ama halkın huzuruna gelip 'Ölü müsünüz, diri misiniz?' demiyorlar" diyerek sitemini dile getirdi.
Akcam’ın "Acımızdan ölüyoruz" ifadesi, tarlada kalan ürünlerin sadece bir ekonomik kayıp değil, aynı zamanda kırsal kesimdeki derinleşen yoksulluğun da bir göstergesi olduğunu belgeliyor. Koyunların iştahla yediği turplar, bir çiftçinin emeğinin piyasadaki karşılıksızlığının sembolü olarak tarlada eriyip gidiyor.