Hazine ve Maliye Bakanlığı, son günlerde borçlanma politikalarına yönelik yapılan tartışmalar üzerine teknik bir açıklama yayımladı.
Bakanlık, borçlanma kararlarının anlık değil, orta ve uzun vadeli stratejilerle alındığını savundu.
Ancak açıklamada yer alan sayısal veriler, Türkiye’nin borç stokundaki riskin ne denli büyüdüğünü ve vadenin nasıl daraldığını belgeledi.
BORÇLANMA HIZI 65 AYDAN 33 AYA
Bakanlığın açıklamasındaki en dikkat çekici veri, nakit borçlanmanın ortalama vadesindeki sert düşüş oldu. Hazine, küresel ve yerel dalgalanmaların maliyetini sınırlamak için vadenin kısaltıldığını itiraf etti. Buna göre;
2023 yılı sonunda 65,1 ay olan nakit borçlanmanın ortalama vadesi,
2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 33,8 aya kadar geriledi.
Vadenin bu denli kısalması, devletin artık uzun vadeli ve güvenli finansman bulmakta zorlandığını, borçları ödemek için çok daha kısa sürelerde yeniden borçlanmak zorunda kaldığını gösteriyor.
10 YILLIK SENETLER NEREDEYSE SIFIRLANDI
Bakanlık, iç borçlanmanın kompozisyonuna dair paylaştığı verilerle piyasanın devlete olan güvenindeki aşınmayı da dolaylı yoldan teyit etti.
2012-2024 döneminde borçlanmada yüzde 14,3 payı olan 10 yıllık sabit kuponlu senetlerin payı, 2025 yılında yüzde 1,9’a kadar çakıldı. Bu, yatırımcıların devlete uzun vadeli borç vermekten kaçındığının en somut göstergesi oldu.
DÖVİZ VE ALTINLA BORÇLANMA DEVAM EDİYOR
Hazine’nin paylaştığı diğer veriler ise şöyle şekillendi:
Döviz cinsi senetlerin payı: 2025 yılında yüzde 14,5’e yükseldi.
Altın cinsi senetlerin payı: Yüzde 5,5 olarak gerçekleşti.
TLREF (Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı) endeksli senetler: Payı yüzde 20,9’a çıkarak iki katına ulaştı.
BAKANLIK "STRATEJİK" DEDİ, VERİLER "RİSK" DEDİ
Hazine ve Maliye Bakanlığı, borçlanma politikasının bütçe finansmanı, maliyet ve piyasa talebi gözetilerek yürütüldüğünü belirterek, "Borçlanma kompozisyonu; kur, faiz ve likidite risklerini gözeten stratejik ölçütler doğrultusunda dengeli şekilde oluşturulmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.
Ancak borçlanma vadesinin 32 ay kısalması, önümüzdeki dönemde milyonlarca ücretli çalışan ve tüketicinin daha fazla vergi yüküyle karşı karşıya kalabileceği sinyalini veriyor.