Atanamayınca besicilik yapan öğretmen ders verir gibi anlattı: Her gün biraz daha zarar ediyoruz

Atanamayınca memleketinde besicilik yapan öğretmen ders verir gibi anlattı. Tunceli'nin coğrafi şartlarının yarattığı zorluğa rağmen yakın zamana kadar emeklerinin karşılığını alabildiklerini ifade eden öğretmen Dersim Çakan, fiyatlamaların büyük sermaye gruplarına göre belirlenmesiyle durumun değiştiğini "Her gün biraz daha zarar ediyoruz" diyerek açıkladı.

Ataması yapılmadığı için hayvancılıkla geçimini sağlayan öğretmen 30 yaşındaki Dersim Çakan, artan maliyetler ve fiyat politikaları nedeniyle üreticilerin zor durumda olduğunu söyledi.

Et, yem ve peynir fiyatlarının küçük üreticiler tarafından belirlenmediğini vurgulayan Çakan, “Biz küçük bir üreticiyiz ama büyük sermaye gruplarının belirlediği fiyatlar üzerinden ilerlemek zorunda kalıyoruz. Bu da bizi zarara sürüklüyor" ifadelerini kullandı.

ATANAMAYINCA BESİCİLİK YAPAN ÖĞRETMEN DERS VERİR GİBİ ANLATTI

Dersim Çakan, 2020 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra öğretmenlik hayaliyle KPSS’ye girdi ancak atanamadı. Çakan, dönerek ailesiyle birlikte hayvancılık yapmaya başladı.

Memleketi Tunceli’nin Ovacık ilçesine bağlı Havuzlu Köyü’nde kış mevsiminin neredeyse 6 ay sürdüğü 3 bin 500 rakımlı Munzur Dağları’nın eteklerinde hayvancılıkla geçimini sağlamaya çalışan Dersim Çakan, hem doğayla hem de piyasa koşullarıyla mücadele ettiklerini anlattı.

Çakan, üreticinin yaşadıklarını kendi hikayesi üzerinden şöyle açıkladı:

"Beş yıldır hayvanlarla ilgileniyorum; yemleme, otarma, kuzuların doğumu, ilaçlaması, saman veya yonca gibi işlerde, yani çeşitli iş bölümlerinde yer alıyorum. Bu iş, her ne kadar köy yaşamına uygun ve köy yaşamıyla ilişkili olsa da çok çeşitli zorlukları var."

"Fiziksel güç anlamında da zor. Kış süreci ise esasen daha da zor geçiyor; çünkü fırtınası, karı uzun süren bir coğrafya. Yoğun bir emek gerektiriyor. Kuzular doğduktan sonra bakım süreci, ardından otlatma ve çobanlık meselesi var."

"Kış çok uzun ve çetin geçtiği için saman, buğday, arpa, yonca gibi ürünlerin üretimi burada kısa vadede ve yetersiz oluyor. Bu yüzden dışarıdan alıyoruz; Diyarbakır’dan, Urfa’dan alıyoruz ve bu da bize pahalıya geliyor."

“HER GÜN BİRAZ DAHA ZARAR EDİYORUZ”

“Yaylaya yaz sürecinde çıkıyoruz. Önceden atla gidiyorduk, şimdi traktörlerle gidiyoruz. Zor bir süreç. Yıldırım düşebiliyor, bazen yabani hayvanların saldırısı oluyor. Bazen çobanlar bizi terk edip gidiyor; yani kendi başımıza kalıyoruz. Bu da ayrı bir sorumluluk."

"Hayvanlar ölebiliyor; mesela şap gibi hastalıklar var. Bu son dönemde çok yaygın. Şu an büyükbaşta daha fazla görülüyor ama küçükbaşta da olabilir. Şap gibi hastalıklarda, zehirlenmelerde ya da enfeksiyon gibi durumlarda kayıplarımız oluyor. Bu anlamda çok sayıda zorluk var."

"Doğayla iç içeyiz; ama bir yandan doğayla mücadele ediyoruz, bir yandan doğaya sahip çıkıyoruz. Öte yandan, bizim dışımızda gelişen sorunlar var. Mesela et fiyatları, yem fiyatları, peynir fiyatları bizim dışımızda belirleniyor."

"Biz küçük bir üreticiyiz; ama büyük sermaye gruplarının belirlediği fiyatlar üzerinden ilerlemek zorunda kalıyoruz ve zarar ediyoruz. Her gün biraz daha zarar ediyoruz. Emeğimizin karşılığını aslında alıyorduk; ama artık alamıyoruz. Çünkü dediğim gibi, fiyatlamalar ve ücretler bizim dışımızda belirleniyor. En küçük üretici biz olduğumuz için, en altta ezilen de biz oluyoruz."

Ekonomi Haberleri