Küresel güçler ekonomik büyüme rakamları ve yıllık kar oranlarıyla başarılarını kanıtlama yarışına girmişken, Bhutan’da hükümetin karnesi halkın yüzündeki gülümsemeyle ölçülüyor. 1972 yılında Kral IV. Jigme Singye Wangchuck’un tarihe geçen "Gayri Safi Milli Mutluluk, Gayri Safi Milli Hasıla’dan daha önemlidir" sözüyle başlayan bu eşsiz yönetim biçimi, Bhutan’ı bugün dünyanın en huzurlu ve ekolojik açıdan en temiz ülkesi konumuna taşıdı.
YASA TEKLİFLERİ "MUTLULUK" TESTİNDEN GEÇİYOR
Bhutan’da bürokrasi, alışılmışın dışında bir kurumla şekilleniyor: Gayri Safi Milli Mutluluk Komisyonu. Bu bakanlık, meclise sunulan her yasanın ve yapılacak her ekonomik yatırımın vatandaşın ruh sağlığına etkisini titizlikle inceliyor. Nüfus sayımlarında halka doğrudan "Yaşamınızdan memnun musunuz?" sorusu yöneltiliyor. Onlar için gerçek kalkınma; dolup taşan cüzdanlar değil, psikolojik denge, kaliteli zaman yönetimi ve kültürel mirasın korunması anlamına geliyor.
KÜLTÜRÜ KORUMAK İÇİN UYGULANAN "SIRADIŞI" YASAKLAR
Bhutan, özgün kimliğini korumak adına dünyanın geri kalanı için oldukça sert sayılabilecek ancak ülkeyi ayakta tutan bir yasaklar zinciri uyguluyor:
- Tütün ve Plastik Yasak: Dünyada tütün satışını tamamen yasaklayan ilk ülke olan Bhutan’da sigara satışı yapılamıyor. Plastik poşet kullanımı ise 1999’dan beri tarih olmuş durumda.
- Teknolojiye Geç Giriş: Bhutan, televizyon ve internetle dünyada en son tanışan ülke unvanını taşıyor (1999).
- Sosyal Dokuyu Koruma: Kültürel yapının bozulmaması adına yabancılarla evlilik konusunda kısıtlayıcı yasalar halen yürürlükte.
DÜNYANIN KARBON NEGATİF TEK ÜLKESİ
Bhutan, doğayı sadece korumakla kalmıyor, onu anayasal bir zorunluluk haline getiriyor. Ülke topraklarının en az yüzde 60’ının her zaman ormanla kaplı olması anayasa maddesiyle güvence altına alınmış durumda. Bugün bu oran yüzde 71’e ulaşmış vaziyette. Bu sayede Bhutan, atmosfere saldığından daha fazla karbon emerek dünyanın tek "karbon negatif" ülkesi olmayı başarıyor.
TURİSTLERE GÜNLÜK 100 DOLAR "SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK" VERGİSİ
Bhutan, kitlesel turizmin tahribatından kaçınmak için "Yüksek değer, düşük etki" stratejisini izliyor. Ülkeye giren her turist, günlük 100 dolar "Sürdürülebilir Kalkınma Ücreti" ödemek zorunda. Toplanan bu kaynaklar doğrudan halkın ücretsiz eğitimi, modern sağlık hizmetleri ve çevreci projelerin finansmanı için harcanıyor.