Müyesser Yıldız'ın eşi Naci Uğur ilk kez konuştu

Müyesser Yıldız'ın eşi Naci Uğur ilk kez konuştu

Tutuklu gazetesi Müyesser Yıldız'ın eşi Naci Uğur, Emniyet mensubu iken avukat oluşunu, Müyesser Yıldız'ın davasını, evlerinde yapılanları ilk kez anlattı.

Halk TV'de Ayşenur Arslan ile Medya Mahallesi'ne konuk olan Naci Uğur, ilk olarak sözlerine Ayşenur Arslan ile nasıl tanıştığını anlatarak başladı.

OdaTv davası döneminde dava dosyalarının ek klasörlerinde sanıklardan birinin çözümü yapılan telefon kayıtlarında Ayşenur Arslan'ın telefonunu bulduğunu söyleyen Uğur, " İnsanların bütün özeli bu dosyalarda, ek klasörlerde dökülüyor" dedi.

"Ben hukuk okumalıydım"

Emniyet mensubu bir kişiyken avukat olmaya nasıl karar verdiğini ve neden avukat olduğunu anlatan Naci Uğur, şöyle dedi:

"2011 yılında Müyesser hanım ilk tutuklandığında İstanbul'da Silivri'deydi ve biz Ankara'dan her zaman olduğu gibi yanında olmaya gidip geliyorduk. O zaman ihtiyaç hissettim, ben hukuk okumalıydım. Müyesser, Silivri'de hapisteyken buna karar verdim ve 2012 yılında 52 yaşındayken başladığım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 56 yaşındayken bitirdim. Daha sonra emekliliğim ile birlikte avukatlık stajımı yaptım ve yaklaşık iki hafta önce cübbemi giyerek avukat oldum. Şu ana kadar hiç duruşmaya çıkmadım. Avukatlığımı cezaevinin avukat görüş odasında eşimle kutladım. Pazartesi günü ilk kez cübbemi giyerek eşimin duruşmasında olacağım. "

"Bizim evimizde toplam 75 dijitale el konuldu"

"Emekli Emniyet Müdürü ve Polis Akademisi Başkanlığı yaptığını ve 10 yılın üstünde Polis Meslek Hukuku dersi anlattığını belirten Naci Uğur, en çok üzerinde durduğu konunun ev araması nasıl yapılır olduğunu söyledi. Şu anda da bir hukukçuyum. Ceza Mahkemesi Kanunu 134. madde çok net. Müyesser Yıldız hakkında verilen arama kararı da çok net. O an için şüpheli olan Müyesser Yıldız'ın ve diğer şüphelilerin evinde arama yapılması için karar veriliyor. Tek bir karar üç kişi için çıkarılıyor. Evlerinde bulunan kendilerine ait dijitallere el konulmasını içeriyor karar. Aynı saatlerde üç eve giriliyor.
İsmail Dukel'in evinde yanılmıyorsam 2 dijitale el konuluyor. Diğer astsubayın evinde 3-4 tane ve kendisine ait olanlara el konuluyor. Bizim evimizde toplam 75 tane dijitale el konuluyor. Bunların içerisinde oğlum İlim'e ve bana ait olanlar dahil. 4 adet masaüstü, 2 adet dizüstü bilgisayar, hafıza kartları, harici diskler toplam 75 adet dijital alınıyor. Bir kere bunların alınması hakimin verdiği karara ve kanuna aykırı. Uzman personel bulunmadığı için imaj değil dijitallerin hepsinin alındı söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde, 5 ay sonra dijitallerimizi aldık."

"Davada görünen ve görünmeyen boyut var"

"Müyesser'in tutuklanmasının bir görünen boyutu var bir de görünmeyen yanı var. Görünmeyen yanı yönünden bir uzman görüşünden bahsedebilirim şu an ancak. Kumpas davalarında büyük mağduriyet yaşayan emekli Emniyet Müdürü ve İstihbarat Uzmanı Hanefi Avcı, Müyesser Yıldız'ın davası ile ilgili bir uzman mütalaası hazırladı. Bunu davaya sunacağız şimdilik bunu söyleyebilirim. Görünen yanı olarak Durmuş Özkan isimli bir şahıs dilekçe veriyor Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Yüksel Kocaman'ın ismine. Etlik Postanesi'nden postaya veriliyor. Kasım ayında savcının eline geçiyor. Erdal Baran isimli astsubayın gizli bilgileri dışarı verdiğine yönelik 2-3 satırlık bir ihbar dilekçesi. 16 gün sonra soruşturma başlatılıyor. İlk yapılan iş Erdal Baran'ın telefonu dinlenmeye başlanıyor."

"Müyesser asıl hedefin kendisi olduğuna inanıyor"

Müyesser Yıldız'ın cezaevinde nasıl olduğundan da bahseden Naci Uğur, şu ifadeleri kullandı:

"Müyesser her zaman olduğu gibi dimdik duruyor. Dün yanındaydım cezaevinde, bütün soranlara sevgileri selamları var.  Bir tek şeye inanıyor. Bu soruşturmada tek bir şeye inanıyor. Az önce de söylemiştim bu soruşturmanın görünen ve görünmeyen yüzü var.  Soruşturmada asıl hedefin kendisi olduğuna inanıyor ve kendisinin yanında İsmail Dukel'in ve hasta astsubayın mağdur edildiğine inanıyor.
Müyesser, "Keşke o kişileri mağdur etmeselerdi de direkt 'Sen bizim istemediğimiz haberleri yaptın, birilerinin hoşuna gitmeyecek haberler yazdın, 15 Temmuz'un perde arkasını yazdın' diyerek gerçek nedenlerle beni hapse atsalardı. Göstermelik bahanelerle başka insanları da mağdur etmeselerdi" dedi dün görüşümüzde."