Halk TV Canlı Yayın
Yargıtay’dan TÜRGEV’i de Kapsayan Emsal Karar
Emsal niteliğindeki onama kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü dışında hiç kimsenin vakıfların iş ve işlemlerini yargıya taşımasının önü tıkandı.Yargıtay’ın Neva Şalom Musevi Sinagogu Vakfı’na ait İstanbul’daki...

Emsal niteliğindeki onama kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü dışında hiç kimsenin vakıfların iş ve işlemlerini yargıya taşımasının önü tıkandı.

Yargıtay’ın Neva Şalom Musevi Sinagogu Vakfı’na ait İstanbul’daki bir hanın satışında zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan davada verdiği karar, başta TÜRGEV olmak üzere tüm vakıfların; mensupları, üyeleri, bağışçıları ya da vatandaşlarca soruşturulamayacağı anlamına neden oldu.

EMSAL NİTELİĞİNDE

Emsal niteliğindeki onama kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü dışında hiç kimsenin vakıfların iş ve işlemlerini yargıya taşımasının önü tıkandı. Tartışma yaratan kararın Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu iddia edildi.

MUSEVİ VAKFI DAVASI

TÜRGEV’i de kapsayan karar, 15 Kasım 2003’de El-Kaide’nin intihar saldırısına sahne olan Neva Şalom Musevi Sinagogu Vakfı’na ait Beyoğlu’ndaki Cemaat Han’ın satışına ilişkin açılan davada alındı. Vakıf mensubu ve bağışçısı Doğan Kasadolu, yöneticilerin Vakfı zarara uğrattığını iddia ederek 2013 yılında İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı.

VAKIF ZARARA UĞRATILDI

Musevi işadamı Kasadolu, 1 Mart 2012’de vakıf tarafından 4 milyon 175 dolara Ulusoy Holding’e satılan Cemaat Han’ının 30 gün sonra özel bir banka tarafından 7 milyon 323 bin dolara “ipotek” edilerek şirkete kredi kullandırılmasının  taşınmazın gerçek değeri üzerinden satılmadığını gösterdiğini öne sürdü. Satışın açık ihale dışı pazarlık usulü yapılmasının yasaya aykırı olduğunu savunan Kasadolu, bu yolla vakfın zarara uğratıldığını iddia ederek Vakıf yöneticilerinin görevden alınmasını ve tazminat ödenmesini talep etti.

AKİL İNSAN HATEMİ

14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada Neva Şalom Sinagogu Vakfı’nın avukatlığını “akil insanlar” heyetinden Kezban Hatemi üstlendi. Davalı vekili Hatemi, vakıf yönetiminde görevi olmayan Kasadolu’nun davacı sıfatı bulunmadığını belirterek davanın reddini istedi. Kasadolu’nun idari yolları tüketmeden dava açamayacağını belirten Hatemi, “Kendisi öncelikle Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne şikayette bulunması gerekir, kendi adına tazminat isteyemez. Dava açma hakkı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir. Bir zarar doğmuşsa Vakıflar dava açarak ilgililerden zararın tazminini talep edebilir” dedi.

SIFAT YOKLUĞU GEREKÇESİ

Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili de mahkemeye Hatemi’yle aynı yönde görüş bildirdi. Mahkeme, 2014’de verdiği kararda, Kasadolu’nun vakfı temsil yetkisi bulunmadığını belirterek, “Bu nedenle vakıf adına zarara uğratıldığı gerekçesiyle tazminat davası açamaz. Bu iddiasını Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirmesi gerekir” dedi. Hakim, davayı “sıfat yokluğu” nedeniyle reddetti.

YARGITAY KARARI ONADI

Temyize bakan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de geçen hafta yerel mahkeme kararını onadı. Yargıtay’ın onama kararı ile TÜRGEV başta olmak üzere Türkiye’deki tüm vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü dışında hiç kimse tarafından dava edilemeyeceği anlamı taşıdı.

AYM’YE GÖTÜRECEĞİM

Doğan Kasadolu, Yargıtay’ın emsal niteliğindeki bu kararı ile gerek azınlık gerekse diğer vakıfların; mensupları, bağışçıları ya da vatandaşlara inceleme/soruşturma yetkisi vermediğini savundu. Yargıtay Genel Kurulu’na “karar düzeltme” talebinde bulunacağını belirten Kasadolu, “Benim dava açma hakkım elimden alındı. Sadece Başbakan’ın emrindeki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bu yetki veriliyor. Yargıtay kararı ile hiçbir vakfın iş ve işlemlerinin hesabının sorulamayacağı anlam taşıyor” dedi.

SORUMLULUK DAVASI

Hukuk mücadelesinden vazgeçmeyeceğini kaydeden Kasadolu, karar düzeltmeden bir sonuç alamazsa en son davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını ifade etti. Kasadolu temyiz dilekçesinde, vakfın bir bağışçı üyesi olarak yönetim kurulu üyelerine uğrattıklarını düşündüğü zararın tazmini için “sorumluluk” davası açabilmesinin gerektiğini belirterek şöyle dedi:

“Aksine bir durum bir vakıf üyesinin yargıya başvurmasının önüne kesmek olur. Bu durum Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Konvansiyon hükümlerine aykırılık teşkil eder. Kaldı ki Medeni Kanunun 111 ve 112’inci maddeleri vakıf üyelerinin ‘yöneticilerin sorumluluğuna yönelik’ dava açma haklarını ellerinden almaktadır. 111 ve 112. Maddeler Bidayet Mahkemesi şeklinde yorumlanamaz”

ÜSTÜ ÖRTÜLÜR

Hukukçular da Yargıtay kararının TÜRGEV dahil tüm vakıflar için “emsal” teşkil edeceğini belirtti. Hukukçular, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün siyasi iradenin dışında hareket etmeyeceği esas alındığında milyarlarca liralık kaynağı yöneten vakıflardaki yolsuzluk, usulsüzlük ya da rüşvet iddiaları hiçbir şekilde soruşturulamayacaktır. 17-25 Aralık’taki gibi iddiaların üstü örtülür” dediler.