Ipsos'tan 2026 raporu: Ülkeye karamsar aileye umutlu bakıyoruz!
16 Şubat 2026 tarihli rapora göre, Türkiye’de katılımcıların yüzde 66’sı geride kalan yılı ülke genelinde olumsuz olarak değerlendiriyor. Ancak aynı soru kişisel hayat ve aile özelinde sorulduğunda bu oran yüzde 50 seviyesine geriliyor. Araştırma, bireylerin ülkenin genel gidişatına dair eleştirel bir bakış sergilerken, kendi yaşam alanlarında dengeyi koruma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, bu tabloyu “seçici iyimserlik” kavramıyla tanımlıyor. Buna göre bireyler, ekonomik krizler, savaşlar ve siyasi belirsizlikler gibi kontrol dışı makro sorunlara karşı karamsar kalırken; aile, iş ve yakın çevre gibi doğrudan etki edebildikleri alanlarda umutlarını muhafaza ediyor.
'UMUT'TA 9 PUANLIK ARTIŞ
Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri ise gelecek beklentilerindeki yükseliş oldu. Hayatlarının 2026 yılında daha iyiye gideceğine inananların oranı geçen yıla göre 9 puan arttı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı 2026’nın bir önceki yıldan daha iyi olacağı görüşünde. Ancak bu iyimserliğin ekonomik göstergelere aynı ölçüde yansımadığı görülüyor.
EKONOMİ KAYGISI SÜRÜYOR, ÖNCELİK SAĞLIK
Hem kişisel yaşam standartlarının hem de ülke ekonomisinin düzeleceğine inananların oranı yüzde 25 seviyesinde kaldı. Bu tablo, umut artışına rağmen ekonomik konularda temkinli bir bekleyişin sürdüğüne işaret ediyor.
Tüm belirsizliklerin ortasında ise değişmeyen ortak dilek yine sağlık oldu. Araştırma sonuçları, bireylerin güven ve istikrar arayışının merkezinde en temel insani ihtiyaç olan sağlığın yer almaya devam ettiğini gösterdi.
Ezber bozdu: Bir ilde ev fiyatları 41 kat arttı!
KÜRESEL TABLO: UMUT VE KAYGI YAN YANA
Araştırmanın küresel bulgularına göre, dünya genelinde her iki kişiden biri 2026 yılıyla birlikte ülkelerindeki genel ruh halinin uzun vadede daha iyimser bir noktaya evrileceğine inanıyor. Ancak bu oran, umut ile kaygının dengede olduğu, belirsizliklerin sürdüğü bir küresel atmosferi yansıtıyor.
“Ipsos Öngörüler 2026” raporu, Türkiye’de ekonomik karamsarlığa rağmen bireysel dayanıklılığın ve aile odaklı umudun güçlü kaldığını ortaya koyuyor.