CHP'li Toprak: Çaresiz insan kuyrukları iktidarın davul-zurna eşliğinde gidişinin habercisidir

CHP'li Toprak: Çaresiz insan kuyrukları iktidarın davul-zurna eşliğinde gidişinin habercisidir

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak haftalık değerlendirme raporunu açıkladı.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Hangi ülkede olursa olsun, insanların kamyon önünde soğan-patates kuyruğuna girmesi siyasi tükenişin ve beceriksiz yönetimin zirve noktası, yoksulluğun fakirleşmenin fotoğrafıdır. 2019 seçiminde soğan-patates üreticisi terörist ilan edilerek AK Parti belediyelerince kurulan tanzim satış çadırlarındaki çaresiz insan kuyrukları iktidarı belediyelerden götürdü, şimdi bu kuyruklar iktidarın davul-zurna eşliğinde gidişinin habercisidir” dedi.

Rapordan öne çıkanlar ise şöyle: 

"Bu kuyruklar iktidarın gidişinin habercisi"

Hangi ülkede olursa olsun, insanların kamyon önünde soğan-patates kuyruğuna girmesi siyasi tükenişin ve beceriksiz yönetimin zirve noktası, yoksulluğun fakirleşmenin fotoğrafıdır. 2019 seçiminde soğan-patates üreticisi terörist ilan edilerek AK Parti belediyelerince kurulan tanzim satış çadırlarındaki çaresiz insan kuyrukları iktidarı belediyelerden götürdü, şimdi bu kuyruklar iktidarın davul-zurna eşliğinde gidişinin habercisidir! Faiz lobisi karşısında ağır yenilgi alarak faizi indirsin diye getirilen başkanın bile yüzde 19 faize dokunamadığı bir ortamda döviz lobisine teslimiyet bayrağı çeken iktidar, aylardır 128 milyar dolarlık kayıp rezervin hesabını vermekten kaçıyor.

"Konuştukça battılar"

Şu ana kadar 128 milyar dolarlık rezerv ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan iki kez konuştu. Birinde ‘128 milyar doları salgın tedbirleri ve piyasalarda dış güçlerin istikrarı bozma girişimlerine karşı kullandık’ dedi. İkinci açıklamasında ‘Ortada kayıp olan bir şey yok. 128 milyar dolar, hazinede, Merkez Bankası’nın kasasında duruyor’ diyerek kendi kendisini tekzip etti. İktidar sözcüleri de net bir açıklama yapamayınca Merkez Bankası Başkanı’na bir açıklama yaptırdılar. O da Hazine ile protokol imzalandığını kurlardaki ani hareketlenmelere karşı gerektiğinde satış yapılarak kurun dengelendiğini, ancak kimseye bir çıkar sağlanmadığını ifade etti. Oysa Merkez Bankası’nın herhangi bir ‘kur hedefinin olmadığı, dalgalı kur politikası izlendiği’ defalarca kamuoyuna açıklanmıştı! Özetle konuştukça battılar! Şimdi de buharlaşan dövizin sorgulanmasını örtmek için ülke çapında soğan-patates dağıtma şenlikleri başlattılar. Aylardır yaptığımız çağrılara kulak tıkayan, üreticinin perişanlığını görmezden gelen, CHP’li belediyelerin soğan, patates, bahçede kalan limon, portakal, mandalinayı üreticiden değerine satın alıp bedava dağıtmasını İçişleri ve Valilik genelgeleriyle engelleyen iktidar nihayet doğru yolu buldu. Ancak üreticinin bin bir zahmet, emek ve borçla ürettiği, deposunda ve elinde kalan binlerce ton soğan-patatesi ‘maliyetine ve yok fiyatına’ satın alıp, Cumhurbaşkanının talimatıyla hayır hasenat için bedava dağıtmaya giriştiler. Bunu yaparken de hayır ve yardım kültürümüzün ‘Bir elin verdiğini diğer el görmemeli’ ilkesini siyasi nema ve hesap hevesiyle unuttular.

"İktidarın itibarını koruması mümkün mü?"

Halkını perişan eden, 128 milyar doları heba edip hesabını veremeyen, afiş görünce psikolojisi bozulan, kâbus gören bir iktidarın ülkenin, hakkını, hukukunu, sevdikleri tabirle bekasını, içeride barış ve huzurunu, dışarıda ulusal çıkarlarını ve itibarını koruması mümkün mü? Kanal İstanbul’u inadına yapacağını iddia eden ama şimdiden iki kanal İstanbul parası olan 128 milyar doları heba ettiğini izlemek için yalanlara sarılan bir iktidarın aldığı kararların doğruluğuna, akılcılığına, bilimselliğine, hukukiliğine kim inanır?

"Kapanma kararı işsizliği artıracak"

İktidarın aldığı ücretsiz izin ve işten çıkartma yasağına rağmen, şubat ayında 250 bin kişi işini kaybetti, resmi işsiz sayısı 4 milyon 236 bine yükseldi. Yüzde 29 olan ‘atıl işgücü’ tanımı kapsamında geniş işsizlik 11 milyona yaklaştı. Genç işsizlik yüzde 27 ile son beş yılın zirvesine çıkarken, genç kadın işsizliğinin yüzde 36’ya ulaşması, kamuda çocuklu kadınların idari izinli sayılması, kadınların çalışma hayatından, ekonomik üretimden ve toplumsal hayattan dışlanmasının somut göstergeleridir! TÜİK’in şubat 2021 resmi işsizlik oranı, ocak ayına göre yüzde 0,7 artış göstererek yüzde 13,4 oldu. Ocak ayı işsizlik oranını yüzde 12,2 olarak açıklayan TÜİK şubat ayı verileriyle birlikte ocak ayı resmi işsizlik oranını da 0,5 puan artırarak yüzde 12,7 olarak revize etti. Bu revizyonla ocak ayında azaldığı açıklanan ve 3 milyon 976 bin olan dar tanımlı resmi işsiz sayısı, Şubat’ta 250 bin kişinin daha işsizler arasına katılmasıyla 4 milyon 236 bine yükseldi. Halen uygulamada olan işten çıkartma yasağına rağmen bir ayda 250 bin kişinin işsiz kalması, işten çıkartılarak işini kaybetmesi çarpıcı bir durumdur. - Bu tablo; iktidarın işten çıkartma yasağının delinmesine, çalışanların mağdur edilmesine, göz yumduğunu göstermektedir. İşgücüne dahil olmayanlar 2020 yılının şubat ayına göre 1 milyon 114 bin artarak 31 milyon 610 bine çıkarken aynı dönemde istihdam oranı yüzde 44,4’ten yüzde 43,4’e geriledi. - Şubat ayı itibarıyla çalışabilir nüfusun yüzde 50,4’ünü kadınlar oluşturuyor. TÜİK’in iki aydan bu yana ‘atıl işgücü’ olarak adlandırdığı ancak gerçekte geniş tanımlı işsizliği yansıtan oran yüzde 28,3 oldu. - Bunun anlamı geniş tanımlı işsizliğin açıklanan 4,2 milyonluk resmi işsiz sayısının üç katına yaklaşması ve 11 milyon kişiye dayanması!

"Çocuk için anne baba dönüşümlü olarak izinli sayılmalı"

Atıl işgücü içinde yüzde 36’ya varan kadınların payı oldukça dikkat çekici. Kadın işgücünün ekonomi dışında kalması, hem ülke ekonomisi için hem de kadınların çalışma ve sosyal hayattaki yerinin gerilemesi açısından üzerinde ısrarla durulması, düşünülmesi, çözüm üretilmesi gereken bir tablodur. Nitekim iktidarın kısmi kapanma adı altında aldığı salgın önlemleri arasında kamuda çalışan, 10 yaş ve altında çocuğu bulunan kadınların idari izinli sayılarak evlerine gönderilmesi hem anayasanın eşitlik ilkesine aykırı hem de cinsiyet ayrımcılığıdır. İktidar bu kararla kadınları evde çocuk bakmakla görevlendirerek çalışma ve toplumsal hayatın dışına itmek için salgın gerekçesini kullanmaktadır. Oysa dönüşümlü olarak çocuk bakımı ve idari izinli olma konusunda anne babanın durumu aynı ve eşit olmalıdır. Genç işsizler arasında çalışma çağındaki genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 34,7’ye yükselirken istihdam oranının ise yüzde 17,4’e düşmesi çalışma yaşamı ve ekonomide kadının yerinin hızla gerilediğinin bir başka işaretidir. İstihdam edilenlerin yüzde 17,4’ü tarım, yüzde 20,8’i sanayi, yüzde 6’sı inşaat, yüzde 55,8’i ise hizmet sektöründe yer alırken kısmi kapanma kararı, turizmin içinde bulunduğu darboğaz gibi etkenlerle hizmetler sektöründeki istihdamın azalmasına ve işsizlerin artmasına yol açacaktır.