Rusya uzmanlarından NATO yorumu: Türkiye, NATO Hopak’ını tercih etti... Putin Batı ile iyi geçinecek yeni hükümet istemiyor

İspanya’nın başkenti Madrid'de dün gerçekleşen 4'lü zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç ve Finlandiya liderleri ile bir araya gelmişti. 2 saat süren görüşme sonrası Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında üçlü mutabakat imzalandı. Sözkonusu mutabakatın imzalanması ardından gözler Moskova’ya ve vereceği tepkiye çevrildi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 29 Haziran 2022 23:37
Rusya uzmanlarından NATO yorumu: Türkiye, NATO Hopak’ını tercih etti... Putin Batı ile iyi geçinecek yeni hükümet istemiyor

Rusya, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği konusunun gündeme geldiği tarihten bu yana Batı’ya birtakım uyarılarda bulunuyordu. Rus Dışişleri Bakanlığı, sözkonusu ülkelerin NATO'ya katılımı halinde "ulusal güvenliğine yönelik tehditleri durdurmak için hem askeri hem de diğer nitelikte bir dizi adım atmak zorunda kalacağını" duyurmuştu.

İmzaların atılması ardından Türkiye’nin “istediğini alıp alamadığı” tartışmaları devam ederken, Rusya’daki yansımaları ve olası tepkileri öğrenmek için Moskova Üniversitesi’nden Doç. Dr. İkbal Dürre ve Rus Bilimler Akademisi Doğu Çalışmaları Enstitüsü'nde Ortadoğu araştırmacısı Dr. Vadim Makarenko’yu aradık. Dürre, Rusya’nın üçlü mutabakatın imzalanması ardından Türkiye’ye yönelik çok sert bir tepki vermeyeceğini düşündüğünü çünkü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in AKP iktidarının devamını istediğini söyledi. Makarenko ise Ankara’nın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunu “İlkeli bir şekilde değerlendirmesini” zaten beklemediklerini belirtti.

‘Rusya Türkiye’nin NATO’ya evet diyeceğini biliyordu’

Madrid’de imzalanan üçlü mutabakatın Türkiye ve Rusya ilişkilerini nasıl etkileyeceğini sorduğumuz Dürre, “Rusya’da zaten bu işin böyle biteceği kanısı vardı. Çünkü Moskova, ekonomik ve politik türbülans döneminden geçen Türkiye’nin Batı ile ilişkileri toparlanmayacak bir noktaya getirmesinin AKP açısından bir hata olacağını biliyor. Biden’dan Erdoğan’a telefon geldiğinde Ankara’nın tavrının değişeceği Moskova’da beklenen bir durumdu. Kremlin’in umudu telefonun biraz daha geç gelmesiydi. Çünkü sürecin uzaması Rusya’nın işine geliyordu ve Moskova'nın beklediğinden kısa sürdü diyebiliriz” dedi.

‘Putin, AKP hükümetinin devam etmesini istiyor’

Dürre, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği konusunda Rusya’nın büyük bir tepki vermeyeceğini, aksine vereceği reaksiyonların yüzeysel boyutta olacağını ifade ederek bunun sebebinin ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’deki AKP iktidarının devam etmesini istemesi olduğunu ifade etti. Putin’in AKP iktidarının devam etmesini neden isteyeceğini sorduğumuz Dürre, “Putin, Erdoğan iktidarının devamını istiyor çünkü, artık iki liderin arasında şahsi bir ilişki var. Buna kesinlikle ‘güven ilişkisi’ denemez ama Putin ve Erdoğan aynı dili konuştuğu için böyle bir yakınlık sözkonusu. Öte yandan Rusya konuya ‘Düşmanımın düşmanı benim dostumdur’ şeklinde yaklaşıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin Batı ile ilişkilerindeki çelişmeler de Rusya’nın işine geliyor. Bu sebeple Putin Türkiye’de yeni bir iktidarın gelmesindense AKP’nin kalmasını istiyor. Yeni gelecek hükümetin Batı ile ilişkileri düzeltme ihtimali Rusya’nın istemeyeceği bir şey. Yani Batı ile iyi anlaşan yeni bir Türkiye ihtimali, Rusya’yı korkutuyor” ifadelerini kullandı.

Ankara’nın dış politikası: Tüccar pozisyonu

Ortadoğu araştırmacısı Dr. Vadim Makarenko ise Rusya’da kimsenin, “Ankara'nın İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılım meselesini, Avrupa'daki askeri-politik durumu daha da kötüleştirecek ve NATO ile Rusya arasındaki çatışmanın tırmanmasına yol açacağı yönünde ilkeli bir şekilde değerlendireceğini ciddi olarak beklemiyordu” diyerek Ankara’nın dış politikasını “Tüccar pozisyonu” olarak nitelendirdi. Rusya’da sadece halkın değil, askeri ve siyasi isimlerin de Türkiye’ye güvenmediğini ifade eden Makarenko Türkiye için, “Bu bir tüccar pozisyonudur ve Türkiye’deki mevcut iktidarı bu şekilde tanımlamak gerekir” dedi.

‘Rusya’nın tutumu Suriye’de sertleşebilir’

NATO gündeminde yaşanan gelişmelerin Suriye’deki olası yansımalarını sorduğumuz Makarenko, “Türkiye'nin Suriye'deki saldırgan eylemleri karşısında Rusya'nın tutumunun daha da sertleşeceğini düşünüyorum. Rusya sadece Suriye'nin toprak bütünlüğünü değil, aynı zamanda Suriye’nin kendi toprakları üzerindeki tam egemenliğini de savunmaktadır. Bu da Suriye topraklarında başka bir devlet tarafından oluşturulmuş herhangi bir güvenlik bölgesi olmaması gerektiği anlamına geliyor. Türkiye, Suriye'deki Rus grubunun lojistik bağları ve Karadeniz Boğazlarından geçişi düzenlemedeki rolü üzerindeki baskısının Rusya'yı Suriye'de taviz vermeye zorlamasına izin vereceğini umuyor ki bu bir dereceye kadar Dışişleri Bakanı Lavrov'un Rusya'nın Türkiye'nin ‘Kuzey Suriye'deki güvenlik kaygılarını’ anladığına dair sözlerinde görülebilir. Ancak Bakan Lavrov bir keresinde tango için iki ortağa ihtiyaç olduğunu söylemişti. Dolayısıyla Suriye'deki dans, diğer yerlerdeki gibi yürümeyebilir. Türkiye açıkça NATO Hopak'ını (bir tür Ukrayna kolektif dansı) tercih ediyor” dedi.