Boratav'ın Venezuela uyarısı gerçek oldu: Yarım kalan karşı-devrim tamamlanacak
Dünya, 2026 yılının ilk günlerinde Latin Amerika’dan gelen şok haberle sarsıldı. ABD Başkanı Donald Trump, aylardır sinyallerini verdiği askeri harekatı başlattı. Venezuela’nın başkenti Karakas gece boyunca ağır bombardıman altında kalırken, sabaha karşı yapılan açıklamada Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin ABD Özel Kuvvetleri (Delta Force) tarafından esir alınarak ülke dışına çıkarıldığı bildirildi.
Bu operasyon, akıllara Prof. Dr. Korkut Boratav’ın yaklaşık 3,5 ay önce yazdığı ve sürecin nasıl işleyeceğini adım adım anlattığı analizini getirdi. Boratav, Trump’ın "yarım kalan karşı-devrimi tamamlama" niyetinde olduğunu ve bunun için "narko-devlet" yalanına sığınacağını belirtmişti.

İşte gelişmeler ve Prof. Boratav’ın gerçekleşen öngörüleri:
TRUMP: OPERASYON BAŞARIYLA TAMAMLANDI
Saldırı emrinin doğrulanmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Maduro döneminin bittiğini ilan etti. Trump açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’ya ve ülkenin lideri Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik geniş çaplı bir operasyonu başarıyla gerçekleştirmiştir. Maduro ile birlikte eşi de yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır. Bu operasyon, ABD kolluk kuvvetleriyle koordinasyon içinde yürütülmüştür."

BORATAV UYARMIŞTI: BU KEZ HEDEF DOĞRUDAN ASKERİ İŞGAL
Prof. Korkut Boratav, 18 Eylül 2025 tarihli yazısında, Trump’ın ilk başkanlık döneminde Venezuela’da denediği ancak başaramadığı darbe girişimlerini hatırlatarak şu tespitte bulunmuştu:
"Venezuela’daki ikinci karşı-devrim girişimi Trump’ın ilk başkanlık döneminin ürünüdür. Öyle görünüyor ki Trump, yarım bıraktığı bu girişimi artık tamamlamak niyetindedir. Bu kez doğrudan bir askeri operasyon tasarlamaları gözlenmektedir."
Bugün Karakas’a düzenlenen hava saldırıları ve ardından gelen kara harekatı emri, Boratav’ın "doğrudan askeri operasyon" uyarısının birebir gerçekleştiğini ortaya koydu.

İŞGALİN GEREKÇESİ DEĞİŞMEDİ: "NARKO-TERÖR" SUÇLAMASI
Operasyonun ardından ABD kaynakları, saldırıların meşruiyetini Maduro yönetiminin "uyuşturucu kaçakçılığı" yaptığı iddiasına dayandırdı. Son haftalarda ABD donanması, Venezuela açıklarında 30'dan fazla tekneye "uyuşturucu taşıdığı" gerekçesiyle ölümcül saldırılar düzenlemiş ve iki petrol tankerine el koymuştu. Trump, saldırı sonrası yaptığı açıklamada da "teknelerin uyuşturucuyla yüklendiği liman alanının vurulduğunu" belirtti.
Prof. Boratav ise aylar önceki yazısında bu gerekçenin "üretilmiş bir kılıf" olduğunu şu sözlerle anlatmıştı:
"Askeri bir operasyon gündeme gelince, Trump için dahi bir meşruiyet gerekçesi bulunmalıdır. Gerekçenin üretilmesinde güçlük çekilmedi: Uyuşturucu kaçakçılığı... Bu yalan, Venezuela kaynaklarını denetlemeye imkân verecek bir askeri müdahale için emperyalizm tarafından kullanılmaktadır. Irak’taki ‘kitle imha silahları’ gibi uydurmadır."
ASKERİ YIĞINAK VE USS GERALD R. FORD GEMİSİ
Prof. Boratav, yazısında F-35 uçaklarının Puerto Rico’da konuşlandığını ve çıkarma gemilerinin devriyeye başladığını belirterek yaklaşan tehlikeye dikkat çekmişti. Boratav’ın işaret ettiği bu hazırlık süreci, son aylarda USS Gerald R. Ford uçak gemisinin ve çok sayıda savaş gemisinin Karayipler’e konuşlandırılmasıyla zirveye ulaştı.
Boratav yazısında, Eylül ayında 11 kişinin öldürüldüğü tekne saldırısına dikkat çekerek, bunun "kan döken bir operasyonun habercisi" olduğunu vurgulamış ve ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in "Karada, havada, denizde tüm araçlarla hazırız" sözünü alıntılamıştı. Bugün gelinen noktada, o hazırlıkların Delta Force tarafından icra edilen bir "paketleme" operasyonuna dönüştüğü görüldü.
Hocaların Hocası Korkut Boratav Marksist Ekonomi Ödülü’nü aldı!
VENEZUELA YÖNETİMİ: YAŞAM KANITI İSTİYORUZ
Saldırının ardından Venezuela kanadından ilk açıklama Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’den geldi. Devlet televizyonunda konuşan Rodriguez, Nicolas Maduro’nun hayatta olduğuna dair kanıt istediklerini belirterek, "Maduro'nun yerinin derhal açıklanmasını ABD'den talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"REJİM DEĞİŞİKLİĞİ" TAMAMLANDI MI?
Prof. Boratav, analizini "Nüfusu 30 milyon, ama alan olarak Türkiye’den biraz daha büyük bir ülke... Amerika’nın kara, deniz, hava kuvvetleri tarafından işgal edilerek rejimi değiştirilecektir" sözleriyle bitirmişti.
Prof. Boratav’ın ikinci yazıs ise, bugün Karakas’ta yaşananların sadece askeri bir harekat değil, uluslararası hukukun tamamen devre dışı bırakıldığı yeni bir emperyalist stratejinin sonucu olduğunu ortaya koyuyor.
"4500 ASKER İŞGAL İÇİN YETMEZ" UYARISI VE ÖZEL KUVVETLER GERÇEĞİ
ABD’nin Karakas’a düzenlediği saldırıda binlerce askeri sahaya sürmek yerine, nokta atışı hava bombardımanı ve Delta Force (Özel Kuvvetler) operasyonunu tercih etmesi, Boratav’ın aylar önceki "askeri matematik" analizini doğruladı. Boratav, Pentagon’un o dönemdeki yığınağını değerlendirirken şu ifadeleri kullanmıştı:
"Venezuela kıyılarında sekiz savaş gemisi ve 4500 askerden oluşan manevralar başlatıldı. Türkiye’den daha büyük bir ülke olan Venezuela’yı işgal için 4500 asker yetersizdir. Ancak kaynaklar, savaş gemilerinden birinin İHA’lar, helikopterler ve seçkin bir özel harekât birliğine tahsis edildiğini açıkladı."
Boratav, bu hazırlığın "rejim değiştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir operasyonun ön işareti" olduğunu belirterek, bugün Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan "özel harekat" senaryosunu aylar öncesinden öngörmüştü.
SİVİL TEKNELERİN BATIRILMASI: TEHLİKELİ BİR "SAVAŞ DOKTRİNİ"
Operasyon öncesi son haftalarda ABD donanmasının Venezuela açıklarında 30’dan fazla tekneyi batırması, Boratav’ın yazısında "Yeni Savaş Doktrini" olarak tanımlanan sürecin kanlı bir uygulamasıydı. Boratav, Trump’ın "Venezuela sularında artık balıkçı teknesi görmeyeceksiniz" şeklindeki pervasız açıklamalarını hatırlatarak, ABD’li yazar Marc Weisbrot’un şu analizine dikkat çekmişti:
"Trump’ın Venezuela teknelerine saldırısı, yeni bir savaş tanımı yapmaktadır. Başkan, Kongre kararı olmadan uluslararası kartelleri 'Terörist Örgüt' ilan etme yetkisini kendine tanıdı. Bu yetki, sivil teknelerin yargısız infazla batırılması için kullanılıyor."
Boratav, "Güneşler Karteli" ve "Aragua Treni" gibi örgütlerin Maduro ile ilişkilendirilmesinin asılsız olduğunu, hatta Güneşler Karteli'nin hayali bir örgüt olduğunu vurgulayarak, yaşananların "vatandaşlara karşı işlenmiş bir cinayet" olduğunu belirtmişti.
COĞRAFİ İSİMLENDİRMEDE EMPERYALİST BAKIŞ: AMERİKA KÖRFEZİ
Yazıda dikkat çeken bir diğer detay, Trump yönetiminin bölgeyi sahiplenme biçimindeki sembolik değişikliklerdi. Boratav, Meksika’nın doğusu ile ABD’nin güneyini birleştiren Meksika Körfezi için Trump’ın "uygun gördüğü yeni adın" "Amerika Körfezi" olduğunu aktardı. Bu isimlendirme, ABD’nin Latin Amerika’yı ve Karayipler’i artık bir "arka bahçe"den öte, doğrudan "anavatanın (homeland) bir uzantısı" olarak gördüğünün kanıtı olarak sunuldu.
DOMUZLAR KÖRFEZİ'NDEN BUGÜNE: YÖNTEM DEĞİŞİKLİĞİ
Prof. Boratav, analizinde tarihsel bir perspektif sunarak, ABD’nin Latin Amerika’daki rejim değiştirme operasyonlarını hatırlattı. Kennedy dönemindeki başarısız "Domuzlar Körfezi" çıkarmasından sonra ABD'nin genellikle yerli işbirlikçileri (Şili, Arjantin, Brezilya darbeleri) kullandığını belirten Boratav, Trump’ın bu kez doğrudan Pentagon’u devreye sokarak 1960'ların yöntemine, ancak daha yıkıcı bir teknolojiyle geri döndüğünü işaret etti.
BIDEN’IN RUSYA SAPLANTISINDAN TRUMP’IN LATİN AMERİKA HEDEFİNE
Boratav, yazısının sonuç bölümünde ABD dış politikasındaki eksen kaymasını net bir şekilde özetledi. Biden döneminde Rusya ve Çin odaklı politikaların dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirdiğini hatırlatan Boratav, Trump’ın ise rotayı tamamen Amerika kıtasına kırdığını şu sözlerle ifade etti:
"Trump yönetimi Ulusal Savunma Strateji önceliklerini Çin’den Amerika Kıtası’na kaydırdı. Özel odak Latin Amerika’dır. İşgal girişiminin bir savaşa dönüşeceği kesindir.