Halk TV Canlı Yayın
ABD’den Türkiye'ye tehdit dolu mektup
ABD’nin S-400 gerilimi üzerine gönderdiği tehdit içerikli mektup iktidarca suskunlukla geçiştiriliyor. Mektubun üzerinden üç gün geçmesine rağmen iktidar cephesinden tek bir açıklama yapılmadı. Yandaş medya da durumu yumuşatma çabasında.

MEKTUPTA NE VARDI?

Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve S-400 kararlığını kıramayan Amerika, tehditleri işe yaramayınca mektup hamlesi yaptı. Tehdit dolu mektupta çözüm bulunamaması durumunda atılacak adımlar sıralandı.

Milli Savunma Bakanlığı ilk yaptığı açıklamada mektubun geldiğini teyit etti.
"Savunma ve güvenlik konularını kapsayan söz konusu mektupta, mevcut sorunlara stratejik ortaklık çerçevesinde ve kapsamlı güvenlik işbirliğini muhafaza edecek şekilde bir çözüm bulunması yönünde beklenti dile getirilmekte ve görüşmelere devam edilmesinin önemi ifade edilmektedir."

Ardından ayrıntılara ilişkin bir açıklama daha yapıldı.
"Mektupta belirtilen yaptırımlar tamamen Türkiye’nin F-35 Programında çıkarılmasına yönelik ön adımları ve planlamayı kapsamakta"

Amerikan Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, Milli Savunma Bakanı Hulusü Akar'a iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik konularını kapsayan bir mektup gönderdi. Shanahan mektubunda, mevcut sorunlara stratejik ortaklık çerçevesinde çözüm bulunması ve görüşmelere devam edilmesi talebinde bulundu.

Shanahan, S-400'den vazgeçilmemesi durumunda atılacak adımları Akar'a iletti.

Mektupta, Eglin Hava Üssünde F-35 eğitimleri devam eden 42 Türk Hava Kuvvetleri personelinin 31 Temmuz itibariyle üslerden ayrılmasının isteneceği ifade edildi. F-35 eğitimi için kasım ayına kadar Amerika'ya gitmesi beklenen 34 Hava Kuvvetleri personelinin de seyahatlerinin iptal edileceği mektupta bildirildi. Ayrıca, 12 Haziran'da F-35 ile ilgili yapılacak üst düzey toplantıya Türk yöneticilerin davet edilmemesinin değerlendirildiği vurgulandı. Türk şirketlerine parça üretimi konusunda sipariş verilmeyeceği kaydedildi. Mektupta, Türk şirketlerinin mevcut işlerinin alternatif kaynaklara yönlendirileceği ifade edildi.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 alması kararına tepki gösteren Amerika, en son S-400'lerin alınması halinde Türkiye'ye F-35'lerin verilmeyeceği tehdidini savurmuştu. Türkiye, 2002'de üretim ortağı olduğu F-35 Müşterek Taarruz Uçağıdan 100 adet almayı planlıyor. Şu ana kadar 4 F-35 uçağının mülkiyeti Türkiye'ye verilmişti. Ayrıca bu uçakların uçuş eğitimleri Amerika'da devam ediyor.

JOHNSON MEKTUBU'NDAN 55 YIL SONRA TÜRKİYE'YE AĞIR S-400 TEHDİDİ

Türkiye’nin Rusya ile S-400 hava savunma sistemi alım anlaşmasına karşılık ABD’nin 6 Haziran’da gönderdiği tehdit içerikli mektup, iktidar kanadının sessizliğiyle geçiştiriliyor. 6 Haziran’da gönderilen mektuba 9 Haziran (dün) itibariyle tek bir resmi karşılık verilmedi. Yandaşlar da durumu yumuşatma gayretinde.

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a gönderdiği mektup, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın almasının F-35 savaş uçaklarının teslimatının engellenmesinin yanı sıra ekonomik sonuçlar da yaratacağını belirtiyordu. Türkiye’nin ortağı olduğu F-35 savaş uçağı projesinden çıkarılacağı belirtilen mektupta 12 Haziran’da yapılacak F-35icra kurulu toplantısına Türkiye’nin katılımının iptal edildiği de bildirildi. Shanahan ayrıca ekonomik yaptırımların da Türkiye’yi beklediğini net biçimde ifade etti.

ABD’nin, 1964 yılında Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi gündemdeyken gönderdiği Johnson Mektubu’na üslubu, sertliği ve yaptırım uyarısı bakımında benzetilen mektubuna karşılık iktidar cephesi sessizliğini koruyor.

TEK AÇIKLAMA ‘YETKİLİLER’DEN

Türkiye’den ABD’nin tehdit dolu mektubuna verilmiş sayılabilecek tek karşılık, Hürriyet’ten Uğur Ergan’ın ‘Türk yetkililer’e dayandırdığı haberindeki ifadeler oldu. Ergan’ın haberine göre ‘yetkililer’, Türkiye’nin S-400 alımı konusundaki pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Mektubun üzerinden 3 gün geçmesine rağmen Türkiye’den konu hakkında bu açıklama dışında herhangi bir açıklama yapılmış değil.

BBC’ye isim vermeden konuşan üst düzey bir Türk diplomat ise, ‘Ankara’nın istese bile S-400 anlaşmasından geri atması için artık çok geç olduğu’ görüşünü savundu.

YANDAŞLARA YUMUŞATMA GÖREVİ

İktidar kanadındaki sessizlik yandaş medyada da karşılığını buluyor. AKP’ye yakınlığıyla bilinen Akşam gazetesi söz konusu mektubu, “Pentagon’dan Akar’a stratejik çözüm mektubu” başlığıyla haberleştirirken, Akşam ise tehdit dolu mektubu “ABD’nin mektubunda çözüm beklentisi var” ifadeleriyle haberleştirdi.

AKP’deki Pelikan ekibinin etkin olduğu Sabah gazetesi de ABD’nin mektubuna dair tek satır habere yer vermedi. Konuyu sadece gazetenin başyazarı Mehmet Barlas köşesine taşırken, “ABD ölçüyü kaçırıyor” demekle yetindi.

Yandaşlar içinde mektuba tepki gösteren iki gazete ise Yeni Şafak ve Diriliş Postası. Dış politika konularını yakından takip eden iki gazete de mektubu tehdit olarak değerlendirdi ancak konuyu genişletmekten kaçındı. Yeni Şafak, muhalefetin ‘dış düşmanlar’la hareket ettiğini söyleyerek mektubun vehametini perdelerken Diriliş Postası da haberi ‘tehdit’ diye vermekle yetindi.

BAŞKAN ÇÖZEBİLİR Mİ?

Erdoğan ile Trump’ın Haziran sonunda Japonya’da yapılacak G20 Liderler Zirvesi’nde iki görüşme yapma ihtimali var. Ancak konu resmi bir mektuba döküldüğü için ABD devletinin bu tavrından, başkanlar düzeyinde bir görüşme olsa dahi, geri adım atması beklenmiyor.

Türkiye’nin giderek sertleşen ABD tavrına karşılık Rusya’ya kaparo ödemişken, defalarca da anlaşmadan vazgeçilmeyeceği açıklamaları yapmışken gelinen aşamada nasıl bir tavır sergileyeceği merakla bekleniyor.

İKTİDAR ORTAKLARI NE DEMİŞTİ?

S-400 gerilimi hakkındaki son açıklamasını 4 Haziran’da yapan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Burada bizim yaptığımız bir anlaşma var, kararlılığımız var. Buradan geri adım atmak gibi bir şey söz konusu değil” demişti.

AKP’nin Cumhur İttifakı’ndaki ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, 23 Mayıs tarihli açıklamasında S-400’lere dair tartışmalara değinmiş, “Türkiye’nin iradesine kilit vurmaya teşebbüs eden, bağımsızlık azmini kırmak için tevessüle yeltenen kim olursa olsun tarihi bir hatanın, vahim bir yanlışın, bedeli çok yüksek olacak bir skandalın faili olacaklardır” ifadelerini kullanmıştı.