Ne kavun, ne kayısı, ne de patlıcan: And Dağları'ndan gelen şifa deposu meyve Pepino
Anavatanı And Dağları olan egzotik pepino meyvesi, yüksek besin değeri ve yüzde 92'lik su oranıyla adeta şifa dağıtıyor. Ege ve Akdeniz kıyılarında üretimi mümkün olan bu özel lezzet, bağışıklığı baştan aşağı yeniliyor.
Anavatanı And Dağları olan ve 1200 ile 2700 metre yükseklikte yetişen egzotik pepino meyvesinin yüzde 92 su oranıyla tam bir şifa deposu.
Yetiştirilmek için Ege ve Akdeniz kıyılarına göz diken bu meyve, lezzeti ve yüksek besin değeriyle tüm bildiklerimizi unuttturuyor.
Patlıcangiller familyasına ait olan pepino, dışarıdan bakıldığında kavunu andırsa da aslında domates ve patlıcan ile akrabalık taşıyor.
Anavatanı Peru, Kolombiya ve Bolivya olan bu meyvenin tanesi, 100 ile 300 gram arasında.
Aşırı sulamadan kaçınılarak yetiştirilen bitki, bünyesinde barındırdığı yüksek C vitamini ve potasyum ile bağışıklık sistemine destek oluyor.
İçerdiği özel bileşenler sayesinde yaşa bağlı görme kayıplarını engellerken, kan basıncını düzenleyip bağırsak sağlığını da koruma altına alıyor.
Meyvenin dokusu yumuşak ve armuda benzer bir yapı sunuyor.
Tat olarak ise kavun ve salatalık melezi bir lezzet verirken, kesildiğinde vanilya ve bal aromaları yayıyor.
Pepino sadece taze olarak değil, ızgara etlerin yanında garnitür, sos, hatta zencefil ile harmanlanarak reçel olarak da tüketilebiliyor.
Olgunlaşmamış yeşil meyveleri ise doğrudan salatalara doğranabiliyor.
Eylül ile Aralık ayları arasında hasat edilen bu meyveyi yetiştirmek son derece basit.
Yüksekliği yaklaşık 1 metreye ulaşan çalı formundaki bitki, günde en az 6 saat güneş istiyor.
Soğuğa karşı son derece hassas olan bitki, saksılarda ve balkonlarda rahatça büyütülebiliyor.
Dalından kesilen 10 santimlik bir çeliğin toprağa dikilmesiyle kolayca çoğaltılabiliyor.
Türkiye'de özellikle don olaylarının yaşanmadığı Ege ve Akdeniz bölgeleri yetiştiricilik için biçilmiş kaftan sayılıyor.