Van Gölü'ne bakan 2 bin 300 metrelik zirvede büyük keşif: Kef Kalesi'nin sırrı çözülüyor
Süphan Dağı eteklerinde 2 bin 300 metre yükseklikteki Kef Kalesi'nde yürütülen kazılar, Urartu dönemine dair çarpıcı bulgular sundu. Doç. Dr. İsmail Coşkun, kalenin askeri rolünün yanında dini bir merkez de olabileceğini belirtti.
Bitlis'in Adilcevaz ilçesindeki Kef Kalesi'nde sürdürülen kazılarda bulunan seramikler, boncuklar ve kül tabakaları, kalenin askeri işlevinin yanı sıra dini tören merkezi olarak da kullanıldığına işaret ediyor.
Süphan Dağı eteklerinde, Van Gölü seviyesinden 2 bin 300 metre yükseklikteki Kef Kalesi'nde yürütülen arkeolojik kazılar Urartu dönemine ait yeni bulguları gün yüzüne çıkardı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni ve desteğiyle sürdürülen çalışmalarda mimari kalıntıların yanı sıra işaretli seramikler, boncuklar ve yangın izleri tespit edildi.

8 SÜTUNLU SALON VE GİZLİ ODALAR
Kaleyi Urartu Kralı 2. Rusa döneminde Adilcevaz, Malazgirt Ovası ve Van Gölü'ne hakim bir volkanik tepe üzerine inşa ettirmişti. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Coşkun başkanlığındaki ekip, geçen yıl ortaya çıkarılan 8 fil ayağının bulunduğu salonu bu yıl taban seviyesine kadar temizledi.

Ekip salonla bağlantılı depolama odası ve mutfak alanını da gün yüzüne çıkardı. Kazılarda bulunan boncuklar ve üzerinde çivi yazısı taşıyan seramik parçaları üzerindeki okuma çalışmaları sürüyor.
Kazı verileri kalenin büyük bir deprem sonrasında çıkan yangınla kullanım dışı kaldığını ortaya koydu. Kül tabakaları ve tahrip izleri bu senaryoyu doğruladı.

"EKSİK PARÇA DİNİ İŞLEV OLABİLİR"
Kazı ekibinde arkeologların yanı sıra jeolog, sanat tarihçisi, antropolog ve din tarihçileri de görev alıyor. Doç. Dr. Coşkun, kalenin bilinen askeri ve idari rollerinin ötesinde bir işleve de sahip olabileceğine dikkat çekti.

Doç. Dr. İsmail Coşkun, "Burası, Türkiye'de kazı yapılan en yüksek rakımlı alanlardan biri. Elde ettiğimiz veriler, kalenin askeri ve idari işlevlerinin yanı sıra dini bir işleve de sahip olabileceğini gösteriyor. Burada dinsel törenlerin gerçekleştirildiğini değerlendiriyoruz" diyor.
Elde edilen bulguların hem Bitlis'in hem de Adilcevaz'ın tarihsel öneminin daha iyi anlaşılmasına katkı sunması bekleniyor.
(AA)
Geçmişi tarih öncesine dayanıyor: UNESCO listesine giren 81'inci kültür varlığımız oldu