Ümit Özdağ'dan iktidara: Türk halkını ihraç etmedikçe bu seçimi kaybedersiniz!
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, muhalefete "düşman ceza hukuku" uygulandığını belirterek iktidara seslendi. Özdağ, "Türk halkını ihraç edip yerine başkasını getirmedikçe bu seçimi kaybedersiniz!" dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında KKTC'deki gemi kazasından CHP'deki sunum iddialarına, stadyumlardaki taraftar baskılarından ekonomi ve dış politikaya kadar gündemdeki tüm gelişmeleri değerlendirdi. Yargı kararları ve siyasi mühendislik girişimleri üzerinden muhalefetin hedef alındığını belirten Özdağ, iktidara seslenerek şunları kaydetti:
"Yargıtay Başkanı'nın yapmış olduğu uyarıdaki durum gerçektir; düşman ceza hukukuyla muhalefet baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde anlatıldığı gibi hikâyelerle, siyaset mühendislikleriyle, partiler kapatılarak, baskı yapılarak siyaseti şekillendirebileceklerini zannediyorlar. Ama Türk halkını ihraç edip yerine başka halk getirmedikçe bu seçimi kaybedersiniz!"
Konuşmasında Merkez Bankası'nın tek haneli enflasyon hedeflerine karşılık Hazine'nin yüzde 41 bileşik faizle borçlandığını, telefon ve otomobildeki ağır vergi yükünü, 40 bin liralık açlık sınırına karşın emekli aylıklarının yetersizliğini ve Şam Büyükelçisi'nin açıkladığı sığınmacı verilerini sıralayan Özdağ; Amedspor maçları öncesinde tribün liderlerine yönelik tehdit iddialarını, terör örgütüyle yeni bir müzakere yürütüldüğü iddialarını ve İsrail ile Yunanistan arasındaki 3 milyar avroluk "Ahil Kalkanı" askeri anlaşmasını da gündeme taşıdı. Toplantının sonunda Melih Gökçek ve Ahmet Davutoğlu hakkındaki soruşturmalarda işletilen hukuki süreç ile muhalif isimlere uygulanan gözaltı yöntemleri arasındaki çelişkiye işaret eden Özdağ; ekonomik buhran, sığınmacı tablosu ve yargıdaki farklı muameleler karşısında iktidarın siyaset mühendisliklerinin sonuç vermeyeceğini ve sandıkta kaybedeceğini ifade etti.
"21. YÜZYILDA TÜRKİYE İLE KKTC ARASINDA GEMİ BATAR MI YA?"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açıklarında yaşanan deniz kazasına değinerek başlayan Özdağ, şunları söyledi:
"Bu hafta milletçe üzüntülü bir haberle başladık haftaya. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde vahim bir deniz kazası gerçekleşti ve birçok can kaybı oldu. Böyle bir gemi kazasının gerçekleşmesi bile başlı başına nasıl büyük bir ihmaller dizisinin olduğunu gösteriyor. 21. yüzyılda Türkiye ile KKTC arasında gemi batar mı ya? Evet, battı ve birçok insan hayatını kaybetti."
"ATATÜRK HAYATTA OLSAYDI SİZİ KURŞUNA DİZDİRİRDİ"
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yapılan bir sunum hakkında Özdağ şunu söyledi:
"Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde yapılan bir toplantıda il başkanlarına ve belediye başkanlarına bir sunum yapılıyor Türkiye'nin geleceği ile ilgili. Ve bu sunumda bir gelecek planı olarak Türkiye'de dört partinin kalacağından bahsediliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin böyle istediği, iktidarın böyle istediği söyleniyor. Ondan sonra da bu sunumu yapan heyet Cumhuriyet Halk Partisi'nin Atatürk'ün partisi olduğunu söylüyor. Atatürk hayatta olsaydı sizi kurşuna dizdirirdi arkadaşlar. Onun kurmuş olduğu bağımsızlık anlayışı zemininde, millilik anlayışı zemininde şekillenmiş Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyeti kuran partiyi getirdiğiniz nokta; Amerikan planlarının tartışıldığı ve bunlar üzerinden siyasi hesaplar yapıldığı bir nokta. Doğrusu utanç verici. Ben Cumhuriyet yurttaşı olarak sizin adınıza utanarak okudum haberleri."
MUHARREM İNCE'YE SERT SÖZLER: İSTERSENİZ O KONULARA HİÇ GİRMEYİN SİZ ÜZÜLÜRSÜNÜZ
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce'nin açıklamalarına değinen Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
"Bu CHP'ye geri dönmüş olan Muharrem İnce de bir açıklama yapmış ve demiş ki: 'Ümit Özdağ benden daha fazla para harcadı siyasette. Ve parti kurmak, turşu kurmak değildir.' Evet Muharrem Bey, parti kurmanın çok ciddi bir iş olduğunu biz biliyoruz ama parti kurmak ciddi bir iş olduğu kadar, insanın kurduğu partiden kaçmaması da ciddi bir iştir. Binlerce insanı partilerinden ayırıp çocuklarının nafakalarına il ve ilçe binaları kurdurup, genel merkez kurdurup, ondan sonra kendi kişisel kariyeriniz için kurduğunuz partiden kaçıp kendinize başka bir siyasi partide eğer kariyer ararsanız; doğrusu bunu ne millete ne tarihe anlatırsınız. Kimin daha fazla para harcadığına gelince; isterseniz o konulara hiç girmeyin, siz üzülürsünüz. Bizim Zafer Partisi olarak bütün hesaplarımız devletin denetimindedir. Ne harcadığımız, ne harcamadığımız ortadadır. Evet, daha fazlasını harcamak isterdik tabii ki, olmadığı için harcayamıyoruz. Biz öğrencilerin bağışlarıyla, memurların, esnafın bağışlarıyla çalışmalarımızı 5 yıldan beri sürdüren bir partiyiz ve öyle de olmaya, kimseye de borçlu olmamaya devam edeceğiz."
"YARGITAY BAŞKANININ MEVCUT HUKUK ANLAYIŞI İLE İLGİLİ YAPABİLECEĞİ EN AĞIR ELEŞTİRİ BUDUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM"
Adli yıl açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez'in sözlerini aktaran Özdağ, şöyle konuştu:
"Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez bir konuşma yaptı ve konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz' cümlesiyle bitirdi. Herhalde bir Yargıtay başkanının mevcut hukuk anlayışı ile ilgili yapabileceği en ağır eleştiri budur diye düşünüyorum. Bu konu üzerinde bütün yargı unsurlarının da düşünmesi gerektiği fikrindeyim."
"FUTBOL SEYİRCİSİ ABDULLAH ÖCALAN'A KÜFRETTİ DİYE İÇERİ Mİ ALINACAK?"
Amedspor'un maçlarının ardından yaşanan tartışmalara ve emniyette tribün liderleriyle yapılan görüşmelere değinen Özdağ, şu açıklamada bulundu:
"Amedspor denilen takımın PKK terör örgütü tarafından aleni bir şekilde destekleniyor olması ve Amedspor kulüp yönetimi içerisinde örgüt sempatizanlarının varlığı ve bu spor kulübünün sosyal medya hesabından Türk milletini incitici paylaşımların yapılmasıdır. İktidar, Amedspor ve Amedspor seyircisinden kaynaklanan tahrikleri kontrol altına almak yerine İstanbul'da önce emniyete İstanbul'daki büyük futbol takımlarının amigolarını çağırmış ve emniyette, gazeteci Erdem Atay'ın paylaştığı bilgiye göre amigolar tehdit edilmişler. 'Abdullah Öcalan aleyhine tezahürat yaparsanız, sizi organize suçtan içeri alırız' demişler. Gelmiş olduğumuz nokta hayret verici olmanın ötesindedir. PKK terör örgütünün mensupları hapishanelerden serbest bırakılırken, vatansever futbol seyircisi organize suç örgütü mensubu olmaktan, Abdullah Öcalan'a küfretti diye içeri mi alınacak? Keza İstanbul Valisi de spor kulüplerinin yöneticileriyle bir toplantı yaparak aynı doğrultuda baskılarda bulunmuş."
"VAN'DAYSA VAN'A, HAKKÂRİ'DEYSE HAKKÂRİ'YE, EDİRNE'DEYSE EDİRNE'YE! "
Kamu bankalarının kredi politikalarını ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın açıklamalarını eleştiren Özdağ, şunları söyledi:
"Kamu bankalarının genel müdürleri açıklama yaparak 'Yurt dışından gelen kredileri Diyarbakır'da kullanacağız' diyorlar. Futbol Federasyonu Başkanı futbol hakemlerine 'Pozisyonları Amedspor lehine yorumlayın' diyor. Kamu kurumlarının genel müdürleri, bankaların genel müdürleri 'Kredileri Diyarbakır'da kullanacağız' diyor. Bu nasıl bir iş? Futbolu kim iyi oynuyorsa o kazansın! Neden Galatasaray, Beşiktaş, Bursaspor, Samsunspor, Trabzonspor lehine hakemler yorumlama yapmayacaklar da Amedspor lehine yapacaklar? Diyarbakır'da eğer bu kredileri harcamak ekonomik olarak rasyonelse Diyarbakır'daki firmaya verin. Ama ekonomik olarak rasyonel değilse; nerede rasyonelse oraya verin. Van'daysa Van'a, Hakkâri'deyse Hakkâri'ye, Edirne'deyse Edirne'ye! Sizin işiniz siyaset yapmak değil; milletin parasını milleti zarara sokmayacak şekilde harcamaktır."
"ZANNEDİYORSUNUZ Kİ BU MİLLET BUNA SONUNA KADAR MÜSAADE EDECEK"
"Tuncer Bakırhan'ın Alevi Bektaşi kardeşlerimize küstahça saldırmaya başladığını görüyoruz. Tuncer Bakırhan, sen kimsin ya? Sen kimsin de Alevi Bektaşileri böyle aşağılıyorsun? Süleyman Aydın, PKK'nın ilk şehit ettiği Türk askeri Erzincanlı bir Alevi Türkmen evladıydı. Sizin elinizde Alevilerin, Bektaşilerin, Türklerin, Zazaların, Kürtlerin, herkesin kanı var! 15 Ağustos'ta sözde kutlamalar yaptınız. Zannediyorsunuz ki bu millet buna sonuna kadar müsaade edecek. Yok! Bu sandık sonunda gelecek ve siz o sandıkta ağır bir dayak yiyeceksiniz milletten."
"BİR KENDİNİZE TELEFON ALIYORSUNUZ BİR DE HÜKÜMETE"
Ekonomik verilere, vergi oranlarına ve sığınmacı sayılarına ilişkin açıklamalarda bulunan Özdağ, şu verileri paylaştı:
"Bu hafta 2024 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamı yüzde 2.3 diye açıklandı. Bu büyümenin ne kadar yavaş ve yetersiz olduğunu gösteren bir rakam. Üstelik bu rakamı büyüten sadece tarım sektöründeki durum. Geçen sene dondan dolayı rekolte düşüklüğü yaşanmıştı, şimdi baz etkisinden dolayı tarımda yükselme varmış gibi görünüyor. Tüketim, yatırım yavaşlamış durumda, sanayi gittikçe zayıflıyor ve ihracatta da düşüş devam ediyor. Resmi rakamlara göre bile 56 aydır enflasyon yüzde 30'un üstünde seyrediyor. Atıl işgücü oranı resmi rakamlara göre yüzde 30.6'ya çıkmış durumda.
Resmi rakamlara göre 2021 yılında Türkiye'de 3 milyon 725 bin Suriyeli sığınmacı vardı. Biz de aynı sene diyorduk ki Türkiye'de kayıtlı ve kayıtsız toplam 7 milyon Suriyeli var. Bu hafta Türkiye'nin Şam Büyükelçisi açıkladı: '2011'den bu yana Türkiye içerisinden 15 milyon Suriyeli geldi geçti. En üst noktada olduğu zaman da 6 milyon Suriyeli vardı' dedi. İşte resmi rakamlar böyle rakamlar.
Açlık seviyesinin 40 bin lira olduğu bir ülkede dul ve yetimler 16 bin lira, emekliler 23 bin 500 lira alıyorlarsa aç kalıyorlar demektir. Bir telefon alıyorsunuz 65 bin lira, telefon için ödediğiniz vergi 67 bin lira. Bir otomobil alıyorsunuz 1 milyon 200 bin lira, siz 1 milyon 557 bin lira vergi ödüyorsunuz. Yani bir kendinize alıyorsunuz telefon, bir de hükümete alıyorsunuz. Bir kendinize araba alıyorsunuz, bir de hükümete araba alıyorsunuz. Toplanan vergilerle ancak borçların bir kısmını ve cari giderleri ödeyebiliyoruz. Borcu borçla finanse ederek devam ediyorlar."
"DÜŞMAN CEZA HUKUKUYLA MUHALEFET BASKI ALTINA ALINIYOR"
Merkez Bankası verileri ile Hazine faizlerini karşılaştıran ve siyasi mühendislik girişimlerine değinen Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
"Merkez Bankası açıklama yapıyor: '2026 sonunda enflasyon yüzde 28'e düşecek, 2027'de yüzde 15'e, 2028'de yüzde 9'a ve orta vadede yüzde 5'e düşecek.' Merkez Bankası değil, 'Alice Harikalar Diyarında' masalları. Keşke böyle olsa! Ama öte yandan Hazine'ye bakıyorsunuz; iç borçlanma ihalesi yapıyor ve 19 ay vadeli iç borçlanma yıllık bileşik faizine yüzde 41 veriyor. 5 yıl vadeliye yüzde 39, 9 yıl vadeliye yüzde 35 veriyor. Yani Hazine, Merkez Bankası'na inanmıyor. Başka hiçbir veriye gerek yok. Sadece Merkez Bankası'nın bu açıklamasını alın, Hazine'nin bu açıklamasıyla karşı karşıya koyun; Türkiye ekonomisinin ne durumda olduğunu görürsünüz."
Seçimler yaklaşıyor ya, vaatler havada uçuşacak: 'Kredi faizlerini düşüreceğiz, maaşları artıracağız...' Nereden yapacaksınız bunu, AKP hazinesinden mi? Yok. Alacağınız yeni borçlarla, satacağınız son milli servetle. Ama Allah'a şükürler olsun ki seçimlerden sonra bunlar sizin derdiniz olmayacak, bizim derdimiz olacak. Çünkü bunlar gidiyor!
Evet, Yargıtay Başkanı'nın yapmış olduğu uyarıdaki durum gerçektir. Düşman ceza hukukuyla muhalefet baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde anlatıldığı gibi hikâyelerle, siyaset mühendislikleriyle partiler kapatılarak, baskı yapılarak siyaseti şekillendirebileceklerini zannediyorlar. Ama Türk halkını ihraç edip yerine başka halk getirmedikçe bu seçimi kaybedersiniz kardeşim!"
"PKK SİLAH BIRAKMAYACAK, SİLAHLARIN YERİNİ DEĞİŞTİRECEK"
Terörle müzakere iddiaları ile İsrail-Yunanistan savunma anlaşmasını değerlendiren Özdağ, şunları söyledi:
"2014'te Dolmabahçe'de yapılan ve buzdolabına konulan 10 maddelik mutabakatın şimdi buzdolabından çıkartılıp uygulamaya sokulduğunu görüyoruz. Öcalan'a 'silahsızlanma ve stratejik koordinasyon alt komisyonunun sözde başkanlığı' verilecekmiş. Adaya ayrı bir çalışma ofisi hazırlanıyor ve Öcalan devlet misafiri konumuna getiriliyor. PKK silah bırakmayacak; silahlarını Suriye'de ve İran'da PJAK yapılanması içerisindeki unsurlara kaydıracak. İran'da çıkacak Amerikan-İsrail destekli iç çatışmada mevzilenmek üzere hazırlanıyorlar. MİT ve TSK görevlilerinin alacağı silahlar göstermelik olmanın ötesine asla geçemez.
Eski Emniyet Müdürümüz Mahmut Karaaslan aramızda. Doğu ve Güneydoğu'daki gelişmelerin hiç umut verici olmadığını, devletin yanında duran yurttaşlarımızın PKK ve DEM baskısıyla kendilerini terk edilmiş hissettiklerini ifade ediyor. Bunu sadece biz söylemiyoruz; Erdoğan'a bağlı eski Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan da 'PKK'nın silahla yapamadıklarını şimdi siyaset yoluyla yapma durumuna ulaştığı' tespitini yapıyor ve uyarıyor. Şamil Tayyar'ın açıklamalarını görüyoruz. AKP'ye, MHP'ye oy veren yurttaşlar da bu gelişmelerden rahatsız.
İsrail'le Yunanistan arasında 3 milyar avro bedelli 'Ahil Kalkanı' hava savunma kalkanı ve komuta kontrol sözleşmesi yapıldı. Yunanistan yanında kim olursa olsun Türkiye'yi askeri olarak yenme imkânına sahip olamaz. Atina'ya sesleniyoruz: Maceraya girmeyin! Netanyahu'ya da sesleniyoruz: Bu yapmış olduğun düşmanlığın Arap ülkelerine yaptığından çok büyük farkları olacağını sana Türk ordusunu tanıyan Amerikalı uzmanlar anlatsınlar. Çevrendeki ülkeleri kana boğarak huzur içinde yaşayamazsın. Türkiye, Netanyahu'ya çok büyük gelir."
MELİH GÖKÇEK VE AHMET DAVUTOĞLU SORUŞTURMALARI
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özdağ, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yurt dışına para aktarma suçlamasıyla başlatılan soruşturma ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle açılan resen soruşturmaya dair şunları söyledi:
"Gökçek'le ilgili soruşturmanın sonuçlarını görmem lazım. Sabah erken saatlerde evine baskın yapılsaydı ve gözaltına alınıp Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürülseydi o zaman bunu anlardık; muhalefete uygulanan hukukla bir fark olmadığını söylerdik. Ama 'Vaktiniz olursa cuma günü şu saatte gelin...' Başlangıçta bir farklılaşma görülüyor. Bunun şekilsel mi oksa içerik açısından da mı olacağını soruşturma sonunda göreceğiz."
Gelelim Ahmet Davutoğlu ile ilgili soruşturma açılmasına; merakla şimdi izleyeceğim. Beni lokantada yemek yerken yüzlerce polisle gözaltına almışlardı. Ahmet Bey'i de lokantada yemek yerken veya bir başka yerde yüzlerce polisle gözaltına mı alacaklar, yoksa Ahmet Bey de olması gerektiği gibi davet üzerine gidip ifade mi verecek?
İktidarın Suriyeli çarpıtması ortaya çıkınca Ümit Özdağ bir kez daha meydan okudu