Kapadokya'da üzerinde gizemli semboller olan 9 bin yıllık ok uçları bulundu
Kapadokya Tepecik-Çiftlik'teki kazılarda 9 bin yıllık 11 yeni obsidyen ok ucu çıkarıldı. Çakmak taşıyla kasıtlı işlenen sembolik işaretli ok ucu sayısı 54'e ulaştı
Kapadokya'daki Tepecik-Çiftlik yerleşiminde sürdürülen kazılarda 9 bin yıllık gizemli işaretler taşıyan 11 yeni obsidyen ok ucu tespit edildi. Araştırmacılar Alice Vinet ve Denis Guilbeau tarafından yapılan incelemeler bölgedeki toplam ok ucu sayısını 54'e çıkarırken, Neolitik dönem topluluklarının sembolik geleneklerine dair ezber bozan ipuçları sundu.

KAPADOKYA'DA BİNLERCE YILDIR ÇÖZÜLEMEYEN SIR
Neolitik döneme ait MÖ 7100 ile 5800 yılları arasına tarihlenen buluntular üzerindeki kasıtlı kazıma izleri ile dikkat çekiyor. Bin yıldan uzun süre uygulanan bu özel gelenek bilim insanları tarafından henüz tam olarak çözülemedi.
Yapılan mikroskobik analizler bu çiziklerin rastgele üretim kazası olmadığını net olarak ispatladı. Tasarımları oluşturmak için son derece nadir bulunan çakmak taşları kullanıldı.

ÇAKMAK TAŞIYLA ÖZEL OLARAK İŞLENDİ
Mikroskobik incelemeler çiziklerin bir üretim kazası olmadığını tam aksine kasıtlı bir tercihle yapıldığını kanıtladı. Bölgedeki taş yongaları içinde bulunma oranı sadece yüzde 1 olan nadir çakmak taşları kullanılarak obsidyen yüzeyler kazındı. En karmaşık desende 3 kareyi birleştiren hat için en az 20 darbe vurulduğu saptandı.

BİN YILDAN UZUN SÜREN GİZEM
Arkeolog Kathryn Ataman tarafından 1980'lerde öne sürülen hipoteze göre bu çizgiler birer avcı işareti niteliği taşıyor. Avcıların öldürdükleri hayvan üzerinde hak iddia etmek ya da kendi kimliklerini göstermek amacıyla bu markalamayı yaptığı değerlendiriliyor.
Ancak bu özel işaretler İç Anadolu dışında hiçbir bölgede karşımıza çıkmıyor. Kapadokya obsidyeni Güney Levant bölgesine kadar ihraç edilmesine rağmen kazınmış ok uçları sadece yerel yerleşimlerde bulunuyor.

MEZARLARDAN ÇIKACAK BULGULAR BEKLENİYOR
İşaretli ok uçlarının evlerin içinde bulunması doğrudan özel bir ritüel kullanımına dair kesin kanıt sunmuyor. Binden fazla yıl boyunca toplumsal değişimlere rağmen korunan geleneğin standart bir yazı sistemine dönüşmediği düşünülüyor.
Araştırma ekibinden Alice Vinet ve Denis Guilbeau çiziklerin sabit bir sembol sistemine evrilmediğini vurguluyor. Bilim insanları nihai cevaba ulaşabilmek için insan mezarlarından çıkacak yeni buluntuları bekliyor.
Uzaydan geldiği kanıtlandı: Demir çağından önce takılarında kullanmışlar