İstanbul'da 170 deprem ters köşe mi yaptı? Prof. Dr. Osman Bektaş'tan korkutan soru
Adalar'da peş peşe kaydedilen 170 mikrodeprem "Enerjiyi boşalttı mı?" tartışması sürerken Prof. Dr. Osman Bektaş ezber bozdu: Derindeki sessiz kayma, kırılgan üst kabuğa daha büyük bir gerilim aktarıyor olabilir mi?
İstanbul Adalar açıklarında peş peşe kaydedilen 170’i aşkın mikrodeprem, kentin deprem güvenliği ve yapı stokunun dayanıklılığı tartışmalarını yeniden en kritik gündem maddesi haline getirdi. Yer bilimciler hareketliliğin derin deformasyon transferi mi yoksa olağan bir arka plan sismisitesi mi olduğu konusunda teknik verileri açıklarken, gözler afet yönetimi ve yapı güvenliğindeki sorumluluklara çevrildi.
PROF. DR. BEKTAŞ: DERİNDEKİ HAREKET ÜST KABUĞA GERİLME AKTARIYOR OLABİLİR
Adalar Fayı'ndaki sismik hareketliliğe ilişkin 21 Ağustos sabahı değerlendirmelerde bulunan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, fayın derinliklerindeki hareketin mekanizmasına dikkat çekti. Bektaş, San Andreas ve Kuzey Anadolu Fayı (KAF) benzerliğine değinerek, "Fayların babaları ve oğulları: San Andreas ve KAF benzerlikleri ile kardeştirler. 17 km derinde kilitlenme ile 7'den büyük deprem üretirler. Çocukları San Jacinto ve Adalar Fayları da benzer özellik gösterirler; ancak 10 km derinde sığ kilitlenip 6-7 arası deprem üretirler." tespitinde bulundu.
Adalar Fayı'nın yaklaşık 10 kilometre derinindeki hareketin, küçük depremlerle deformasyonun bir bölümünü tüketiyor olabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Adalar Fayının Gizemi: Fayın yaklaşık 10 km derinindeki hareket, küçük depremlerle deformasyonun bir bölümünü tüketiyor olabilir. Yani fayın derin kısmı 'sessizce kayıyor', üstteki kırılgan bölüm ise gerilim biriktiriyor. Buna karşılık 1999 M7,4 İzmit Depremi yaklaşık 17 km derinlikteki kilitli fay kesiminde meydana geldi. Belki de fark burada: Adalar Fayı derinden sürünüyor, İzmit Fayı ise daha derinden kilitliydi. Bu, 1963 Adalar Depremi ve 2025 Silivri depremlerinin neden M7'nin altında kaldığını açıklayabilecek önemli bir ipucu olabilir." ifadelerini kullandı.
Aktivitenin fay düzlemi boyunca yayılımını da teknik olarak analiz eden Bektaş, şu değerlendirmeyi aktardı:
"Adalar Fayı derinden sürünmeye devam ediyor mu? Adalar Fayı üzerinde başlayan derin mikrodeprem aktivitesinin bir gün içinde fay düzlemi boyunca ve çevresindeki bloklara doğru genişlemesi dikkat çekici. Derin depremlere 10 km’den daha sığ mikrodepremlerin eşlik etmesi, alt kesimdeki olası sürünmenin (creep) üstteki deprem üreten kabuğa gerilme aktarabileceği olasılığını gündeme getiriyor. Yani bu aktivite yalnızca 'enerji boşalması' değil, daha büyük deprem üretebilecek derin deformasyonun üst kabuğa aktarımı açısından da izlenmeli."
AFAD BİLİM KURULU: FAYIN YALNIZCA 7 KİLOMETRELİK KISMI HAREKETLİ
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri ise 20 Ağustos tarihinde yaptıkları açıklamalarda sahadaki sismik verilerin detaylarını kamuoyuyla paylaştı.
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, sahadaki sismik verilerin fayın tamamı hakkında kesin hüküm vermek için tek başına yeterli olmadığını belirtti. Deprem dağılımının teknik ayrıntılarını paylaşan Aktuğ:
"Depremlerin fay doğrultusu boyunca dağılımını incelediğimizde zamana bağlı bir korelasyon görmüyoruz; yani depremsellik fay boyunca ilerlemiyor. Adalar fayı yaklaşık 44 kilometrelik bir hat ve aktivite bunun yalnızca 7 kilometrelik çok sınırlı, lokal bir kesiminde yaşanıyor. Kademeli bir tetiklenmeye işaret eden herhangi bir derinlik veya doğrultu göçü gözlemlemiyoruz. Dolayısıyla bu veriler, bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor." dedi.
Aktuğ ayrıca kontrolsüz ve temelsiz açıklamaların konut, arsa ve sigorta piyasalarında spekülatif dalgalanmalara yol açabildiğine işaret ederek resmi kurum verilerine itibar edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, salı gününden itibaren büyüklüğü 3,2'ye kadar ulaşan sarsıntıların Adalar fayına yakın bölgelerde kümelendiğini, depremlerin yerin 5 ila 13 kilometre derinliklerinde ve farklı odak mekanizmalarıyla oluştuğunu ifade etti. Sözbilir şu açıklamayı yaptı:
"Bugün elimizde, bir mikro deprem kümesinin büyük depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem yoktur. Bir depremin 'öncü şok' olduğu ancak arkasından büyük deprem geldiğinde geriye dönük olarak anlaşılabilir. Bölgedeki mikro deprem aktivitesi 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden beri belirli aralıklarla devam ediyor; bu durumun belirli ölçeklerde gerilimi ve stresi azalttığını söyleyebiliriz."
"TARTIŞILMASI GEREKEN ZAMAN DEĞİL, YAPI STOKUNUN DURUMUDUR"
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, fay hatlarının periyodik olarak bu tarz mikro sarsıntı grupları üretebileceğini belirterek sosyal medyadaki spekülasyonlara karşı şu uyarıda bulundu:
"Küçük bir hareketliliğin ardından hemen büyük bir deprem geleceğini öne sürmek spekülatiftir. Bu tür söylemler etkileşim amacıyla maalesef sıkça kullanılıyor. Depremin kesin zamanını önceden bilmek bilimsel olarak mümkün değildir. Tartışmamız gereken konu fayların ne zaman kırılacağı değil, yapı stoklarımızın olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğudur. Güçlü ve depreme dayanıklı yapılara sahip olduğumuz sürece endişe edilecek bir durum kalmayacaktır."
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da hareketliliğin 'geri plan depremselliği' olduğunu vurgulayarak afet hazırlıklarına dikkat çekti:
"Defalarca bu tür deprem etkinlikleri oldu ve arkasından ne orta büyüklükte ne de büyük bir deprem oldu. 60 ya da 70 depremden sonra büyük deprem olması gerekir diye bir koşul yoktur. Türkiye bir deprem ülkesidir; spekülasyonlar yerine risk yönetimi merkezli hareket edilmeli, sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve aileler kendi acil durum afet planlarını eksiksiz hazırlamalıdır."
KANDİLLİ RASATHANESİ VE AFAD VERİLERİ: 300 METRELİK KUYULARLA TAKİP
Marmara Bölgesi genelindeki sismik aktivite, AFAD bünyesinde faaliyet gösteren 304 deprem gözlem istasyonu ve derinliği 300 metreye ulaşan 10 özel derin kuyu istasyonu aracılığıyla 7/24 izleniyor. Büyüklüğü 1'in altındaki sarsıntıları dahi anlık tespit edebilen bu ağ üzerinden 18 Ağustos'tan itibaren Adalar açıklarında 170'in üzerinde mikrodeprem saptandı.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) de Adalar açıklarındaki hareketliliğe ilişkin resmi teknik raporunu yayımladı. Açıklamada, 18 Ağustos saat 06.00 ile 20 Ağustos saat 13.00 arasında Adalar'ın güneyindeki 20 kilometrelik yarıçapta büyüklükleri 0.7 ile 3.1 arasında değişen 117 deprem kaydedildiği bildirildi.
Raporda, 19 ve 20 Ağustos tarihlerinde moment tensör çözümü yapılabilen depremlerin "normal bileşenli oblik doğrultu atımlı" odak mekanizmasına sahip olduğu, kaynak mekanizmalarının birbiriyle yüksek uyum göstermesinin olayların benzer bir faylanma geometrisinde geliştiğini gösterdiği aktarıldı. Durumun mekânsal ve zamansal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi olduğu, aktif tektonik alanlarda bu tip dizilerin olağan karşılandığı ve bölgenin Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTİM) tarafından kesintisiz olarak izlendiği kaydedildi.