İBB davasında 47. gün! Pınar Türker tehdidi anlattı: İfadeni verecektin gidecektin şimdi ağlama
İBB davasının 47. duruşması görüldü. Ekrem İmamoğlu "Tam yol ileri" diyerek merdivenden aşağı inerken bir jandarma müdahalede bulundu. Öte yandan tutuklu Pınar Türker de kendisine yönelik tehdidi ve çıplak aramayı duruşmada anlattı.
Aralarında cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 110 kişinin tutuklu yargılandığı İBB davasında 47. gün sona erdi. Mahkeme heyeti 18 haziran tarihinde tutukluk incelemesi yapacak.
İmamoğlu ve İnan Güney dahil 23 kişinin henüz savunmasını yapmadığı İBB davasında dün görülen 46. duruşmaya İmamoğlu'nun Kartal Adliyesi'ne götürülürken 'araç arızası' nedeni ile geri döndürülmesine tepki olarak, "Türk adaletini, Türk yargısını bindirdikleri arabayı ve onu süren bu ülkenin başındaki zihniyet, o arabayı hurdaya düşürmüştür" sözleri damgasını vurdu.
İŞ İNSANI İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ
Dünkü duruşmada 15 aydır tutuklu olan İş İnsanı Serkan Öztürk, verdiği ifadeden vazgeçti. "Hemen çıkmak için" ifadeyi 'okumadan' imzaladığını iddia eden Öztürk, tahliyesini istedi.
Halk TV muhabiri Gamze Altunay İBB davasının 47. duruşmasında yaşananları anbean aktardı...
DURUŞMA SONA ERDİ
Avukatların da savunma yapmasının ardından İBB davasında 47. duruşma sona erdi. Mahkeme başkanı, çarşamba günü görülecek 48'inci celsenin Mustafa Nihat Sütlaş'ın savunmasıyla devam edeceğini açıkladı.
İMAMOĞLU: TACİZLERİN ETKİSİNDEN ÇIKABİLMİŞ DEĞİLİM
Aranın sona ermesinin ardından söz alan İmamoğlu, savunması tamamlanan Pınar Türker'e sorular sordu.
İmamoğlu: Görevinizi yaparken malum dönem dönem toplantılarımız olurdu. Burada işinizin, kurumunuzun gelişimi, atacağınız adımlar gibi hususları tartışmanın dışında iddianamede geçen kötü bir kahvehane dedikodusu şeklinde konuşmalar, dayatmalar oldu mu tarafımdan?
Türker: Olmadı. Sizinle sunum yapıp sene nasıl geçti diye özetlerdik. Bana hep şey derdiniz: "Aman Pınar Hanım, mümkün olduğunca havuza çok firma alıyorsunuz değil mi? Buna çok dikkat edin, her taraftan firma olsun." dediniz.
İmamoğlu: Sizden önceki dönem TRT’deki bir dizi yapımcısına, sağlam iktidar partisi yandaşı bir yapımcıya 4,5 milyon dolar civarında sponsorluk parası ödendi. Bir diziye böyle bir para ödendi. Ben size buna benzer bir talimat verdim mi? Ya da versem dahi siz yapar mıydınız?
Türker: O konudan bahsettim. "Sundu-sunar" yapılmış. Ama zaten biz sponsor olamayız, sizden de böyle bir talep, istek asla gelmedi.
Pınar Türker'e yaşatılanlara da değinen İmamoğlu şöyle konuştu:
"Sizin bahsettiklerinizin halıaltı edildiğini bir kez de biz hatırlatmış olalım. Ben Pınar Hanım'ın anlattığı, evinden emniyete, emniyetten birinci gittiği cezaevine, sonra diğer cezaevine gidişinin, tacizlerin etkisinin altından henüz çıkabilmiş değilim. Birileri sırıtarak izliyor olabilir, izlesinler. Bu anlatılar uzay boşluğuna mı gidiyor? Yoksa bu anlatılanlar bir soruşturmaya tabi tutulacak mı? Ama savcı, ama emniyet, ama cezaevindeki kişiler olsun... Bu manada bugün anlatılan vahşi deneyimlerin —ki bir devletin nizamının yerle bir edilmesidir bu— bu hususta bir açıklama yapmanızı ben dilerim ve isterim. Bilmiyorum yetkiniz var mı? Avukatıma da sormadan söylüyorum bunları. Bu konuda gerekeni yapmanızı talep ediyorum, diliyorum. Umut ediyorum ki savcı için HSK’ya —elbette o gün onun başında olan da şimdi oranın başında ama— suç duyurusu gibi bir katkınızın olması, adalet açısından, umut ışığı belirtmesi açısından oldukça önemli."
ARA SONA ERDİ
Verilen aranın sona ermesinin ardından duruşma yeniden başladı.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Türker'in savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
ÇIPLAK ARAMAYI VE TEHDİDİ ANLATTI
Savunmasını sürdüren Fatoş Pınar Türker, tutukluluğu sürecinde etkin pişmanlıktan faydalanması için kendisine baskı yapıldığını öne sürdü.
Türker, savcı ile kendisi arasında geçen bir diyaloğu şöyle aktardı:
"Koğuştan SEGBİS için çıkardılar beni. Odayı tanıdım, savcının odası. Savcı dedi ki 'Yaa Fatoş, şimdi böyle ağlarsın karşımda. Ben sana ne dedim? Niye konuşmadın sen? Verecektin ifadeni, gidecektin.' dedi.
'Sen git eşyalarını topla, ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim, geleceksin burada anlatacaksın, buradan çocuklarının yanına gidersin.' dedi.
Ben de dedim ki: 'Avukatımla konuşayım bir savcım.' Masaya vurdu. 'Sen bekarsın değil mi, velayetleri de sende? Senin çocukların reşit de değil değil mi?" dedi. 'O zaman sosyal hizmetler alır çocuklarını.' dedi."
İBB TUTUKLUSU POLİSİN ÇIPLAK ARAMASINI ANLATTI
Türker gözaltı sürecinde kendisine yönelik çıplak aramayı da şöyle anlattı:
"Vatan emniyetteyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Üstünü çıkar dedi çıkardım. Gidip gidemeyeceğimi sorduğumda dediğimde altını da indir, çamaşırını da indir dedi. Cinsel organını aç dedi, arkanı dön-eğil dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir ben utanmıyorum."
"İDAM CEZASI OLSA DA KALEMİ KIRSA BİTSE BU İŞ"
Türker savunmasını şu ifadelerle tamamladı:
"Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben %100 beraat edeceğime, %90 bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım." Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı.
Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum."
"HAYATIM BOYUNCA YASALARA UYGUN ÇALIŞTIM"
Fatoş Pınar Türker kürsüde savunma yapıyor. Türker şöyle konuştu:
"Öncelikle üzerime atılı suçları işlemediğimi, hayatım boyunca yasalara uygun bir şekilde yaşadığımı belirtmek isterim. Ne iddia edildiği gibi yasa dışı bir örgüte üye oldum ne de dolandırıcılık yaptım.
Çalıştığım şirketlerde de hem uluslararası iç denetimlerden hem sektörüne göre SPK, Rekabet Kurumu, BDDK, Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sayıştay gibi ilgili sektörün kurumlarınca yürütülen denetimlerden hiçbir bulgu almadan alnımın akıyla çıktım. Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Çıkarıldığım mahkemece rüşvet almak suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim, ama örgüt suçundan serbest bırakılmama karar verdi mahkeme. Sadece gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla, rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. Çünkü çıkan iddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat edilmiyor.
'İBB'DE TANIDIĞIM KİMSE YOK'
Ekrem İmamoğlu'nun İBB seçimlerini kazandıktan sonra iştirak şirketlerinin başına Beylikdüzü'nden bu yana tanıdığı isimleri getirdiği ileri sürülmüştür. Az önce Medya AŞ işe giriş sürecini anlattım. Ben daha önce Murat Ongun'u ya da Ekrem İmamoğlu'nu tanımıyordum. Beylikdüzü'nde çalışmadım, herhangi bir belediyede de çalışmadım. İştirak şirketlerinde ya da İBB'de çalışan bir arkadaşım, tanıdığım, akrabam, hiç kimse yoktur.
'BEYANLAR KOPYALANMIŞ'
İddianame boyunca bir 'Kültür Medya' diye tüzel kişilik varmış gibi bir algı yaratılmış. Halbuki Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. birbirinden iki farklı tüzel kişiler. Faaliyet alanları birbirlerinden çok farklı, operasyonları farklı. Fakat fezlekede bu iki şirketin neden olduğu açıklanmaksızın birlikte değerlendirileceği belirtilmiş ve iddianame boyunca Medya A.Ş. ile ilgili isnat edilen her suçlamanın altına Kültür A.Ş. ile ilgili tanık beyanı kopyalanmıştır. Aynı şekilde sözde örgütün yapısal işleyişi bölümünde sadece Kültür A.Ş. faaliyetleri ve sadece Kültür A.Ş.’ye itham edilen suçlamalar anlatılmış, Medya A.Ş. ile ilgili yönetici hiçbir itham ya da anlatımda bulunulamamıştır.
İddianamede adrese teslim ihalelerden bahsetse de yazışmalarda ihalelere davet edilmesi planlanan firmalara dair detay istemişim. Eğer ihaleler adrese teslim olsa, o zaman firma detayı istemezdim. Benimle Fatoş Ayık arasındaki 3 aya ilişkin bu konuşmalara bakıldığında, tamamının rutin işlerimiz ile ilgili olduğu görülecektir. Dolayısıyla hiçbir suçlama ile bağdaştırılamayan bu yazışmalara itibar etmemenizi talep ediyorum.
'ZARAR TESPİT EDİLEMEDİ'
İddianamede 6 farklı eylemde tarafıma Medya A.Ş.'nin kamu kurumlarının zararına dolandırıldığı iddiası ileri sürülmüş ise de ihale sahibi İBB Reklam Alanları Müdürlüğü ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bahsi geçen ihalelerin yapıldığı dönemler de dâhil Sayıştay ve diğer kamu kurumlarınca denetimlerden geçmiş ve bir zarar tespit edilmemiştir. İBB bu ihaleler nedeniyle zarara uğramamıştır. Zarar olmadığına göre iddia edildiği gibi dolandırıcılık da yoktur."
DİLEK İMMAOĞLU'NDAN TEPKİ
Ekrem İmamoğlu'na yönelik jandarma müdahalesine eşi Dilek İmamoğlu tepki gösterdi.
Dilek İmamoğlu'nun açıklaması şöyle:
"Hiç kimse; gözaltında ya da tutuklu bulunduğu bir süreçte, onurunu zedeleyecek ve güvenliğini tehlikeye atacak bir muameleye maruz bırakılamaz. Sevgili eşim Ekrem İmamoğlu’na yönelik bu davranış, yalnızca bir kişiye değil; hukuk devletine, insan onuruna ve adalet duygusuna yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Bir insanın düşmesine sebep olacak şekilde müdahale edilmesi ve ardından bunun yok sayılması kabul edilemez. Hukukun askıya alındığı, insan onurunun değersizleştirildiği hiçbir uygulamanın normalleşmesine izin vermeyeceğiz.
Adaletin herkes için eşit işlediği, kimsenin haysiyetinin çiğnenmediği bir Türkiye mücadelesinden de asla vazgeçmeyeceğiz."
ARA BİTTİ
Duruşmaya verilen ara sona erdi. Tutuklular mahkeme salonuna getirildi.
Ekrem İmamoğlu, jandarmayla yaşanan gerilimin ardından "Bizim askerimiz de polisimiz de canımız ciğerimizdir" dedi.
JANDARMA ERİ, İMAMOĞLU'NU MERDİVENDEN İTTİ
Ekrem İmamoğlu "Tam yol ileri" diyerek merdivenden aşağı inerken bir jandarma müdahalede bulundu. Ekrem İmamoğlu, "Beni kim itti arkadan? Hakkınızda suç duyurusunda bulunurum" diyerek bağırdı. İmamoğlu, "Araba bozuktu derken de yalan konuştunuz şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz" diyerek tepki gösterdikten sonra jandarma erini, komutana şikayet etti.
İmamoğlu şöyle tepki gösterdi:
Ekrem İmamoğlu: Tam yol ileri…
(Cumhurbaşkanı İmamoğlu tezahüratları…)
Ekrem İmamoğlu: Sen mi ittin beni az önce? Sen mi ittin beni az önce? Merdivenden aşağı sen mi ittin beni? Sen mi ittin, sen mi ittin? Terbiyesiz. Sen mi ittin az önce? Komutan; ben merdivenden aşağı düşecektim, beni kim itti az önce? Araba bozuk derken de yalan konuştunuz. Şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz. Beni kim itti arkadan? Beni kim itti arkadan? Bir daha yapmayın. Hakkınızda suç duyurusunda bulunurum. Benim konuşmama engel olamazsınız.
Jandarma: Burası konuşacak yer değil.
Ekrem İmamoğlu: Burası konuşacak yer. Sen görmediysen aktarıyoruz sana komutan bey. Aktarıyorum size. Beni, arkadan kontrolsüz bir şekilde ittiler. Ben size aktarıyorum.
Avukatlar: Biz de gördük evet.
ATAYMAN EMRAH BAĞDATLI SORUSUNU YANITLADI
Atayman hakimin sorduğu soruları yanıtladı. Hakim Atayman'a Emrah Bağdatlı'yı tanıyıp tanımadığını sordu. Atayman kendisini tanıdığını ancak görev süreci boyunca kendisinden ihale hakkında bir talep olmadığını kaydetti. Atayman ile hakim arasındaki soru cevap şu şekilde oldu:
Mahkeme Başkanı: Mehmet Recep Taşçı'nın beyanı var sizin isminizin geçtiği. Emrah Bağdatlı yine o dönem duyduğuma göre 2021 yılı içerisinde ödemeler ve bazı işlemlerin sorgulanması sebebiyle seçimden hemen sonra atanan ilk Genel Müdür İpek Elif Atayman'ı görevinden aldırdığı ve yerine kendi arkadaşı ile devam ettiği bir beyanı vardı. Mehmet Recep Taşçı'yı tanıyor musunuz?
Elif Atayman: Tanıyorum. Benim dönemimde satın alma ve ihale biriminde çalışıyordu, Medya A.Ş.'de.
Mahkeme Başkanı: Bu Emrah Bağdatlı ile sizin tanışıklığınız var mı?
Elif Atayman: Emrah Bağdatlı ile tanışıklığım var, çok resmi bir tanışıklığımız var. Ama neden öyle... neden öyle bir yorum yaptı bilmiyorum Recep Taşçı'nın.
Savcı: İpek Hanım, sizin döneminizde Medya A.Ş.'nin mali durumu nasıldı? Mali durum, kâr mı zarar mı?
Elif Atayman: Aldığımda zarardı, göreve geldiğimde zarardaydı. Sonra kâra geçirmek için çalıştım, eski alacakları almaya çalıştım ama pandemi patladığı için yine çok fazla bir kârımız yoktu yani.
Savcı: Emrah Bağdatlı'nın görev süreci boyunca sizden bir talebi oldu mu? İhaleye ilişkin vesaire...
Elif Atayman: Olmadı. Benim çok az... Genel Müdürlüğüm 6 ay fiilen sayıldı yani 1 yıl içinde vesaire.
İMAMOĞLU ATAYMAN'A SORU SORDU
Ekrem İmamoğlu: Elif Hanım, çok geçmiş olsun her şeyden önce. Bildiğim kadarıyla siz Medya A.Ş.'nin ilk kadın genel müdürüsünüz değil mi?
Atayman: Evet Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Genel müdürlük yaptığınız süreçte sizinle bazı tabi toplantılarımız oldu, Medya A.Ş. ve diğer iştiraklerde veya kurumların yöneticileri olduğu gibi. Kurumun iyileşmesi ya da işinin güçlenmesi ya da faaliyetlerinin kaliteli hale gelmesinin dışında herhangi bir gündemimiz oldu mu sizinle ya da herhangi bir başka bir ya da iddianamede süreci anlatan dilin kavradığı biçimiyle bir gündemimiz oldu mu sizinle?
Atayman: Olmadı Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Elif Hanım, bir de “örgüt üyesisiniz”; öyle anlıyorum suçlamada. Yani ben çünkü bu dünyada böyle bir kara leke diye tariflediğim bu iddianamede, bir sayfasını bile okumadığımı tekrar ifade edeyim. Buradan takip ediyorum ve sizin de örgüt üyesi olduğunuzu öğrenmiş oldum. Öylesiniz galiba? Öyle iddia ediliyor.
Atayman: Evet Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Kaç kaç ay kaldınız bu Silivri'de ondan sonra ne kadar?
Atayman: Başkanım, Silivri'de 2 ay hücrede kaldım, 5 gün koğuşa aldılar, sonra da hemen akabinde Afyon'a sürdüler. 10 ay Afyon'da kaldım.
Ekrem İmamoğlu: 10 aydır oradasınız. Sayın Başkan, sayın heyet; biz, kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık ve bir anda 4-5 kat fazlasıyla kadın yönetici atadık. Kadın çalışan konusunda da özenle davrandık. Ben bunları anlatacağım savunmamda ama bugün bahsetmem gerekiyor, çünkü farklı bir gözle bakmanız gerektiğini düşünüyorum. Ve burada da bulunan bulunmayan şirketlerde, ilk kez kadın genel müdürler görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde ilk kez kadın genel sekreter yardımcıları görev yaptı, tarihinde diyorum, bu arada dikkatinizi çekerim.
Ve ben, Elif Hanım ve diğer bazı arkadaşlarıma yapılan bu zalimlik dönemini takip ederken, net ifade edeyim, annemin gözüne bakarmış gibi, kız kardeşimin gözüne bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözüne bakarmış gibi meseleyi kavramaya ve anlamaya çalıştım. Siz de burada bir karar vereceksiniz. Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılan tarifsiz zalimliğin kadına karşı şiddete ve kadına karşı psikolojik bir düşmanlık besleyen bir altyapısı olduğunu düşünüyorum. Ve meseleyi ve burada zaten delilsiz süreç olarak meseleyi kavramaya çalışmayacağım ama şu tarafıyla kavrıyorum: Kendi aile fertlerinin kariyeri için bile çırpınan bazı insanların aldığı bu kararı acilen telafi etmeniz şarttır. Masum kadınlara yapılan bu zalimliği hem kınıyorum hem de gerçekten yani sanki anneme yapılmış, kız kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi görüyorum, lanetliyorum ve ömür boyu takipçisi olacağımı da ifade ediyorum. Bir erkek olarak da özür diliyorum buradaki kadınlardan. Sizin de hakkaniyetle bu süreci sona erdirmenizi burada diliyorum.
ELİF İPEK ATAYMAN: GÜNLERCE YERDE YATTIM
İBB davasının 47. duruşmasında tutuklular salona getirildi. Dönemin Medya AŞ. Genel Müdürü İpek Elif Atayman hakim karşısında savunmasını verdi. Atayman'ın savunmasında,
"Afyon’da günlerce yerde yattım. Bu dosyanın en uzağa sürülen tanığı oldum. İşlediğim iddia edilen suçların tümü İstanbul’da ancak ben Afyon’daydım. Burada büyük bir çelişki ve hukuka aykırılık olduğunu belirtmek isterim.
Dosyayı kaldığım koğuşta okuyup üzerine notlar alamadım. Avukatlarımla oldukça sınırlı bu konuları tartışabildik. Suçun kişiselliği ilkesi yok sayılıp tek bir kayıt üzerinde ayrımsız aynı gerekçeli kararın verildiğini görünce…
İddianamede 5 eylem var. 1 eylem Medya AŞ’ye girdiğim 02.08.2019 ile ayrıldığım 11.04.2021 21 ayı kapsıyor. Diğer 4 eylem ise genel müdürlük görevinden alındıktan sonra yönetim kurulu üyesi olduğum döneme ait." ifadelerini kullandı.
Atayman hakkındaki suçlamalara madde madde yanıt verdi. Savunması sona erdikten sonra İmamoğlu Atayman'a soru sordu.