İBB davasında 32. celse! Firari Murat Gülibrahimoğlu'nun AKP'yle bağını satır satır döktü!

İBB Davası'nın 32'nci celsesi bugün görüldü. Duruşmada, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Hakan Karanis, iddianamedeki 'Murat Gülibrahimoğlu ile İmamoğlu arasındaki köprü' iddialarına açıklık getirip suçlamayı reddetti. AKP'li firari sanık Murat Gülibrahimoğlu ile AKP arasındaki bağlantıları tek tek anlattı. İşte saat saat duruşmada yaşananlar...

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
İBB davasında 32. celse! Firari Murat Gülibrahimoğlu'nun AKP'yle bağını satır satır döktü!

Seçilmiş İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 77 kişinin tutuklu bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası'nın 32'nci celsesi, bugün Silivri'de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki duruşma salonlarında görüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, İBB Başkanı İmamoğlu hakkında 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis talep ediliyor.

Bugün de duruşma başlamadan hem salonda hem de salon dışında jandarma ekiplerinin yoğunluğu dikkati çekti.

Halk TV muhabiri Gamze Altunay, Silivri'de yaşananları anbean aktardı. İşte gün boyu duruşmada yaşananlar...

18.50 | DURUŞMA YARIN DEVAM EDECEK

Sanık ve avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme başkanı duruşmayı, yarın devam etmek üzere erteledi.

İBB Davası, yarın (6 Mayıs) 33. günde Volkan Ateş'in savunmasıyla devam edecek.

18.20 | "BİR ÖRGÜTTEN BAHSEDİYORSAK BU TÜRKİYE CUMHURİYETİ’DİR"

Hasan Tahsin Sönmez’in avukatı Serhat Aydoğan, müvekkilinin örgütün varlığından dahi haberdar olmadığını ifade ederek “Karşısında Bakanlık, Valilik ve İBB vardır. Bir örgütten bahsediyorsak bu Türkiye Cumhuriyeti’dir” dedi.

Aydoğan’ın tahliye talebinden sonra bir diğer tutuklu sanık Turgay Tokdemir’in savunması başladı.

Sönmez Su isimli şirketin kendisine ait olduğunu söyleyen Tokdemir, “150 milyonluk malım var. Bütün mal varlığım şirketim üzerine. Hasan Tahsin Sönmez kuzenimdir, suçsuz yere 1 senedir yatıyor. Ben de tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Hem Hasan Tahsin Sönmez'in hem de Tugay Tokdemir'in avukatı olan Halil Bostancı, "Adem Soytekin bizim sıramızı alarak tahliye oldu. Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Adem Soytekin, savunmasında bir soru şablonu olduğunu söyledi. O bunu söylüyorsa, ilkokul mezunu Tugay Tokdemir, örgüt varsa bile nereden bilecek? Ne Sönmez'in ne Tokdemir'in böyle bir örgütü bilme imkanı var" ifadelerini kullandı.

Bostancı, mevcut delil durumunun ortadan kalktığını, hiçbir suç delilinin olmadığını belirtti ve hem Sönmez'in hem de Tokdemir'in tahliyesini talep etti.

Avukat Bostancı, "Vergi raporu gelsin, aleyhte olursa tekrar tutuklansınlar" dedi.

18.00 | HASAN TAHSİN SÖNMEZ SAVUNMA YAPTI

Müvekkilinin tahliyesini talep eden avukat Ahmet Kurtuluş'un ardından bir diğer tutuklu sanık Hasan Tahsin Sönmez'in savunması başladı.

"Cebeci köyünde 100 yılı aşkın süredir yaşayan bir ailenin üyesiyim. burada bulunma sebebim Şükrü Kaynar isimli kişinin hakkımda verdiği beyandır. Bu şahsı tanımam." diyen Sönmez, "Ortada psikolojisi bozuk bir adam var. Ben diyorum ki psikoloğa götürelim, iddia makamı diyor ki hacı hocaya gönderelim. Durum bundan ibarettir" dedi.

"Kendime ait olmayan bir şirketten, işlemediğim bir suçtan 10 aydır tutukluyum. Kendimi bu iddiaya dair savunmaktan utanıyorum" diyen Sönmez, "Bir şirketin denetim raporu yazılmadan, bırakın beni, şirketin sahibini bile tutuklayamazsınız. Şirket hakkında Vergi Usul Kanunu'na aykırılıktan düzenlenmiş bir belge mevcut değildir" diye konuştu.

Sönmez, "Olmayan bir suçu elimden geldiğince anlattım. Örgüt üyesi iddiası olduğu için cezaevinde şartlarımız ağır. Haklarımızın geri verilmesini söylediniz, 1 günlüğüne verildi. Kızıma her gün arayacağımı söyledim. Sonra bu hakkım geri alındı. O, her gün elinde telefonla beni bekliyor. Bize bunları neden yaşatıyorsunuz?" dedi.

Tahliyesini talep ederken, "Benim yattığım 10 ay umrumda değil ama en son yaşadığım olayın aynısını bana yaşatanlara Allah yaşatmasın" ifadelerini kullandı.

17.20 | "50 YILLIK AVUKATIM, BU KADAR ZORLANDIĞIM BİR DAVA HATIRLAMIYORUM"

Duruşmaya verilen ara sona erdi.

Hakan Karanis'in avukatı Ahmet Kurtuluş söz aldı. "50 yıla yakın bir avukatlık sürecim var, çok ağır dosyalara girdik, bu kadar zorlandığım bir dava hatırlamıyorum" diyen Kurtuluş, "Müvekkilim, hakkında hiçbir soruşturma ve inceleme yokken Sayın İmamoğlu'nun diploma davasına yakın arkadaşı olarak katılmış, bunun sonunda da bu dosyada kendisi hakkında araştırma yapılmış" ifadelerini kullandı.

Avukat Avukat Kurtuluş, İBB soruşturmasını yürüten savcılardan biri olan C.C.S. ile arasında geçen bir diyaloğu da savunmasında anlattı.

SAVCININ "ÇİRKİN" ÜSLUBUNU ANLATTI

6,5 saattir bekledikten sonra C.C.S.'ye "Derdimi ifade edeyim" dediğini, savcının ise, "Müvekkiline söyle paraların yerini söylesin. Ekrem'e söyle paraların yerini söylesin" yanıtını verdiğini ifade eden avukat Kurtuluş, savcı C.C.S.'ye "Ben bir garip avukatım, Ekrem dediğin 5 milyon oy almış birisi. Git o zaman Ekrem Bey'i çağır, Ekrem Bey'in kendisine sor" dediğini anlattı.

Murat Gülibrahimoğlu ile Ekrem İmamoğlu'nu tanıştıran kişinin Hakan Karanis olduğu iddiasının bir varsayım olduğunu, müvekkilinin talimat aldığına dair tek bir somut delil dahi olmadığını ifade eden avukat Kurtuluş, "Somut delillerle kurulmayan iddianameyle yargılama yapılmaz. Bu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve adil yargılanma hakkının ihlalidir" diye konuştu.

16.10 | SORU-CEVAP ARDINDAN DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Ailesinden miras kalan ve birikimleriyle oluşturduğu mal varlığına tedbir konulduğunu ifade eden Karanis, "Öyle bir tedbir ki emekli maaşımızı alamıyoruz. Kredi kartı borcumuzu ödeyemedik. Sistem avukatlara bu ödemeyle ilgili vekalet vermemizin önüne geçiyor" dedi. İtirafçı Servet Yıldırım'ın verdiği röportajda "Hakan Karanis de geliyordu" sözlerine atıf yapan Karanis, "14 yıldır her gün gittiğim işyerine 'Geliyordu' diyerek ilk yalanına başlıyor."

"14 aydır tahtakurularıyla yatıyoruz" diyen Karanis, "Adalet Bakanımıza sesleniyorum. Şu cezaevlerine bir el atsın. Genç bir çocuk var, hasta, saldırıyor. Sabah, namaz kılan birini yumrukladı" dedi. Karanis, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın tahliye edilen şoförü Sırrı Küçük'ün anlattığı olaya değindi ve "Boğazını kesen çocukla 3 ay beraber kaldım. Gencecik bir çocuktu" dedi.

İtirafçı Sarp Yalçınkaya'nın ifadeleriyle tutuklu olduğunu ifade eden Karanis, "Şu karakterdeki bir adamın seviyesiz beyanlarıyla 14 aydır cezaevinde yatıyorum. Bu ifade çöp bile olamaz. Çöpün bir değeri var, en azından dönüştürülüyor" dedi.

Karanis, dosya kapsamındaki isnatlarla ilgili somut bir delil olmadığını, tanık beyanlarının tamamının soyut olduğunu ifade etti ve "Tahliyem, ardından beraatım hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. Karanis'in savunmasının ardından hakim ve savcı sorgusu başladı.

Duruşma savcısı, "Murat Gülibrahimoğlu ile aranızda 32 milyonluk bir hacim oluyor. Aranızda ticaret yoksa size neden destek oluyor?" diye sordu.

Karanis, "Siz arkadaşlarınıza destek olmuyor musunuz? Borç vermez misiniz, almaz mısınız? Bu suç mu?" yanıtını verdi.

Karanis, Murat Gülibrahimoğlu'nun avukatı Abdullah Kaya, "Karadeniz turu yaptığınız söyleniyor" dedi. Karanis bunun üzerine, "2022 yılındaki Kıbrıs uçuşumuzu Karadeniz uçuşu olarak söylüyorlar. Ben ve ailem yok orada" ifadelerini kullandı.

15.40 | GÜLİBRAHİMOĞLU VEKİLİ AVUKAT ABDULLAH KAYA, HAKAN KARANİS’E SORDU

Avukat Kaya: Tanık Semih Bilgin -gerçi biraz önce yanıtlandırdınız ama- tanık Semih Bilgin’in öyle bir beyanı olduğu için bu soruyu tekrar sorma gereği hissettim. 2004-2024 yılında Murat Gülibrahimoğlu, Tuna Yıldız, Hakan Karanis, Hakan Köksal ve bazı kişilerle birlikte sizin bir özel uçakla yolculuğunuz olduğu söyleniyor, Karadeniz turu.
Ben tekrar söylüyorum; yani izah ettiniz ama üstünden sadece geçmek adına, orada suçlamalarda bu da olduğu için tekrar soruyorum.

Hakan Karanis: Einstein'ın izafiyet teorisini gerçekleştiriyorlar. 2022 yılındaki Kıbrıs uçuşumuzu, Kıbrıs —yani Girne-İstanbul uçuşunu— İstanbul-Batum uçuşu olarak zaman ve mekanı birbirine eşitleyerek E=mc2 yaparak bizi oraya yolluyorlar. Yani gerçekte böyle bir şey yok. Yalan. Yanlış. Belki o Karadeniz seyahati yapmıştır, gitmiş olabilir ama ben ortamda yokum. Ben ve ailem yokuz yani.

15. 25 | CEVAT KAYA VEKİLİ AVUKAT MURAT ÖKSÜZ, HAKAN KARANİS’E SORDU

Av. Murat Öksüz: Müvekkilim Cevat Kaya da sadece örgüt üyeliğinden tutuklu şekilde bir senedir tutukluydu. Siz Cevat Bey'i tanır mısınız? Nereden tanırsınız?

Hakan Karanis: Tabii tanırım, eski tanırım. Kendi firmasından da zaten bahsettim Kaya Tekstil diye. O firmada da promosyoner olarak onlarla çalıştım. Kendisinin iplik fabrikası vardı o dönem. Kendisiyle de çalışmışlığım vardır.

Av. Murat Öksüz: Kendisinin Büyükşehir Belediyesi veya ilçe belediyesi ile iş yaptığını duydunuz mu?

Hakan Karanis: Duymadım.

Av. Murat Öksüz: Duymadınız. Şimdi Cevat Bey ile ilgili iddianamede, sizinle 7 Mart 2019 ile 28 Aralık 2023 tarihleri arasında, yaklaşık dört buçuk yıl, dokuz kere irtibat kaydı yani dokuz kere görüşmüşsünüz. Bunu bir örgüt üyeliği delili olarak...

Hakan Karanis: Ben o benim abim. Cevat Bey benden büyüktür. Dokuz kere görüşmüşsem az görüşmüşüm. Çünkü biz atadan dededen görüşürüz, aynı bölgenin insanlarıyız. Yani 70-80 senedir tanışırız, dedelerimiz tanışır. Dokuz kere aramışsam az aramışım, özür diliyorum ondan.

Av. Murat Öksüz: Yani bu bir örgütsel bir konuşma değildi diye düşünüyoruz, öyle mi?

Hakan Karanis: Adamın 70 senelik dedesini tanıyorum, sülalesini tanıyorum. Ne örgütü? Bizim tek örgütümüz var: Türkiye Cumhuriyeti.

15.12 | -MIŞ'LI, -MUŞ'LU ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİNE TEPKİ

Karanis, tutuklanmasından aylar sonra verilen etkin pişmanlık ifadelerindeki “söylendi, söyledi, söylendiğinden, diyor, demiş, miş, muş" gibi ifadelerin hepsine açıklık getireceğini söyledi.
Öte yandan ; Murat Gülibrahimoğlu ile tanışıklığı olan 13.06.2020 yılından tutuklandığı güne kadar Gülibrahimoğlu'ndan kendisine 5 adet gelen ve kendisinden 4 adet giden hesapları da tek tek açıklayan Karanis, hesabına gelen paraların tamamının borç olduğunu, hepsinin de bilgisayarında kayıtlı olduğunu söyledi.

Murat Gülibrahimoğlu ile kimse arasında köprü görevi olmadığını yineleyen Karanis, "Murat Gülibrahimoğlu, beni devlette görev yapan önemli bürokratlarla, siyasetçilerle tanıştırdı. Tanışıklıkta bir suç isnadı yaratmaya çalışan iddia makamı, keşke bu soruları bana sorsaydı. Kendilerine tek tek anlatsaydım. Tutuklandığım ve tutuklu kaldığım süre içerisinde iddia makamı bu insanla ilgili bir tek soru bile bana sormadı. Keşke sorsaydı." dedi.

"GÜLİBRAHİMOĞLU, SOYLU VE YERLİKAYA DÖNEMİNDE DEVLET KORUMASI ALDI"

"Tutuklandığım ve tutuklu kaldığım süre içerisinde iddia makamı bu insanla ilgili bir tek soru bile bana sormadı. Keşke sorsaydı. Efendim diyeceksiniz "sen niye gidip söylemedin?". Bilmiyorum ki neyle suçlandığımı. Yani on tane sorgu mahkemesine çıktım, efendim diyorum "ben neyle suçlanıyorum?", "örgüt üyeliği". Ya suçum ne diyorum? Yok diyor. Ya "savcılarımız bir şey sormak istiyor mu?" diyorum, bana sorsunlar. "Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun?" diyor. Kayıtlarda vardır. Ya ben etkin pişmanlıktan niye yararlanayım? Bir suça iştirak etmedim ki. Neden yararlanayım etkin pişmanlıktan? Ama beni çağırıp sorun, anlatayım size bu adam kimdir? Kimle oturdu, kimle yemek yedi, kimi tanıyor, Ankara'da nereye gitti hepsini anlatayım. Ama bir tek soru dahi bana sorulmadı." şeklinde savunmasına devam eden Karanis Murat Gülibrahimoğlu'nun Süleyman Soylu ve Ali Yerlikaya'nın İçişleri Bakanlığı döneminde devlet koruması aldığını söyledi.

Karanis, Gülibrahimoğlu'nun İstanbul Valileri ile beraber oturup kalktığını da söyleyip, AKP ile olan ilişkisini de şu şekilde anlattı:

"Bu insan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden iki bakan ve üç İstanbul Valisi döneminde devlet koruması almış bir kişidir. Kendisi çok iyi biliyorum çünkü beni de davet etmişti, hasta olduğum için gidemedim; Eyüpsultan Belediyesi aracılığıyla anneannesinin adına bir cami yaptırmıştır ve açılış töreninde milletvekilleri, belediye başkanları ve protokolle yapmıştır. Devlet bürokrasisinde yetkin bir kişidir. İstanbul'da 2019'dan beri görev yapan valileriyle görüşen bir kişidir. Tüm komşuları bilir, Bodrum'da yazlığında dönemin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Ziya Selçuk, pardon Yusuf Ziya Selçuk evinde misafir etmiş saygın bir iş adamıdır. Dosya kapsamında olduğu için söylüyorum, AK Parti İl Başkanı Osman Kabaktepe bir şirketinin yönetim kurulu üyesi ve ortağıdır. Yani bu insan saygın bir insandır. Ben saygın olmayan bir insanla arkadaşlık yapmadım."


DÖNEMİN AKP İL BAŞKANI OSMAN NURİ KABAKTEPE

"Osman Nuri Kabaktepe’den bahsetmiştim. Şirketinin ortağı, yüzde 50 ortağı ve yönetici meclis üyesi. 2016'da kurulan Kuzey İstanbul Gayrimenkul diye bir şirketi var. Dosya kapsamında olduğu için burada konuşuyorum. Açık kaynaklarda mevcut zaten. Sayın Başkan, 2019-2024 yıllarında İBB Meclisi'nde çoğunluk AK Parti'liydi. Ben siyasi olarak konuşmuyorum, lütfen yanlış anlamayın beni. Bir gerçeği ortaya koyuyorum. AK Parti'liydi. Bu grubun başkanı da AKP Grup Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’ydi. Ertan Yıldız'ın bu manipülasyon iddiası Murat Gülibrahimoğlu ile İBB Meclisi arasında köprü vazifesini Osman Nuri Kabaktepe mi kurmuş oluyor? Bu fiyatlar oradan ayarlanıyorsa, oradaki karar AK Parti grubundan geçiyorsa, AK Parti grubunun başkanı Osman Nuri Kabaktepe ise, Osman Nuri Kabaktepe ile olan arkadaşlığı veya münasebeti yüzünden köprü görevini iddia makamının bana ettiği köprü görevini Osman Kabaktepe mi görüyor? Eğer böyleyse Osman Nuri Kabaktepe nerede? Ya da iddia makamı bana bu ithamı hiçbir delil olmadan yaparken, üstelik benim kamu kurumlarında hiçbir görevim, yetkim yok iken, bu kişiye ve şirketlerine bu izinleri veren kamu yetkililerinin hiçbiri ortada yokken iddia makamının bu yorumu ne kadar hukukidir? Ne kadar insanidir yani? Bu kişiye Enerji Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Orman Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İlçe Belediyeleri, Kaymakamlık, İl İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde, Karayolları Genel Müdürlüğü'nde, İSTAÇ’ta bu izinleri almış ise, akabinde bu kaçak dökümü buraya yapmış ise, bunu denetleme, kontrol etme, engelleme yetkisi yine bu kurumların yetkisi ve uhdesinde değil midir? Bu kişiyle tanışıklığımdan dolayı tarafıma akla mantığa uygun olmayan bir suç isnat edilmesi mümkün değildir. Hukuki de değildir. Bu bölgeyi, bu bölgeyi bilmeyen, hayatı boyunca bu alana gitmemiş, bu kişinin ofisini bilmeyen, elemanlarını tanımayan bir kişi olarak yapılan isnatların hiçbirini kabul etmem mümkün değildir."


VAKIFBANK YÖNETİM KURULU KARARIYLE 2.5 MİLYAR LİRALIK KREDİ

"Bu kişinin Murat Gülibrahimoğlu şirketlerine yani hani itibarsız bir kişi ya, itibarı yok bunun yani. Valiyle görüşüyor, bakanla görüşüyor, herkesle görüşüyor, bakanlıktan işler kontrolle izinleri alıyor, işler alıyor. İtibarı da yok ama bu kişiye bir kamu bankası olan Vakıfbank'tan, altını çiziyorum, esnaflık yaptığım için biliyorum, benim mesela Vakıfbank'taki kredi kartı limitim 40 bin lira Sayın Başkan. 40 bin lira, artırmadılar. Onu da iptal ettim zaten teşekkür ederim. 40 bin lira. Başka bankalarda var, Akbank'ta daha fazla, 1 milyon lira, Garanti Bankası'nda 500 bin liraydı. Bu kişinin Murat Gülibrahimoğlu şirketlerine kamu bankası olan Vakıfbank Yönetim Kurulu kararıyla 2025 yılına kadar 2,5 milyar TL kredi verilmiştir. Kim söylüyor bunu? BDDK raporu. Yönetim Kurulu kararıyla vermiş. Esnaf olan, sanayici olan, iş adamı olan birisi bunu bilir. Bunun ne anlama geldiğini bilir. İddia makamının yaklaşımı ile eğer bu kişi kaçak döküm yapmış ise, bu kamu bankası bu suça iştirak etmiş anlamına mı geliyor? Elbette ki hayır. Siz Tunceli'ye bir vali atamışsınızdır, adam valilik yapmış, 5 sene sonra bir cinayetten yargılanıyor. Onu oraya atayan adam suçlu olabilir mi? Ya da ona referans olan bir insan ya da arkadaşlık yapan bir insan suçlu olabilir mi? Fiile karışmamışsa suçlu değildir. Vakıfbank da burada suçlu değil. Ben de suçlu değilim."

14.50 | İMAMOĞLU'NUN ÇOCUKLUK ARKADAŞI SAVCILIĞIN BAZ İDDİASINI VERİLERLE ÇÜRÜTTÜĞÜNÜ SÖYLEDİ

Ahmet Güldü'nün ardından savunmak yapmak için kürsüye Ekrem İmamoğlu'nun da çocukluk arkadaşı olan Hakan Karanis geldi. Burada yaptığı savunmada iddianamede yer alan 'İmamoğlu ile firari Murat Gülibrahimoğlu arasındaki köprü' iddialarını reddeden Karanis dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu ile ilkokul 4. sınıfta tanışıp 3 yıl boyunca sıra arkadaşı olduklarını ifade eden Karanis, arkadaşlıklarının yıllar boyu devam ettiğini, beraber kaza yaptıklarını söyledi. Askerliklerini de beraber yaptıklarını söyleyen Karanis, çocuklarının da aynı semtte büyüdüğünü kaydetti. Karanis İmamoğlu'nun kendisi için yerinin ayrı olduğundan bahsetti.

İddianamede hakkında ileri sürülen iddiaların tamamının firari sanık Murat Gülibrahimoğlu hakkında olduğun belirten Karanis, 'köprü' iddiasının savcılığın baz çalışmasında çürüdüğünü şu şekilde anlattı:

"Yapılan baz çalışmalarında, benim Murat Gülibrahimoğlu ile 13.06.2020 tarihinde tanıştığımı iddianame de ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu durum, yukarıdaki varsayımı çürütmektedir. Çünkü, iddianamenin 691. sayfasında, iddia makamının Ekrem İmamoğlu ve Murat Gülibrahimoğlu ile ilgili yapılan baz çalışmalarında, 13.06.2020’den önce 9 kez ve sonrasında onlarca kez 0 metre baz verdiğini ve görüştüğünü iddia etmektedir. Burada iddia makamının, kendi varsayımını kendi kendine çürütmesi anlamına geliyor. Ayrıca benim "köprü" vazifesi yapabilmem için Murat Gülibrahimoğlu’nun, Ekrem İmamoğlu’nun ve Hakan Karanis olarak 0 metre baz vermem lazım. Dosyada böyle bir veri de yok. Bunu ifade etmek istedim. İddianame diyor ki, şu tarihlerde İmamoğlu ve Gülibrahimoğlu ortak baz vermiştir. Bunun neticesinde ortak örgtülülük alanının doğruluğunu göstermektedir, diyor. Burada beni 13.06.2020’de tanıştığımı teyit ediyor ki ben de bunu kabul ediyorum. Yani ben tanışmadan önce, İmamoğlu ve Murat Gülibrahimoğlu’nun bir “köprü” kurdukları gözüküyor iddia makamının iddiasına göre. Polis fezlekesinde, 2019 yılında, örgüt üyeleri Hakan Karanis ile Hüseyin Köksal aracılığıyla dahil olduğum anlaşıldığı iddia ediliyor. Yani 2020’de tanıştırıyor, 2019’da örgüte üye olmasına yardımcı olduğumu söylüyor. Bu çelişkiyi de belirtmek istedim. "

14.11 | İBB TUTUKLUSU HASTANEYE KALDIRILDI!

İBB davasının son duruşmasında sağlık sorunları nedeniyle yürümekte güçlük çektiği gözlenen eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un, Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği bildirildi.

14.00 | MAHKEME BAŞKANI ACİL AİLEVİ DURUM VAR DEDİ SALONDAN AYRILDI

Ara sona erdi, sanıklar ve mahkeme heyeti yerini aldı. Duruşma Hakan Karanis'in savunmasıyla başladı. Bu sırada mahkeme başkanı "Acil ailevi bir durum var" dedi ve duruşma salonundan ayrıldı. Başkan takribi 5 dakika sonra duruşma salonuna geri döndü.

13.53 | ARA SONA ERDİ, DURUŞMA BAŞLADI

Aranın ardından duruşma başladı. Tutuklu sanıklar salondaki yerini aldı. Hakan Karanis'in savunmasına geçildi.

12.28 | DURUŞMAYA ARA | İMAMOĞLU: KİME HİZMET EDİYOR ANLAMADIM

Duruşmaya ara verildi. İmamoğlu salondan çıkarken “Dikkatinizi çekerim 2024 rakamları bu. Çocuk oyuncağı değil. 2024 tarihinde gönderiyor. Kime hizmet ediyor anlamadım yani. Bu nasıl örgüt yöneticisi. Basıl bir örgüt lideriyim...” dedi.

11.35 | İMAMOĞLU: ENFLASYON DÜŞMÜYORSA ALACAĞINIZ KARARLARIN ETKİSİ VAR

İmamoğlu, geçen hafta kendisine Pazartesi (dün) için verilen söz hakkını hatırlatıp kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın ardından savunmasını yapan Ahmet Güldü'ye 'örgüt'ten haberi olup olmadığını sordu. Güldü ise İmamoğlu'nu sadece TV'den gördüğünü söyledi. İmamoğlu aldığı yanıtın ardından hakime "Yahu Sayın Başkan bu nasıl örgüt üyeliği? Yazık değil mi bu insana? Şimdi bu insan burada üç ay tatil mi yapacak Sayın Başkan? Sizin vicdanınıza bırakıyorum." dedi.

İmamoğlu'nun yaptığı kısa konuşma ve sonrasında tutuklu Ahmet Güldü ile olan soru-cevabı şu şekilde:

Evet sevgili Ahmet Güldü kardeşim, sana soru soracağım ama sorudan önce Sayın Hakim, Sayın Heyet; tabii duruşmalar dönem dönem hılzı akıyor, verimli ortamlar yaşanıyor. Buna yönelik bunu söylemem lazım ki hani nereden başladığımız anlaşılsın. Bunun da buradaki yönetim tarzına katkı sunduğunuz anlarda yaşandığını bilecek kadar objektif bakan bir insanım. Tabii tutukluluk incelemesi sonrası, birtakım gerginlikler yaşandı ve yaşanıyor. Bu da duruşmayı sekteye uğratıyor. Tabii burada sebebinin aslında bir özetini dinledik şu anda. Yani 15 dakikalık bir fragmanıdır bu bence. “Niye” derseniz? Burada insanlar, sadece beyanla tutuklu Sayın Başkan, Sayın Heyet. Sadece beyanla! Ve bir gün değil, beş gün değil, on beş gün değil, yani aylarca, aylarca... Bizim canımızın yanmasını, herkesten çok da benim canımın yanmasını, sizin anlamanız gerektiğini düşünüyorum; herkesten çok.

Savunmasını yapıyor insanlar. Neye göre yapıyorlar Sayın Başkan, Sayın Heyet? Beyana göre! Çok çarpıcı bir şey yaşadım. Geçenlerde birisi tutuklanıyor. Muhalif medyadan birileri bunu eleştiriyor. Yandaş medyadan biri de çıkıyor diyor ki aynen şu cümleyi kuruyor Sayın Başkan. Dikkatinize sunuyorum: “Savunacağınıza suçsuzluğunu ispat edin” diyor. Yahu kurallar mı değişti bu dünyada. Yani birine suç at, suçsuzluğunu ispat etsin! Sayın Başkanım, inanın bu ne toplum vicdanına sığar ne milletin bu kadar biriktirdiği değerlere sığar ne insan olmaya sığar sığmaz Sayın Başkanım. Sayın Heyet; sığmaz. Ve burada insanlar çıkıyor, kendilerini ifade etme gayretinde. Şimdi ben Ahmet Güldü kardeşimin… Yani buraya bakıyorum çünkü ismini de bilemedim! Tanımıyorum: Örgüt üyesi! Tanımıyorum çünkü. Yazık değil mi? Yazık. Ve diyoruz ki; “Anlat. İspat et. Kendini ispat et!”

Peki ne yaşandı? Birisi çıktı… İtirafçı. Bize göre iftira. Efendime söyleyeyim etkin pişmanlıkçı. Bir şeyler anlattı. Belge yok. Bilgi yok. Daha önce oldukları gibi. Şimdi belgeleriyle, bilgileriyle an ve an Ali Kurt sunum yaptı, Ali Sukas sunum yaptı, Elçin Karaoğlu sunum yaptı. Ceyhun Bey, burada muhteşem bir brifing verdi. Hem de müfettişlere yönelik… Yani Seyfullah Bey’i mi anlatayım, kimi anlatayım Sayın Başkan? Bu insanlar bilgi bilgi, belge belge bir şeyler anlattı. Ne oldu? Beyan geçerli oldu, bu kadar sunum… “Siz bekleyin!” E biz endişe etmeyelim mi Sayın Başkan? Endişe ediyoruz. İnanın soruya geleceğim ama bunların her birinin Ahmet Güldü’ye soracağım soruyla ilişkisi var Sayın Başkanım. Bu insanlar beyanla tutuluyor. Şoförler aylarca yattı! Benim 8 ay, iki şoförüm yattı. Sizin önünüze bile gelemedi. Sekiz ay yattı Sayın Başkan. Bu sekiz gün değil Allah aşkına! Allah aşkına! Sekiz ay sizin önünüze bile gelemedi çünkü iddianamede yoktular. Şimdi serbestler. Sekiz ay, sekiz gün değil, sekiz saat değil… Yani bir insan 8 saat nezarette kalsa, psikolojisi bozuluyor.

Bunları yaşayıp, biz bunlara ifade etmeyecek miyiz? Bakın bu dosya, yani şu an Ahmet Güldü'nün burada olduğu dosya, ki yanılmıyorsam on bir kişi var bu şirketten burada, bir de ilişkili olan üç dört kişi var benim İBB’den bildiğim, tanıdığım arkadaş.. Üç dört kişi. 110 milyar lira kamu zararı… 110 milyar! Bu nasıl uydurulur yahu? Sayın Başkan, bu nasıl uydurulur? Yani bu uydurma üzerine biz nasıl bir savunma yapalım? Şimdi bu kardeş, bu genç insan, yani ne diyebilir yani? Ofisboy diyorlar, çalışan diyorlar, işte al götür getir işi yapan denilen bir insandan bahsediyoruz. Sayın Başkan, bakınız gerçekten içimiz yanmıyor. Gerçekten canımız yanıyor. Bakın burada insanlar tutuksuz yargılanmalı diyoruz. Tekrar ediyorum… Bitiriyorum yani, bu bölümü bitiriyorum. Siz bana “Pazartesi söz vereceğim” demişsiniz, vermediniz. Ben duymadım. Demişsiniz, vermediniz. Lütfen müsaade edin. Üç dört dakikaya bitiriyorum Sayın Başkanım…

Israrla söylüyorum. Kendim için istemiyorum. Yahu ev hapsi verin? Başka bir adli kontrol verin. Bakın; vermelisiniz. Bu bir rica değil. Vermelisiniz. Bu benim tespitim. Şahsi olarak, insan olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olarak, bu ülkeyi yönetmeye talip cumhurbaşkanı adayı olarak vermelisiniz. Yüce Türk yargısı, utanç verici bir şekilde… Yüzde 20’lerin altında insanlar inanıyor yargıya. Diyor ki, “Ben yargıya inanmıyorum” diyor yüzde 80 küsur. Ben demiyorum, anketler diyor Sayın Başkan. “Yere düşmüş ben de bir tekme vurayım” diyemezsiniz herhalde. Dememelisiniz. Çünkü, varlığınızın sebebi bu. Adalet mümkün temelidir Sayın Başkan. Siz, “Bir tekme de ben vurayım” değil, tam aksine bu memleketin demokrasisi, adaleti, hukuk sistemi, geleceği, çocuklarımızın evlatlarımızı yarın için bir karar almak zorundasınız. Onun için buradasınız. Bizim beklentimiz bu. Ben size hep şöyle ifade ettim. Ben şöyle hitap ettim: Ben, görevinizi iyi yapmanız için en büyük fedakarlığı, en büyük gayreti gösterecek kişiyim. Başka kimse yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde başka kimse yok. Bakın çok net. Bu görevi iyi yapmanız için en büyük görevi, sorumluluğu hisseden kişi benim. Niye biliyor musunuz? Çünkü bütün suçlamalar bana ve benimle beraber buradaki insanlara yapılıyor. Onun için bu sözlerim, size katkı sunmak içindir.

Şimdi şoförler tutsak. Gittiler, ifade bile vermediler. Ama Sayın Başkan, siz beş aydır karar mercisiniz. Sizden önce yapılanlar geldi, geçti, gitti. Artık siz karar veriyorsunuz. Dolayısıyla, Allah aşkına, yani Iraz neyi anlatamadı Sayın Başkanım. Iraz neyi anlatamadı? Orhan Bey’in ne suçu var? Yani CHP'de bir görevi olduğu için mi burada? Bakın şüphelerimizi söylüyoruz Sayın Başkanım.

Mahkeme Başkanı: Soruya geçelim.

Ekrem İmamoğlu: Tamam. Ama bunları duyun. Lütfen duyun. Yani Aykut Erdoğdu, yatarı bile olmadığı bir husustan dolayı burada niye tutuluyor? Siyasi olduğu için mi? Benim iki belediye başkanı arkadaşım neyi anlatamadı size? Beyanını sunan veya itirafta, iftirada bulunan itirafçı olan insanların beyanı daha mı kuvvetliydi Sayın Başkanım? Yapmayın. Allah aşkına, bu millete bu zulüm çektirilemez. Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, burada alınan kararların katkısı var Sayın Başkan. Bunu bilin yani. Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, bu ülkede millet fakirse, şurada alacağınız kararların etkisi olacak Sayın Başkan. Sakın kararlarınızı sadece bu mahkemeyle sınırlı olduğunu düşünmeyin. Size hatırlatıyorum.

Onun için şoförlerin tutuklu beyanlara bakıyorum Sayın Başkan. Bir tane şoförün iftirası var. Bir tane şoför! Diyor ki, “Ben gördüm, şunu taşıdılar. Ben gördüm, şunu verdim.” O şoförün dönün tutanaklarına bakın, kimler kimler kayrılmış? Ertan’ı kayrılmış, Fatih Türk’ü kayrılmış, o kayrılmış, bu kayrılmış! Unutulmuş! Niye? Torpilliler mi var bu şeyde? O sistemin içinde torpilliler mi var? Birileri onları görmeyin, kenara itin şunları... Var! Ben ne diyorum biliyor musun? Var, daniskası var. Yüzlercesi var. Hatta şu anda ortaklık yapanlar var; yani hatta şu anda bu muktedir olan insanlarla ortaklık yapan insanlar var. Bakın bu kadar net söylüyorum, bu kadar bilerek söylüyorum Sayın Başkan. Bu dediklerimi size katkı sunmak için söylüyorum bakınız. Tarihe geçsin diye değil sadece, size katkı sunmak için söylüyorum. Onun için bu gariban insanlara bu yapılmaz, bu yapılmaz yani.

Şimdi soruya geleceğim. 110 milyar… 110 milyar Sayın Başkan. Şimdi ben tabii ki Ahmet Güldü'ye bunları anlatsam, on defa anlatsam anlamayacak. Yani buranın bir maden bölgesi olduğunu, buranın bir kanunla maden bölgesine dönüştürüldüğünü ve biliyorsunuz efendim, biliyorsunuz değil mi? Buranın yetkilisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır, MAPEG'dir, Valiliktir. Valiliktir bakınız. Biz kurum olarak masada bir kurumuz, bir kişiyiz. Başka kimse yok. Ve biz şu anda bir şirketin ofisinde geçenler... Dizimiz çıkmaz burada. Bir ofiste geçenler... Efendime söyleyeyim maden yok edilmiş, yaz 80 milyar. 30 milyar da işte şeyden yaz, hafriyattan yaz. Peki, kim kontrol ediyor burayı? Soruya geliyorum, kim kontrol ediyor? Siyasi ilişkiymiş. Bakınız benim, çevremdekilere ana avrat söven, küfreden bir gazeteye, Akit gazetesine 5 milyon 700 bin lira yatıran bu şirket, 2024. Listesine bakın, göreceksiniz orada. Orada Halk TV yok, Sözcü yok, efendime söyleyeyim BirGün gazetesi yok, Cumhuriyet gazetesi yok ama Akit gazetesi var. 5 milyon 700 bin lira. Sayın Başkan, savunmadan daha önemli bu. Bakınız geliyorum, geliyorum soruma geliyorum.

whatsapp-image-2026-05-05-at-11-48-14-1.jpeg

whatsapp-image-2026-05-05-at-11-48-14.jpeg
İmamoğlu'nun bahsettiği AKİT'e yatırılan paranı belgesi

5 milyon 700 bin lira. Daha çok şey anlatacağım zaten, bu bir tanesi, bu bir tanesi. Şimdi ana avrat söven, aileleri yerle bir eden bir kuruma bu şirket para yollamış. Ben görüyorum burada, şimdi görüyorum. Listeden ben değil, yani iddia makamının koyduğu listede ben bunu görüyorum. Bunu Ahmet Güldü'nün bilme şansı var mı, nereden bilsin? Nereden bilsin? Peki, ben biliyor muyum? Bilmiyorum. Başka şeyler de biliyorum şimdi, tek tek bunları soracağız, sorgulayacağız, öğreneceğiz. Sayın Başkan, soruma geçmeden çok önemli bir hususun daha altını çizeyim; çünkü sorum bununla ilişkili. Âdem Soytekin çıktı dedi ki: "Önüme bir şablon kondu ve ben o şablonun altına imza attım. O şablonda da örgüt tarifleniyor. O şablonu koyan da şu savcıyla şu savcı vardı, önüme bunları koydu ben oraya imza attım." dedi. Bakın örgütün tarifi var. "Ben böyle bir cümle ne kurdum ne de biliyorum." dedi burada sizin huzurunuzda söyledi. Sayın Başkan, burada örgüt yöneticisi... Şablonda örgüt yöneticisi, çöktü. Ertan denen kişi örgüt yöneticisi; çöktü. Murat Gülibrahimoğlu örgüt yöneticisi; çöktü. Hüseyin Gün diye birisi var, pazartesi davamız var, ben adamı tanımıyorum; çöktü.

Mahkeme Başkan: Şimdi bunların Ahmet Güldü'yle alakası nedir?

Ekrem İmamoğlu: Var, var geliyorum, tam da var. Niye biliyor musunuz? Konunun vahametini anlayın, zirveye çıkartıyorum sizi Sayın Başkan. O zirveden en aşağıyı görün diye bakıyorum; işin ne kadar trajikomik ötesi olduğunu anlayın diye anlatıyorum Sayın Başkan. En zirveye çıkartıyorum sizi. En zirvede bu isimler var ve o örgütün yöneticisi onlar, ben de örgüt lideriyim. Duruma bakar mısınız? Ahmet Güldü, sen böyle bir örgütten haberdar mısın?

Ahmet Güldü: Hayır, değilim.

Ekrem İmamoğlu: Sen, beni tanıyor musun sevgili kardeşim?

Ahmet Güldü: Tanımıyorum Başkanım, sadece televizyonlardan ve belediye başkanı olduğunuzu biliyorum.

Ekrem İmamoğlu: Yahu Sayın Başkan bu nasıl örgüt üyeliği? Yazık değil mi bu insana? Şimdi bu insan burada üç ay tatil mi yapacak Sayın Başkan? Sizin vicdanınıza bırakıyorum.

11.15 | MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU'NUN ÇALIŞANI: SÖYLEDİKLERİM TUTANAĞA GEÇİRİLMEDİ

İBB Davası'nda sıra Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Ahmet Güldü'nün savunmasında. Cebeci maden sahasına yönelik iddialar nedeniyle tutuklu yargılanan Ahmet Güldü, sözlerinin cımbızlanacağını düşünemeyeceğini ifade etti. Bu nedenden dolayı tutuklu olduğunu kaydeden Güldü, "Savcılık bana şirketle ilgili özel vekaletimin olup olmadığı bana sorulmadı. Ben kendim bunları söyledim. Çek bozdurma işlemleri yaptığımı bana sorulmadan anlattım. Vekaletimin olduğu, sözlerimin ifademden cımbızlanarak çekileceği hiç aklıma gelmedi. bunlardan dolayı tutuklanacağım hiç aklıma gelmedi. Bana bazı kişiler soruldu. Onlar ile ilgili bildiklerimi anlattım." ifadelerini kullandı.

11.08 | DURUŞMA BAŞLADI

Tutuklular, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Cebeci maden sahasına yönelik iddialar nedeniyle tutuklu yargılanan Ahmet Güldü savunma yapıyor.

10.50 | İNAN GÜNEY'E ECEVİT KARŞILAMASI

Beyoğlu Belediyesi'nin tutuklu belediye başkanı İnan Güney de İBB soruşturmasına dahil edilmesinin ardından duruşmalara katılıyor. Bugün duruşma salonuna gelen Güney'e Eceveit'le özdeşleşen Karaoğlan hitabı ile seslenildi: "Hoşgeldin Karaoğlan"

10.30 | DURUŞMA HENÜZ BAŞLAMADI

Tutuklular henüz salona alınmadı. Duruşma öncesinde tutukluların aileleri ve yakınları salon kapısı önünde toplandı.

Kaynak: Halk TV Haber Merkezi
AK Parti Jandarma Emekli CHP Polis Muş Ankara İstanbul Beyoğlu Türkiye BDDK Avrupa Tatil Cumhuriyet Cami Halk TV Hapis Savcı Enflasyon Kredi İçişleri Bakanlığı Adalet Soruşturma Vali Mahkeme Bodrum Kıbrıs Valilik Tunceli Süleyman Soylu Sağlık Enerji Çocuk Silivri Belediye Borç Esnaf Milli Eğitim Bakanı Para Vergi Maden Ekrem İmamoğlu Karadeniz Marmara