Hindistan’dan gelip İstanbul’un kabusu oldular! İstilacı tür yuvaları işgal edip kedi maması yiyor
Güney Asya kökenli istilacı çiğdeci kuşu, iki binli yıllardan bu yana İstanbul'da yayılımını artırıyor. Dünyanın en tehlikeli yüz canlısı arasında gösterilen tür, yerli kuşların yuvalarını gasp ederek kentin doğal dengesini bozuyor.
Çiğdeci ya da bilinen adıyla Hint maynası, ana vatanı Hindistan ve Pakistan başta olmak üzere Güney Asya olan istilacı bir kuş türü. Doğal yayılım alanı Güneydoğu Asya'nın bazı bölgelerine de uzanıyor.
Sığırcıkgiller familyasına ait olan tür, kahverengi tüyleri, sarı bacakları ve göz çevresindeki sarı çıplak deri ile tanınıyor. Zeki bir kuş türü olarak bilinen çiğdeci, taklit yeteneği ve güzel sesiyle de dikkatleri çekiyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, çiğdecinin bazı ülkelerde tarım zararlılarıyla mücadelede kullanıldığını belirtiyor. Türkiye'de ise türün 2000'li yılların başından bu yana görüldüğünü aktarıyor.
Dr. Bacak, çiğdecinin Türkiye'ye nasıl geldiğini şöyle açıklıyor: "Özellikle zekası, taklit yeteneği ve güzel sesi nedeniyle kafes kuşu olarak beslendiği için başka ülkelere taşınıyor. Ülkemizde de pet hayvanı olarak kafeste beslenen kuşlar gibi doğaya kaçması veya doğaya bırakılması sonucu popülasyonu artıyor."
Çiğdeci hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla beslenebiliyor. Bu geniş beslenme yelpazesi, türün şehir yaşamına kolayca uyum sağlamasında belirleyici rol oynuyor.
Kentlerde meyvelerden böceklere, insan kaynaklı gıda atıklarından kedi mamalarına kadar çok geniş bir besin kaynağından yararlanan çiğdeci, bu sayede popülasyonunu hızla artırabiliyor.
Dr. Bacak, İstanbul'da çiğdeciyi ilk kez 2000'li yılların başında Kartal Devlet Hastanesi yakınlarında küçük gruplar halinde gözlemlediğini belirtiyor.
Son 7-8 yılda özellikle Gülhane Parkı'nda yoğunlaşan tür, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu ve Marmara Üniversitesi Maltepe Kampüsü gibi birçok farklı noktada da görülmeye başladı.
Uygun yuvalama ve beslenme alanları buldukça kent geneline yayılan çiğdeci, papağanlar kadar dikkat çekmediği için şehirdeki yayılışı fazla fark edilmiyor.
Çiğdeci, dünyanın en istilacı 100 canlı türü arasında yer alıyor. Bu listede bulunan diğer iki kuş türü ise sığırcık ve kırmızı karınlı Arap bülbülü.
Tür yalnızca geniş besin yelpazesiyle değil, diğer kuşlarla girdiği agresif rekabet nedeniyle de ciddi risk oluşturuyor. Dr. Bacak bu durumu şöyle anlatıyor: "Çiğdeci, adaptasyon yeteneği ve besin yelpazesinin geniş olması nedeniyle çok rahat hayatta kalıyor. Diğer taraftan biraz kavgacılar, biraz zeki olmaları nedeniyle de başka kuşların yuvasını kapabiliyor. Onların besinlerini ellerinden alabiliyor."
Çiğdecinin hedefinde özellikle serçeler, sığırcıklar ve deliklere, kovuklara yuva yapan diğer kuş türleri bulunuyor. Dr. Bacak, "Özellikle serçelerin, sığırcıkların, deliklere, kovuklara yuva yapan diğer kuşların yuvalarını ellerinden alabiliyor. Hatta yumurtalarını yediğiyle ilgili kayıtlar var" diyor.
Şehirleşmenin artmasıyla birlikte İstanbul'da serçe popülasyonu zaten düşüş eğiliminde. Dr. Bacak'a göre serçe popülasyonunu olumsuz etkileyen iki temel faktör var: kediler ve çiğdeciler.
Kartal çevresi ve Gülhane Parkı'nda artık yüzlerce bireyden oluşan çiğdeci popülasyonu bulunuyor.
Dr. Bacak, popülasyonun büyümeye devam edeceğini vurgulayarak, "Yavrular hayatta kaldıkça, kedi mamaları, ekmekler ve diğer tüm gıda atıkları onlar için besin kaynağı oluşturacak faktörler olduğu sürece çiğdecilerin popülasyonu artmaya devam edecek" diyor.
İstanbul tarih boyunca martılar, yelkovanlar, leylekler ve serçelerle özdeşleşti. Ancak kent ekolojisindeki değişimle birlikte farklı türler artık çok daha görünür hale geldi.
İskender papağanı, yeşil papağan ve çiğdeci artık İstanbul'da sık rastlanan türler arasına girdi. Dr. Bacak, bunun kentteki yoğun insan nüfusu ve geçmiş yıllardaki egzotik kuş ticaretinin bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Değişen kentsel mimari nedeniyle serçeler yuva yapacak alan bulmakta zorlanıyor. Avrupa'da bazı ülkeler yeni yapılarda kuş yuvalarını zorunlu hale getirerek serçe popülasyonunu korumaya yönelik uygulamalara geçti. Dr. Bacak, Türkiye'de de kuşların barınabileceği yaşam alanlarının artırılmasının önemine dikkat çekiyor.
Dr. Bacak, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle çiğdeci popülasyonunun düzenli takip edilmesi gerektiğini söylüyor. Gerekli görülmesi halinde üremenin kontrol altına alınmasına yönelik insani yöntemlerin değerlendirilmesinin faydalı olacağını belirten Bacak, çiğdeci, yeşil papağan, kediler, kargalar ve martıların serçe gibi kentle özdeşleşen türlere ciddi zarar verdiğini vurguluyor.
(AA)