Casusluk davasında ikinci gün! Merdan Yanardağ: Silivri'den Türkiye'ye cumhurbaşkanı çıkacak
Silivri’de “casusluk” davasının ikinci duruşması görüldü. Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ savunmasında "Bu davanın temeli siyasal gerekçelere dayalıdır. Bu sürecin sonunda Silivri'den Türkiye'ye bir cumhurbaşkanı çıkacak" dedi.
Tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan, Gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında açılan ‘casusluk’ davasının ilk duruşmasının ikinci oturumu bugün Silivri’de görüldü.
Dünkü duruşma Hüseyin Gün'ün savunması ile başlamıştı. Gün, savunmasında İmamoğlu'nu seçilmesinden sonra annesi vasıtası ile gördüğünü dün de duruşma salonunda ikinci defa gördüğünü söylemişti.
Öte yandan Gün, FETÖ ile mücadele için devlet adına yurtdışında görev yaptığını ve bu konuda da kendisine eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın devlet adına yetki belgesi verdiğini belirtip bu belgeyi de mahkemeye sundu.
Gün'ün savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı ile Necati Özkan'ın çapraz sorgusu yapıldı.
Halk TV muhabiri Gamze Altunay Silivri'den gelişmeleri aktardı.
İşte gün boyu yaşananlar...
DURUŞMA YARINA ERTELENDİ
Cevat Kaya'nın savunmasının ardından mahkeme, savcısının tutukluluğa ilişkin ara mütalaasını sunması ve avukatların tahliye taleplerinin alınması için duruşmayı yarına (13 Mayıs) erteledi.
NECATİ ÖZKAN'IN AVUKATINDAN 'DÜŞMAN CEZA HUKUKU' SUÇLAMASI
Necati Özkan'ın savunmasını tamamlamasının ardından avukatı Kazım Yiğit Akalın söz aldı.
Akalın savunmasında iddia makamının, iddianameyi "düşman ceza hukuku" ile yazdığını savunarak, müvekkili hakkında tüm iddiaları tek tek açıkladı.
Müvekkiline atılan suçlamaların asılsız olduğunu ifade eden avukat Akalın, "Şu anda haksız bir tutukluluk var. Tahliyemizi istiyoruz. Biz asıl, burada tabii tutukluyuz ama tahliyemizi istiyoruz. Orada yarından itibaren yargılanmamıza devam edelim ve neticede de beraat kararlarımızı bekliyoruz." diye konuştu.
NECATİ ÖZKAN: BU DAVA BAŞLAMADAN BİTMİŞ BİR DAVA
Casusluk davasında verilen ara sona erdi. Merdan Yanardağ'ın avukatlarının ardından Necati Özkan heyet karşısına geçerek savunmasına başladı.
"Kanuna, adaba, ahlaka aykırı bir iş yapmadığımı çok iyi biliyorum. İmamoğlu’nun oyun dışına atılması için kotarılmış bir dava dizisiyle tutuklanmış biri olduğumu biliyorum. Sabrediyorum. Zamanımın çok sınırlı olduğunu da biliyorum. Ama yapabilecek başka bir şey olmadığını da biliyorum; sabrediyorum.
Sanıkların anlattıkları her bir detayla da görüyoruz, eften püften bir dava bu. Bilirkişi raporlarıyla da görüyoruz.
Ben bu davayı, başlamadan bitmiş bir dava olarak görüyorum ve çevreme de böyle anlatıyorum. Devletin, milletin, mahkeme heyetlerinin zamanını boş yere çalan bir dava olarak görüyorum."
NECATİ ÖZKAN 42 YILLIK ŞİRKETİNİ KAPATTI
"24 Ekim Cuma sabahı Kandıra’daydım. O gün CHP butlan davası açıklanacaktı. Sayımdan sonra televizyonu açtım. Bir müddet sonra Tele 1 ve Merdan Yanardağ ile ilgili soruşturma başlatıldığını gördüm. Hem garip buldum hem de garip bulmadım. Medyanın kontrol edilme ihtiyacını gördüm. Yanardağ’ın suç işlemediğine dair eminim ama televizyon kanalının susturulması ihtiyacı olduğunu bilerek bunu normal gördüm.
Sonra davanın içerisinde benim adımın, İmamoğlu’nun da geçtiğini gördüm. “Rüyada mıyım?” diye kendime çimdik attım. İş gerçeğe döndü. Bir anda haberler artmaya başladı. Hafızamı zorladım: Hüseyin Gün kim diye… Saatlerce düşündüm. Bütün kutsallarım üzerine yemin ederim, hiçbir şey hatırlayamadım.
Avukatım geldi, “Nedir bu iş?” diye sordu. Ben dedim ki: “Anlayamadım, Hüseyin Gün’ü tanımıyorum bile.” Bana bir fotoğraf gösterdi; İmamoğlu ile çekilmiş olan. Görünce her şey çözüldü, olayı hatırladım. Hanımefendiyi kareden çıkarsanız Hüseyin Gün’ü yine hatırlamayabilirim. Seher Hanım’ı ikinci görüşümdü. O kadar sürreal biri ki, o yüzden unutma imkânınız yok. Adını, niçin geldiğini unutabilirsiniz ama kendisini unutamazsınız.
Avukatıma dedim ki: “Buradan bir şey çıkmaz, burada suç unsuru yok.” Şaka gibi dediğim şey başka bir şeye dönüştü.
Merdan Yanardağ ile hayatımda iki kez bir araya geldim; biri dün, biri bugün. Daha önce iki kez de kendisini geçmiş olsun demek için aradım. Yanardağ, İmamoğlu aleyhinde konuştuğu gibi benim aleyhimde de konuşmuştur.
Benim bir kitabım çıktı. Seçimle ilgili, kampanya manuelidir. O kitap CHP içerisinde dalgalanmaya neden oldu. Merdan Bey de “O kitapta seçimleri kendisinin kazandığını söylemek istiyor galiba” dedi. Öyle bir şey yok tabii ki. O seçim milyonlarla kazanıldı. Doğru söyledi; seçim kampanyasını kazandıran, partinin sokaklardaki gücüdür.
Türkiye’de hukuk, devlet, millet adına soruşturma yapması gereken savcılıklar o kadar farklı bir yere gelmiş ki, sistemimiz o kadar dejenere olmuş ki ağlamak üzereyiz hepimiz. 14 aydır ben burada ailemden uzak çekiyorum ama hiçbir önemi yok…
Personelimin tamamına 31 Aralık’ta tazminatlarını vererek dedim ki: “Kusura bakmayın, yapabileceklerim bu kadar.” Bugünün sistemi, 42 yıldır çalıştırdığım şirketi kapatma noktasına getirdi."
"Ben Hüseyin beyi değil fotoğrafta sokakta görsem bile hatırlayabilecek değildim. Hiçbir değeri olmayan bir ilişkiden sonra ben bir vatan haini olarak, casus olarak ilan edildim haftalarca. Savcılık bunu nasıl yapabilir? Hiç mi insafınız yok. Kanun; kanun uygulayıcılarını da bağlar."
"HAKİM GÖZÜME BAKAMADI"
"Ekrem İmamoğlu’nu ve beni nasıl dahil ettiler dediğim işten gece 2’de tutuklandık. Hakim gözüme bakamadı. Verdikleri kararın arkasında olmadıkları için gözümüze bakamıyor…"
"CEZAEVİ GÖREVLİLERİ BİLE: SAÇMA SAPAN BİR ŞEY CANINI SIKMA DEDİLER"
"Adliyeden Kandıra’ya döndüğümde cezaevi görevlileri bana "007 hoş geldin" dedi. Ben hakaret ediyorlar zannettim. Anlattılar sabaha kadar televizyonda izlemişler, “Ya saçma sapan bir şey canını boşa sıkma” dediler. Onlar bile iddianamenin boş olduğunun farkında."
"İddianameye baktığınızda diyorsunuz ki ya bu cümleler alt alta nasıl yazılıyor?
2019 seçimlerine giderken, başta CHP üyelerinin büyük çoğunluğu, Türkiye'deki vatandaşlarının yüzde 80-90’ı 'İmamoğlu bu seçimi kazanamaz' diye düşünüyorlardı. Çok orantısız bir güç diye bu mücadele kazanılamaz diye düşünüyorlardı. Ama kazandı. Böyle olunca 'çaldılar' diyerek başladılar. Sonra “Hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler olmuştur” dediler. Bugün hala bu davanın temeli bu; hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler olmuştur."
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Merdan Yanardağ'ın savunmasını tamamlaması ve avukatın da sözlerini tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından İmamoğlu'nun kampanya direktörü savunmasını verecek.
MERDAN YANARDAĞ: SİLİVRİ'DEN TÜRKİYE'YE CUMHURBAŞKANI ÇIKACAK
Dün Hüseyin Gün'ün ve İmamoğlu'nun savunmalarını yapmasının ardından bugünkü duruşma tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ'ın savunması ile başladı. Yanardağ, davanın siyasi olduğunun iddianameden anlaşıldığını ve Silivri'den Türkiye'ye bir cumhurbaşkanı çıkacağını söyledi:
“Umuyorum ki bu davaların sonucunda Silivri’den Türkiye’ye bir cumhurbaşkanı çıkacak. Kendisi dedi ki ben makam mevki peşinde değilim. Biliyorum, ama dedim ki bu artık bir haysiyet meselesi.
Siyasal bir iddianameyle, ideolojik ön yargılarla hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız. İddianamenin ruhu, iddianamenin son sayfasında... İddianamenin altındaki imza dönemin Başsavcı Vekili Can Tuncay. Şimdi nerede? Bakan yardımcısı.
Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayın yapıyorum, gazeteciyim; biraz da casusluk yapayım demişim iddianameye göre.
((İddianamenin son iki paragrafını öncesinden okudu.))
Yabancı bir devlet yok. İddia makamı yumurtasız omlet yapmaya çalışıyor.
Bu operasyonun iki amacı var. Birincisi, TELE1’e el koyup beni ve arkadaşlarımı susturmak. TELE1, gazetecilerin kurduğu ve yönettiği tek kuruluştur. Diğerleri patron şirketidir. TELE1, bağımsız, tarafsız ancak siyasal ve felsefi tercihleri olan bir kanaldır."
"BREZİLYA KUMPASI BOZDU: LULA SEÇİME GİRDİ"
Daha önce İBB davasında İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, İmamoğlu'na yapılanları Brezilya'da şu anda cumhurbaşkanı olan Lula'ya yapılanlarla benzerlik taşıdığını söylemişti. Bugün casusluk davası kapsamında savunmasını yapan Merdan Yanardağ da bu konu üzerinden savunma yaptı ve "Türkiye'de ne olacak göreceğiz" dedi.
"Brezilya kumpası bozdu. Lula seçime girdi Amerika'nın desteklediği Bolsonaro'yu indirdi. Bolsonaro Amerika'ya kaçarken yakalandı ama insaflılar yargılama sürecinde ev hapsine aldılar. Türkiye'de ne olacak göreceğiz."
YANARDAĞ: BU DAVANIN İKİ AMACI VAR
Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ, "Davanın iki amacı var. Biri Tele 1 susturmak. Diğeri de Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek" dedi.
Yanardağ, İmamoğlu'nun tutuklanmasını kınamayan tek ülkenin İngiltere olduğunu belirtti. Yanardağ, AKP'nin ömrünü doldurduğunu ve bu ömrü uzatmak için Casusluk davası, İBB davası gibi manevralar yaptığını düşündüğünü söyledi. Tele1'e kayyum atanmasına da değinen Yanardağ, "Bu kanala 10 milyon dolara almaya hazır olanlar vardı. Kanalı batırdılar" şeklinde konuştu.
"ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİR YIL ÖNCEDEN GÖRDÜM"
Yanardağ "Çözüm sürecinin başlatılmak istendiğini 1 yıl önceden gördüm. Öcalan'ın şartlarının tüm tutuklularla aynı olması gerektiğini söylediğim için tutuklandım. Sonra çözüm süreci başladı" dedi.
"40 YILLIK GAZETECİYİM HOBİ OLSUN DİYE CASUSLUK YAPMIŞIZ..."
"Spor olsun diye casusluk yapmışız yani ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye ya ben 40 yıllık gazeteciyim gazetecilik yapıyorum bu arada pek işim gücüm yok yani ki işimiz gücümüz başımızdan aşkındı biraz da casusluk yapayım diye hobi olsun diye casusluk yapmışız. Peki bu iddianameyi yazanların dayanağı nedir? Dayanağı başta casusluk, devlet sırrı gibi konuların tanımlandığı, daha teorik diyebileceğimiz bölüm. Peki bu bölümde kim var? İki doktorun tezinden alıntı yapılmış. Adın üzerinde bu bir tez."
"SOĞUK SAVAŞ ARTIĞI BİR KAFA TÜRKİYE'DE DEVAM EDİYOR"
"Ben polisiye edebiyatı severim, casusluk romanlarını okurum. Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim. Ve az önce kanun maddesini okudum; hangi gizli belge ve bilgi alışverişi olmuş? Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangisi devlet sırrı niteliğinde? Dün söylendi; "Mozaik sırrı" diye bir şey. Soğuk savaş artığı bir kafa Türkiye'de devam ediyor. Avrupa'nın 1950'lerde, 60'larda terk ettiği bir hukuk anlayışı bu. Nedeni de şu: İki blok var; sosyalist bloğa karşı, Sovyet ve sosyalist blok yanlısı olduğunu düşündükleri vatandaşlarını etkisizleştirmek amacıyla casusluk kavramını genişletmeye çalıştılar ama olmadı. 1950'lerden sonra onu kaldırdılar.
"DAHA EMNİYETE İFADE VERMEDEN KAYYUM ATADILAR"
"Şimdi burada diyor ki casusluk amaçlarıyla kullanıldığı için müsadere... Dava sonuçlanmadı. Belki beraat edeceğiz. Kesin beraat edeceğimizi düşünüyorum ama belki beraat edeceğiz. Peki niye? Daha ben emniyette ifade vermeden kayyum atadılar. Emniyette ben 4. gün ifade verdim. 3 gün tuttular, eziyet ediyorlar. 3 gün tuttular, 4. gün sabaha karşı bitti ifade. "
UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARINDA 60 DAKİKA GÖRÜNTÜLÜ KONUŞMA HAKKI
Yanardağ, gardiyan ve infaz koruma memurlarının kendilerine karşı dikkatli davrandıklarını ancak ağırlaştırılmış müebbet koşullarından tutulduklarını söyledi. Yanardağ, uyuşturucu kaçakçılarına haftalık 60 dakika görüntülü konuşma hakkı verildiğini ancak kendilerine verilen arama hakkının sadece 10 dakika olduğunun altını çizdi:
"Burada bütün infaz koruma memurları, gardiyanlar hepsi sağ olsunlar bize karşı dikkatli ve saygılılar, hiçbirinden şikayetçi değilim. Ama ağırlaştırılmış müebbet hapis koşullarında tutuluyoruz burada. Haftada 10 dakika telefon görüşme hakkımız var. Ama uyuşturucu kaçakçıları haftada 60 dakika görüntülü konuşuyorlar ve haftanın her günü bu hakka sahipler. 10'ar dakikadan haftanın 6 günü görüşebilirler. Kadın cinayetinden gelseniz, tecavüzden gelseniz, uyuşturucu kaçakçısı olsanız bu haklardan yararlanacaksınız. Ama Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Bey, Necati Özkan ve diğerleri bundan yararlanamıyor. 12 metrekarelik bir hücredesiniz."
"SAVCI ÇARPITMA YAPTI"
Yanardağ savunmasını bitirirken hakim, "Soruşturma aşamasında ben çok kez ifadelerde genel olarak bu minvalde, kabul etmediğiniz bir husus var mı bu ifadelerde?" diye sordu.
Yanardağ bu soruya verdiği yanıtta savcılıktaki sorgu aşamasında kullandığı ifadelerin savcı tarafından çarpıtıldığını öne sürdü:
"Soruşturma aşamasında verdiğim ifadelerin tamamı doğrudur. Orada sadece bir şeye değineceğim. Savcılık orada da yine bir çarpıtma yaptı. Savcılık ifadesinde ben 'Hayır, Hüseyin Bey'den bir para almadım' dediğim zaman 'Peki bu çelişkiyi nasıl gidereceğiz?' dedi. Bu arada Hüseyin Bey'in ifadesinden habersiz bir şekilde verdiğim ifadelerim Emniyet'te ve sorgu hakimliğinde hazır gibi birbirini tamamlıyor. Bu arada zaten bugün öğrendiğime göre Hüseyin Bey de Emniyet'e getirilmiş, aynı anda Emniyet'teyiz ama haberimiz yok.
'Peki bu çelişki nasıl?' dedi. Dedim 'Yorumlamak gerekirse ya o yanlış hatırlıyor ya ben yanlış hatırlıyorum.' Onu tutanağa geçirirken 'Hüseyin Bey'in aldığı parayı dolaylı itiraf olarak yerleştirmişler.' Yalan söylüyor savcı. Poliste 'Hayır' dedim, savcılık soruşturmasının aynı paragrafının başında 'Hayır' diyorum, sorgu hakimliğinde 'Hayır' diyorum, burada da 'Hayır' diyorum.”"
İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakim karşısında: Casusluk davasında ilk duruşma!
Merdan Yanardağ casusluk iddialarına tek tek yanıt verdi! İşte tam savunma metni