Bayram tezgahında acı ayrım! Turiste çuvalla vatandaşa gramla
Bayram öncesi tarihi çarşıda iki farklı Türkiye manzarası var. Turistler poşetleri doldururken; kendi ülkesinde alım gücü düşen vatandaş tezgahları izliyor, alabildiği ise 100 gramı veya yarım kiloyu geçemiyor.
Kurban Bayramı öncesi Eminönü sokaklarında eski bayram telaşı yerini geçim derdine bıraktı. Şekerci, kuru yemişçi ve giyim mağazalarında vatandaşlar alışverişi kilo ile değil, gramla yapıyor. Çocuklarına bayramlık almak isteyen aileler, yüksek fiyat etiketleri karşısında dükkanlardan eli boş çıkıyor. Satış yapabilmek için ürün çeşitliliğini azaltma yoluna giden esnaf, meselenin yalnızca alışveriş olmadığını; vatandaşın giderek daha fazla yoksullaştığını ve bayramın daralan bütçelerin gölgesinde karşılandığını belirtiyor.
Evrensel'den Eylem Nazlıer'in haberine göre şeker, lokum, kuru yemiş ve çocuk kıyafetleri satan dükkanlarda alışverişler artık 'ihtiyaç kadar' değil, yalnızca 'gücün yettiği kadar' yapılıyor. Bir şekerci dükkanında bayram şekeri kilosu 195 liradan satılırken; tezgahlarda dizili lokum, draje ve çikolatalara rağmen satışlar eski bayramların gerisinde kalıyor.
Geçmişte farklı bütçelere uygun çok sayıda marka getirdiğini belirten bir esnaf, daralan alım gücü nedeniyle artık daha sınırlı ürünlerle çalıştıklarını şu sözlerle özetliyor:
"Eskiden çeşit çeşit şeker getirirdik. İnsan bütçesine göre alırdı; pahalısı da olurdu uygunu da olurdu. Şimdi tek markanın ürününü getiriyoruz. Hem uygun olsun hem kalitesi kötü olmasın diye uğraşıyoruz."
NAKİT BİTTİ, VATANDAŞ KREDİ KARTINA YÖNELDİ
Artan maliyetler, vatandaşın ödeme alışkanlıklarını da tümüyle değiştirdi. Vatandaşın cebindeki nakit paranın hükmünü yitirdiğini vurgulayan Eminönü esnafı, alışverişin tamamen borçlanmaya dayandığını belirtiyor:
"Abla artık paranın bir değeri yok. Bir balya parayla çıkıyorsun dışarıya; aldığın fiyatlar 1000 liranın aşağısında değil. Maliyetler yüksek, insanların alım gücü az. Millet kredi kartına yöneliyor, bankaya yöneliyor, faize yöneliyor. Ben yerli müşteriden nakit parayla geleni görmedim. Herkes kredi kartıyla alışveriş yapıyor."
Geçen yıla kıyasla satışların düştüğünü ifade eden esnaf, yüksek fiyatların dışarıdan iş var yanılsaması yarattığını ancak miktar bazında ciddi bir düşüş yaşandığını belirtiyor. Eskiden kilolarca alınan ürünlerin artık gram hesabıyla satıldığını söyleyen aynı esnaf, tabloyu şu sözlerle aktarıyor:
"Atıyorum müşteri eskiden 10 kilo alıyorsa şimdi 1 kilo alıyor. Çünkü en kötü üç parça ürün 2 bin, 3 bin lira tutuyor. Kimde bu para var? Herkes kredi kartıyla alışveriş yapıyor. Gelip almadan giden çok oluyor. Fiyatları görüp geri dönen çok insan var. Alan da oluyor ama sayıyla alıyorlar. 250 gram alan oluyor, 100 gram alan oluyor. Gücü ona yetiyor çünkü."
Yerli müşteri ile turist arasındaki alım gücü uçurumu da tezgahlarda kendini gösteriyor:
"Burası turistik yer. Yurt dışından gelen bazen memleketine götürmek için yüklü alışveriş yapıyor. Ama yerli müşteri yarım kilo kuru yemiş alıyor, yarım kilo lokum alıyor. Ortalama bu artık."
"BİZ PSİKOLOG GİBİYİZ, MİLLET İSYAN EDİYOR"
Ekonomik kriz, Eminönü dükkanlarındaki günlük diyalogların da ana gündem maddesi haline geldi. Vatandaşın en küçük harcamayı bile ince ince hesapladığını belirten esnaf, dükkanlarda karşılaştıkları manzarayı şöyle aktarıyor:
"Biz psikolog gibiyiz artık. Gelen müşteri fiyatı görüyor, hemen başlıyor siyaset konuşmaya, isyan etmeye. Ama bizim elimizden de bir şey gelmiyor. Millet artık 50 liranın hesabını yapıyor. Yapmak zorunda. Çünkü ciddi bir geçim sıkıntısı var. Kimisinin durumu bir kilo almaya yetiyor, kimisinin yarım kiloya. Ama insan ister ki kendisi de rahat alışveriş yapabilsin. Evine bir kilo şeker götürebilsin ama para yok insanlarda. Bunu bile alamayanı gördük."
Bu yıl pahalı markalı ürünler yerine halkın alabileceği daha uygun fiyatlı yerli ürünlere yöneldiklerini söyleyen esnaf; kolonya fiyatlarının 50 ila 100 lira arasında değiştiğini, kuru yemiş fiyatlarının ise 280 liradan başladığını belirtiyor. Ancak asıl sorunun etiketlerdeki rakamlar değil, vatandaşın cebindeki paranın erimesi olduğunun altı çiziliyor:
"Ben 8-9 senedir bu işteyim. Çok bayram gördüm ama son 2-3 bayram çok zayıf geçti. Eskiden millet alışverişini yapardı. Bayram denince Eminönü akla gelirdi. Şimdi öyle değil. Her yerde satış var ama mesele o değil; insanlar artık geçinemiyor."
"İNSANLAR PEYNİRDEN VAZGEÇTİYSE GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN"
Daralma sadece bayramlık ürünlerle sınırlı kalmıyor; temel gıda tüketimi de krizden nasibini alıyor. Bundan beş yıl önce bayrama bir hafta kala çalışanların izinlerinin kaldırıldığını ve yoğunluktan nefes alamadıklarını hatırlatan bir başka esnaf, son iki yıldır bayramların sıradan bir gün gibi geçtiğini söylüyor. Peynir reyonunda çalışan esnafın şu sözleri, krizin geldiği boyutu özetliyor:
"Peynir satışları bile çok düştü. Kahvaltı en temel ihtiyaç. Sabah kalkınca yapılacak ilk şey kahvaltı. Eğer insanlar peynirden vazgeçtiyse gerisini siz düşünün. Belki lokum, çerez keyif işi denebilir ama bunlar da bayramın olmazsa olmazıydı. İnsanlar artık bayramdan vazgeçiyor. Şeker bile almıyorlar."
BAYRAMLIK KIYAFETLER ASGARİ ÜCRETLİYE HAYAL OLDU
Vatandaşın bayram alışverişindeki bir diğer durağı olan çocuk giyim mağazalarında da durum farklı değil. Eminönü'deki sıradan bir mağazada dahi en düşük çocuk pantolonu 500 liradan başlarken, tişörtler 400 lira, elbiseler ise 700 liraya kadar çıkıyor. Asgari ücretle geçinen aileler için bu rakamlar ciddi bir yük oluştururken, anne babalar fiyat sorduktan sonra mağazalardan ayrılmak zorunda kalıyor.
Geçmiş yıllardaki mağaza kalabalıklarını arayan bir satış görevlisi, durumu şu sözlerle ifade ediyor:
"3-4 yıldır aynı mağazada çalışıyorum. Eskiden bu dönemlerde mağaza tıka basa dolu olurdu. İnsanlar çocuklarına bayramlık almak için gelirdi. Şimdi tek tük müşteri geliyor. Belki hafta sonu biraz hareket olur diye bekliyoruz ama eski bayramlar yok."
Ekonomik kriz alışkanlıkları değiştirdi: Hayat pahalılığı zorunlu tasarrufa itti