İki as, bir papaz!

İki as, bir papaz!

Süper Lig'in 32. haftasında Kasımpaşa, sahasında lider Beşiktaş'ı 1-0 mağlup etti. Yazarımız Can Durukan karşılaşmayı değerlendirdi.

Kadrosundaki pek çok as oyuncusundan yoksun Kasımpaşa deplasmanına çıkan Beşiktaş için aslında maç 2 saat öncesinden başladı. Başakşehir – Yeni Malatyaspor maçı, ev sahibi takımı direkt ilgilendiriyordu zira Başakşehir kazanırsa küme düşme hattının üstüne çıkacak ve Kasımpaşa’yı adeta ateşe atacaktı. Nitekim Başakşehir kazandı. Aynı saatlerde Ankaragücü’nün Antalyaspor’u yenmesiyle ligin dibi iyice kızıştı ve Kasımpaşa, Beşiktaş karşısında 19. sırada çıktı. Kazanıp 14. oldu.

Beşiktaş sıradan bir takım görüntüsü çizdi!

İlk dakikalarla birlikte başlayan Kasımpaşa’nın baskısı, Beşiktaş’ı oldukça zorladı. Arzulu, istekli, alan bırakmayan bu oyun karşısında Beşiktaş, ezberindeki oyununu ortaya koyamadı zira o oyunun bütün kilit adamları bugün sahada yoktu. Aboubakar’ın sırtı dönük aldığı toplar, boş koşuları, Ghezzal’ın tekniği, oyun görüşü ve öldürücü pasları olmayınca Beşiktaş; sıradan bir takım görüntüsü çizdi. Karşısında da can havliyle oynayan Kasımpaşa olunca oyunu teslim etmekten başka çaresi kalmadı. Zira Beşiktaş üretemiyor, rakip yarı alana yerleşemiyor ve tempo yapamıyordu. Aslında maç 0-0 giderken bir şans golü bulsa  mevcut kadrosu kontra atak için son derece uygundu ve farkı kolaylıkla arttırabilirdi. Ama oyunu tutamadığı için skor olarak da geriye düşünce, ne yapacağını bilemez bir duruma geldi.

Beşiktaş maç boyunca hiç üretmedi!

Kenarda uzunca süre bekleyen Gökhan Töre ve Oğuzhan’ın durumlarını elbette bilemeyiz ancak belki sahaya daha erken adım atsalar ya da ilk 11 başlasalar Beşiktaş, Kasımpaşa’dan o baskıyı yemeyebilir, hücumda daha tehditkar bir takım olabilir ve işleri lehine çevirebilirdi. Sağ bek oyuncusu Rosier, sağ önde neredeyse hiç farklı gösteremedi. Merkezdeki Ljaic stoper gibi her topu garanti oynayıp takımı atağa kaldıramadı, solda N’Koudou da alıştığımız şekilde topları ezince Beşiktaş maç boyunca neredeyse hiç üretemedi.

Sergen Yalçın, Oğuzhan’ı Töre ile beraber oyuna alsaydı…

İkinci yarıda Sergen Hoca oyuna müdahale edip il değişikliğini yaptığında maçın başından beri hiç bir varlık gösteremeyen Ljaic kenara geldi ve yerini Gökhan Töre’ye bıraktı. Bu değişiklik ile Rosier, asıl görev yeri olan sağ beke döndü, sağ bek Necip merkeze geldi ve Atiba, Ljaic’in görevini üstlendi. O dakikadan sonra Beşiktaş, rakip yarı alana yerleşti. Boşluk aradı. Dönen topları aldı, baskı kurdu. Belki net pozisyonlar yakalayamadı ama formasyon, oyuncuların oyun ezberine yaklaşınca takımın olumlu tepkisi anında geldi. Belki 72’ye kadar beklemek yerine Oğuzhan’ı da Töre ile beraber içeri atsaydı, şimdi Sergen Hoca’nın çevirdiği bir maçı konuşuyor olurduk. Ancak maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar oyuna ortak olamadı.

Küme düşme hattından çıkmak isteyen ve bu bağlamda şiddetle puana ihtiyaç duyan Kasımpaşa ise ikinci yarıya daha temkinli başladı ve Beşiktaş’ın üzerine gelmesini bekledi. Onlar da ilginç şekilde son derece geniş alanlar olmasına rağmen koca 45 dakika boyunca 1 tane bile etkili kontra atak geliştiremediler. Penaltıyı da kaçırdıklarında zaten maçın böyle bitmesine çoktan razı olmuşlardı. Aslında bu durum, Beşiktaş için avantajdı. Baskıyı arttırıp  rakibi hataya zorlayacak şartlar oluşmuştu ama rakibe o hatayı yaptıracak oyuncular sahada yoktu. Onların yerine oynayanların da pek mecali yoktu. Oyuna 72’de giren Oğuzhan, uzunca süre ortalarda görünmedi. Gökhan Töre, son ana kadar elinden geleni yaptı, kanattan merkeze gelip oyunun liderliğini de üstlendi. Ancak Larin’in ceza sahası çevresinde statik kalması, boş alanlara geç koşular yapması nedeniyle Töre giderek kendine oynamaya, adam eksiltmeyi zorlamaya ve şut açısı bulmaya çalıştı. Kalabalık Kasımpaşa savunması ise buna bir kez bile izin vermedi.

Ligin fişini çekme fırsatını tepti!

Sonuç olarak ligin fişini çekme fırsatı Fenerbahçe maçından sonra ikinci defa ayağına gelen Beşiktaş, bu fırsatı da tepti. Belki bir şey kaybetmedi ama çok önemli bir avantaj da kazanabilirdi. Henüz kredisi bitmiş değil ancak küme düşmemeye oynayan Kasımpaşa karşısında her ne kadar eksik kadroyla olsa da daha üretken, en azından daha tehditkar bir oyun oynaması beklenirdi. Bundan sonrası için stres seviyesi daha yüksek maçlar oynayacağını da hesap edersek  Beşiktaş’ın şampiyonluk yolundaki en büyük rakibi, deplasmanda oynayacağı Galatasaray maçına kadar kendisi... Stresle doğru şekilde baş eder ve eksikleri dönünce bildiğimiz oyun ezberine dönerse güle oynaya şampiyon olurlar. Ya da uzun yıllar konuşulacak bir kaybediş hikayesine tanıklık ederiz..

"Hakem abiye bir şey demek istemiyorum"